Oksijen Nedir Nerelerde Kullanılır

Oksijen Nedir Nerelerde Kullanılır

Oksijen kimyasal bir elementtir. Solunuma bir dakika bile ara verilmesi akciğerlerde zarara sebep olur. Nefes almadan üç dakika durulursa beyin hücreleri ölmeye başlar. İnsanın canlı kalabilmesi için nefes alması gerekliliği havadaki oksijen gazına duyulan gereksinme ile ilgilidir. Solunum diğer bütün vücut gereksinmelerinden daha önemlidir. İnsanın günlerce susuz olarak ya da haftalarca gıdasız olarak yaşaması mümkündür; ancak oksijen gazının yokluğu hemen ölüme yol açar. Bu kural bütün hayvanlar ve bitkiler için geçerlidir. Yeryüzünde oksijen olmasaydı yaşam da olmazdı.
Oksijen 1774 yılında Joseph Priestley tarafından bulunmuştur. Simgesi O harfidir. En küçük taneciklerini oksijen atomları oluşturur. Normal oda sıcaklığı ve basıncında kokusuz ve renksiz bir gaz olarak bulunur. Normal oda basıncında, -183°C’ ye soğutulursa açık mavi renkte bir sıvıya dönüşür. -218°C’de donarak açık mavi renkte bir katı madde oluşturur.
Saf ya da serbest halde bulunan oksijenin en çok rastlanılan şekli gaz halidir. Oksijen moleküllerinin oluşturduğu oksijen gazı, her molekül iki oksijen atomu içerdiği için 02 olarak gösterilir. Ayrıca, oksijenin daha az görülen ve ozon adı verilen bir başka gaz hali vardır. Ozon molekülleri üç atomludur ve 03 ile gösterilir.
Oksijen, yeryüzünde en çok bulunan elementtir. Serbest gaz hali havanın yüzde 21’ini oluşturur. Oksijen su moleküllerinin bir bölümünü oluşturduğu için suyun ağırlığına onda dokuz oranında katılır. Bir su molekülü H2O ile gösterilir ve bir oksijen atomunun iki hidrojen atomu ile birleşmesi sonucu meydana gelir. Yerkabuğunun yarısı başka elementlerle bileşik halde bulunan oksijen içerir. İnsan vücudunu ve bütün canlı organizmaların vücutlarının büyük bir kısmını, başka elementlerle bileşik halde olan oksijen oluşturmaktadır.
Oksijen çeşitli elementlerle kolaylıkla birleşir. Meydana getirdiği yeni maddelere oksit adı verilir. En çok görülen oksit kumdur (silikon dioksit, SİO2). Oksitler oksitlenme adı verilen bir kimyasal etkime sonucunda meydana gelir. Paslanma yavaş olarak meydana gelen bir oksitlenme şeklidir. Çivi gibi bir demir parçası nemli hava ile temas ederse, demir havadaki oksijen ile etkir ve pas adı verilen kırmızımsı bir madde oluşur. Pas demir oksit (Fe2Ü3) adı verilen oksiti içerir. Etkime sırasında gözle görülemeyecek kadar az bir ısı da oluşur.
Yanma ise oksitlenmenin hızlı şeklidir. Yakıtlardan faydalanılarak ısı elde edilir. Yanma sırasında yakıt ve onu çevreleyen oksijen arasında bir etkime başlar. Sonuç olarak ısı, ışık ve bazı yanma ürünleri meydana gelir. Yakacak odun ya da petrol ise, hidrojen ve karbon elementlerini de içereceğinden elde edilen ürünler su buharı ve karbon dioksittir. Bir karbon dioksit (CO2) molekülünde bir karbon atomu ile iki oksijen atomu bulunur.
Oksitlenme, hemen bütün canlıların vücutlarında meydana gelen bir olaydır. Vücutta yakıtın yerini besin maddeleri tutar, önemli bir besin maddesi olan karbonhidratlar karbon ve hidrojenin oksijenle oluşturduğu bileşiklerdir. Bu maddeler solunum adı verilen bir yöntemle yanmaktadır. Bu işlemde, ayrıca solunum sırasında havadan alınarak akciğerlere geçen serbest oksijene de gereksinilir. Oksijen akciğerlerden kan dolaşımına geçer. Kanda hemoglobin adı verilen özel bir kimyasal madde bulunur. Hemoglobin oksijeni kolayca etkiler ve doğrudan oksijenle birleşir. Oksijenin vücuttaki hücrelere taşınması bu yoldan gerçekleşir.
Endüstride bol ve ucuz oksijen havadan ve daha küçük ölçüde sudan elde edilir. Sudan elektrolizle havadan ise, sıvı hava buharlaştırılarak elde edilir.
Oksijen ve yaşam

Solunumun ürünleri su, karbon dioksit ve enerjidir. Su vücutta kullanıldıktan sonra solunum, ter ya da sidik ile dışarı atılır. Karbon dioksit kanda akciğerlere taşınır ve dışarı verilir. Hücreler vücutta yeni maddeler yapabilmek için enerjiye gereksinirler. Bu çeşit kimyasal etkimelere vücut hücrelerinin metabolizması adı verilir. Ayrıca enerji vücudun iş yapmasını sağlar. Sıcakkanlı hayvanlarda, vücut sıcaklığı ısı enerjisi ile sağlanır. Bazı hayvanlarda, örneğin ateş böcekleri, derin su balıkları ve bazı bitkilerde enerji görünür ışık şeklindedir. Canlı organizmaların oluşturduğu bu ışık enerjisine biyoparlaklık adı verilir.
Solunum sonucu hayvanların dışarı verdiği karbondioksit de kullanılmaktadır. Bitkiler karbondioksiti şeker bileşikleri yapmak için kullanır. Karbondioksit önce su ile etkir. CO2ve H2O, karbon, hidrojen ve oksijen atomlarına ayrışır.
Bu etkimede Güneş ışığı enerjisine gereksinilir ve etkimeye fotosentez adı verilir. Enerji şeker bileşiklerinde depolanır. Oksijenin büyük bir kısmı atmosfere döner. Aynı zamanda şeker bileşikleri bir çeşit yakıt meydana getirir ve bitkiye enerji sağlamak için oksitlenmeye uğrar. Bu solunum işleminde havadan bir miktar oksijen alınır.
Havada serbest halde bulunan bütün oksijen bitkiler tarafından bu yoldan oluşturulmaktadır. Milyonlarca yıl önce atmosferde hiç oksijen yoktu. İlk canlı organizmalar oksijene gereksinmezlerdi. Günümüzde de bazı bakteriler oksijenle temas ettirildiğinde ölür.
Günümüz toplumunda oksijenden çeşitli şekilde yararlanılmaktadır. Solunum zorluklarına karşı hastalar oksijen çadırlarından, pilotlar da oksijen maskelerinden yararlanır.
Oksijene karşı duyulan gereksinme nedeniyle, oksijen üretmekte olan bitkilere dikkat gösterilmesi gerekmektedir. Hava kirlenmesi dünyanın oksijen ihtiyacını tehdit etmektedir.

Yorum yazın