Gümüş Nedir – Gümüşün Tarihi ve Kimyasal Özellikleri

Gümüş Nedir – Gümüşün Tarihi ve Kimyasal Özellikleri Hakkında Bilgiler

GÜMÜŞ i. (esk. türk. kümüş’ten). Kim. ve Miner. Beyazımsı, gri renkte, parlak, kolay işlenebilen, tel haline gelen ve oksitlenmeyen değerli maden. (Bk. ansîkl.) || Antimonla gümüş veya didkraz, gümüş antimonyür. || Beyaz gümüş, gümüşlü kurşun. || Kara gümüş veya polibazit, kırmızı gümüş veya pirarjirit, tabiî gümüş arsenyosülfürler. || Koloidal gümüş. Bk. kolargol || Kükürtlü gümüş veya arjiroz. Bk. arüRoz. || Patlayıcı gümüş, nitrür. (Bk. patlayici.) |l Tabiî gümüş, saf halde bulunan gümüş.^ |[ Gümüş beyazı, kurşun karbonatın doğru olmayan adı.

Tarihi Gümüş Paralar

— Cerr. Gümüş nitrat kalemi, dağlanacak yaraların üzerine gümüş nitrat (cehennem taşı) sürmeğe yarayan bir çeşit kalem.
— Ev eşyası. Gümüş takımı, gümüşten veya gümüş kaplama yapılmış. Sofrada kullanılmağa yarayan parçaların tümü. (Tabak, çorba kâsesi, salçalık, çatal, bıçaklar v.b.)
— Foto. Gümüş jelatino-bromür, jelatino- klorür, jelatin içinde asıltı halinde bulunan mikroskobik gümüş tuzları (bromür, klorür) billûrlarmdan meydana gelen ve genellikle «fotoğraf emülsiyonları» denilen, ışığa duyarlı tabakalar.
— Kuyumc. Gümüş işi, gümüşle yapılan her çeşit iş ve eşya.
— Metalürji. Alman gümüşü. Bk. mayşor. || Yeni gümüş, bakır (yüzde 60), çinko (yüzde 20) ve nikelden (yüzde 20) meydana gelen, rengi gümüş beyazını andıran mayşor tipinde alaşım: Yeni gümüş, daha çok sofra takımları ve çatal bıçak yapımında kullanılır.
— Teknol. Gümüş giderme, bazı maddelerin bileşiminde bulunan gümüşün ortamdan çıkarılması. || Gümüş kaplama, süslemek
veya korumak amacıyle, bir parçanın yüzeyini gümüş çökeltisiyle kaplama. (Bk. an- sîkl.) Teşm. yol. Gümüşle kaplanmış eşya. || Gümüş taklidi, 1760’a doğru Bassand tarafından bulunan ve şamdan, sofra takımı v.b. yapımında kullanılan, gümüşe benzer mayşor. || Alaşımlı gümüş, bileşiminde bazı yabancı madenler bulunan gümüş. || Çin gümüşü, gümüşlü bir mayşor çeşidi. || Dövme
gümüş, çekiçle dövülerek yaprak haline getirilmiş gümüş. || Düşük ayarlı gümüş, bileşimindeki gümüş yüzdesi tam ayardan daha az olan gümüş. || Kokil gümüşü, bal ve arap zamkıyle birlikte öğütülen ve tezhipçilerin kullandığı kokillerin içine yayılan toz gümüş. |1 Pota gümüşü, saf gümüş. || Sahte gümüş, gümüşlü bakır.
