Petrolün Tarihçesi

Petrolün Tarihçesi

Maden yatakları halinde birikmiş olan ve enerji kaynağı olarak kullanılan doğal madeni yağ (petrol sözcüğü latince petra “taş” ve oleum “yağ” sözcüklerinden türetilmiştir).

TARİHÇE
Madeni yağ, çok uzun süreden beri, özellikle bitüm (hafif ürünlerin buhar-laştırılmasıyla elde edilen kalıntı) biçiminde bilinmektedir. İ.Ö. 520’ye doğru Babil’de ve Mısır’da yakıt olarak kullanılmakta ve ölüler, bitüm ve aromatik maddeler karışımıyla ilaçlanmaktaydı. Herodotos, Plinius, Plu-tarkhos gibi birçok Eski Yunan ve Latin yazarı da petrolün varlığına dikkati çekmişlerdi. Asya’da, Kafkasva ve Tibet’in en eski halkları topraktan yükselen ateşlenmiş nafta demetlerini Uahi belirtiler olarak kabul edip saygı gösterirlerdi (ateşe tapanlar). Bununla birlikte, petrol sanayisi çok yenidir: Ancak XIX. yy’da ortaya çıkmıştır. 1857’den başlayarak Bükreş kenti petrolle aydınlatıldı ve ilk Romanya petrolleri bu tarihten sonra piyasaya sürüldü. A.B.D’nde ilk kuyular, Drake tarafından Pennsylvania’ da 27 Ağustos 1859’da açıldı. Bu dönemden sonra, petrol sanayisinde önemli bir gelişme görüldü.

KÖKENİ

Günümüzde, farklı madeni yağ yataklarının içinde bulundukları koşullar ile madeni yağların, gazların, asfaltların kimyasal bileşiminin koşulları (klorofil türevleri olan azotlu bileşiklerin [porfirinler] varlığı) göz önüne alınarak petrolün organik kökenli olduğu kabul edilir. Buna karşılık, organik maddenin hidrokarbona dönüşüm mekanizmaları daha az bilinir. Organik madde iki kaynaktan üeri gelir: Plankton ve ırmaklarla denize taşınarak tuzlu suyun temasıyla çöken hümüslü maddeler. Bu elementler, kıta sahanlıklarına çöken tortulları organik madde açısından zenginleştirirler. Organik maddenin petrole geçişi, oksijen azalmasını ve buna bağlı olarak hidrojen açısından bir zenginleşmeyi (indirgenme olayı) gerektirir. Söz konusu dönüşüm, birçok havzanın di binde, havasız ortamda yaşayan bakterilerin etkinliği sayesinde gerçekleşir. Bu olay, A.B.D’li ve S.S.C.B’li araştırmacılar tarafından, bazı maden yataklarının yağlarında olduğu kadar yeni ve eski tortularda (Meksika körfezi, Hazar Denizi) havasız ortamda yaşayan bakterilerin bulunmasıyla büyük önem kazanmıştır. Günümüzde, bu bakterilerin ağır madeni yağların oluşumuna yol açtığı düşünülmektedir. Son dönüşümün nedeni, tortulların gömülmesi ardından meydana gelen basınç ve sıcaklık artışı ile petrol yağında eser miktarda bulunan nikel, molibden, vanadyum gibi metallerin katalitik eylemidir: Bütün bu hidrokarbonlar yavaş dönüşümlerden geçerler (bu da madeni yağların ve işletilen doğal gazların çok büyük çeşitliliğine yol açar). Meksika körfezindeki tortullarda gerçekleştirilen incelemeler, oluşum sürecinde hidrokarbon içeren tortulların yaşının 12 000 ya da 15 000 olarak saptanmasına olanak sağlamıştır

Yorum yazın