— ansîkl. Kim ve Miner. Gümüş, atom numarası 47 ve atom ağırlığı Ag=107,88 olan kimyasal elementtir. M.ö. 3000 yılından kalan Ur krallarının mezarlarında gümüş bulunduğuna göre, bu maden çok eskiden beri bilinmektedir. Altınla birlikte simyacıların araştırmalarına konu olmuştur; bunlar gümüşü sembolüyle gösterirler ve «Ay madeni» veya «Diana madeni» diye adlandırırlardı; bu adlandırma şüphesiz gümüşle Ay’ın rengi ve parlaklığı arasındaki benzerlikten doğmuştur. Gümüş, bütün madenlerin en beyazıdır; iyice parlatıldiğı zaman tam bir yansıtma yüzeyi meydana getirir ve bu yüzden optik aynaların yapımında kullanılır. Bu özelliğe bağlı olarak, böyle bir yüzey tarafından yayılan ısı çok düşüktür; parlatılmış bir gümüş kaba doldurulan sıcak bir sıvı çok yavaş soğur. Altından sonra, en kolay dövülen ve haddeden geçirilebilen madendir; çekiçle dövülerek birkaç mikronluk saydam yapraklar haline getirilebilir. Saf haldeyken oldukça yumuşaktır, tırnakla bile çizilebilir. Gerek ısı, gerek elektrik iletkenliği bakımından bütün maddelerin başında gelir. Yoğunluğu 10,5’tur; 960°C’ta erir, 1 850°C’a doğru kaynar. Erimiş haldeki sıvı gümüş, hava ile temas ederse oksijen alır; soğuduğu zaman da, bu oksijenin çıkışı yüzünden, yüzeyinde ufak kabarcıklar meydana gelir. Atmosfer basıncında oksijen etkisiyle oksitlenmez; havada eser halde kükürtlü hidrojen bulunduğu için yavaş yavaş donuklaşır ve kararır. Sıcakta, halojenler ve kükürtle birleşir; soğukta nitrik asit etkisiyle çözünür; sülfürik asit etkisiyle ancak derişik ortamda ve sıcakta aşınır. Meydana gelen bileşiklerde, gümüş bir (+ 1) değerlidir, tuzları da çok defa sodyum tuzlarıyle izomorftur.
• Cevherleri. Gümüş, blend, pirit ve galen yataklarında az miktarda bulunduğu halde, bu madenlerden ayırmak için yapılacak masrafları karşılayacak kadar değerlidir. Galen genellikle gümüşlüdür ve çok değerli yataklar meydana getirir (Golarado’da Le- adville; Nevada’da Eureka; Yunanistan’da Laurium; Ispanya’da Penarroya, Linares, San Quintino; yurdumuzda Toroslar, Balya, Gümüşhane). Ayrıca içinde gümüş bulunan bakır (Montana’da Anaconda; yurdumuzda Ergani, Küre) ve çinko (Avustralya’da Broo- ken Hili) madenlerini de belirtmek gerekir. Bu yatakların bazıları ve özellikle bunların üst kısımları, yüzeysel veya yeraltı tabiat olayları yüzünden sık sık değişikliğe uğramıştır. Bu olaylar sırasında daha az oksitlenen ve daha ağır olan gümüş ve altın, bu değişikliklerden meydana gelen artıklarda toplanarak, yalnız bileşimlerindeki değerli madenler için çıkartılan yüzey cevherlerini ve cepleri (bonanza) oluşturmuştur.
Yüzeydeki gümüş, gümüş kîorür, bromür veya iyodür halinde ve hattâ serbest olarak bulunur. Daha derinlerde bulunan bileşikler ise şunlardır: sülfürler (arjiroz),
sülfoantimonyürler (polibazit, arjiritroz), «kara gümüş», «kırmızı gümüş» denen sül- foarsenyürler (prustit). Bu gümüş yatakları arasında Meksika’daki (Veta Madre, Real del Monte, Zacatecas) ve Macaristan’daki kuvarslı büyük gümüş yatakları ile Com- stock (Nevada) madeni, Montana, Arizona, Bolivya (Potosi, Huanchaca) gümüşlü bakır yatakları; Almanya (Freiberg) ve Fransa’daki (Sainte-Marie-aux-Mines, Giromag- ny) kobaltlı gümüş (saf halde) madenleri ve Norveç (Kongsberg), Sardinya’daki (Sar- rabus) kalsit ganglı yataklar sayılabilir. Bu zengin yataklar tükenmek üzere olduğu için, bugün elde edilen gümüşün büyük kısmı blend, pirit ve galen cevherlerinden çıkarılır.
Dünya gümüş üretiminin (6 000 ton), aşağı yukarı yarısını Meksika ve A.B.D. sağlar. Bunları, büyük bir gelişme gösteren Kanada, Peru, Avustralya, Japonya, Bolivya ve Belçika Kongo’su izler. Fransa’nın üretimi elli ton kadardır. Yurdumuzda Murgul ve Ergani fabrikalarının çıkardığı ham bakırdan 5 000 kg gümüş elde edilir. (Bk. EK CİLT) Gümüş bileşikleri, Gümüş oksit AgsO, potasyum hidroksidin bir gümüş nitrat çözeltisine etkimesiyle elde edilen ve amonyakta çözünen koyu renkli bir tozdur; derişik bir amonyak çözeltisinin etkisiyle patlayıcı madde haline dönüşür.
Tabiatta hillûrlar halinde bulunan gümüş klorür, hidroklorik asidin gümüş nitrata etkimesiyle meydana gelen, yoğurt görünümünde beyaz bir çökeltidir. Amonyak ve sodyum tiyosülfat eriyiklerinde çözünen bu
bileşik, ışık etkisiyle yavaş yavaş bozunur; AgîCl alt klorürünü veren bu etkiden fotoğrafçılıkta yararlanılır; gümüş bromür ile iyodür de buna benzer tepkimeler verir. Gümüş bromür AgBr ile iyodür Agt, sarımtırak beyaz bir çökelti halindedir. Analitik kimyada, gerek bunların gerekse gümüş klor ürün çözünmezîiğinden, gümüş, klor, brom ve iyodun doz tayininde yararlanılır.
Flüorhidrik asidin gümüş okside etkimesiyle elde edilen gümüş flüorür AgF ise suda çok kolay çözünür.
Gümüş sülfür’e Ag*S, tabiatta sekizgen bil- lûrlar halinde bulunur (arjiroz); sentez yo- luyle de elde edilebilir; ayrıca, bir gümüş tuzu çözeltisinin üzerine kükürtlü hidrojen gönderilerek, siyah bir çökelti şeklinde ayrılabilir.
Gümüşün oksijenli tuzları genellikle, gümüşün, oksijenli bir aside doğrudan doğruya etkimesiyle elde edilir. Bunların en önemlisi suda çözünen renksiz billûrlar şeklindeki gümüş nitrat’tıv Ag NO3. Bu bileşik, 1- sıtılarak eritildikten sonra, cehennem taşı adı altında, dağlayım olarak kullanılan u- fak silindirler şeklinde katılaşır. Organik maddeler üzerine yakıcı bir etkisi vardır ve maddenin yüzeyinde siyah bir gümüş çökeltisi bırakır. Bu yüzden saçların siyaha boyanmasında kullanılabilir; ciltte bıraktığı siyah lekeler potasyum siyanürle çıkarılabilir, fakat bu oldukça tehlikelidir. Amonyaklı gümüş nitrat organik maddeler etkisiyle bozu- narak camın gümüşlenmesini sağlar; bu ö- zellikten ayna yapımında faydalanılır. Sodyum sülfatın izomorfu olan gümüş sülfat AgsSOi ve gümüş nitratın bir alkali orto- fosfat çözeltisine etkisiyle elde edilen, sarı renkli bir çökelti halindeki üç gümüşlü or- tofosfat AgaPO* da sayılabilir.
Gümüş tuzlarının özellikleri. Asitleri renksiz olduğu zaman, gümüş tuzlan da renksizdir; hoş olmayan madenî bir tatları vardır. Gümüş tuzu çözeltileri alkali hidroksit çözeltileri etkisiyle, amonyakta çözünebi- len siyah renkli bir çökelti verir: bu gümüş oksittir. Kükürtlü hidrojen etkisiyle de siyah renkli gümüş sülfür çökeleği elde edilir. Hidroklorik asit ile alkali klorür çözeltileri, amonyakta çözünebilen, yoğurt görünümünde beyaz bir gümüş klorür çökeleği meydana getirir. Organik maddeler gümüş tuzlarını indirgeyerek siyah renkli gümüş açığa çıkarır.
• Metalürji. Gümüş cevherleri genellikle gümüş bakımından fakirdir: bileşiminde ton başına 1-2 kg gümüş bulunan cevherler zengin sayılır. Ton başına 500-600 gr ‘gümüş bulunan cevherler, bu maddenin üretiminde kullanılır ve gümüş bir alt ürün olduğu zaman çok daha düşük oranlarla da yetimle bilir. Demek ki, gümüş metalürjisi, önce bir çözelti meydana getirerek gümüşün gangtan ayrılmasını amaç tutar, daha sonra gümüş, eriticisinden ayrılır.
• Gümüşün çözündürülmesi. Gümüş şu ortamlarda çözündürülür:
1. ergimiş bir maden içinde; bu yöntemde kullanılan madenler kurşun veya bakırdır; işlem aslında, cevherlerinin içinde gümüş bulunan bu madenlerin doğrudan doğruya üretimidir;
2. civa içinde; gittikçe az kullanılan bu işlem, malgama yapılması temeline dayanır;
3. sulu bir çözelti içinde; kullanılan çözeltiler sodyum tiyosülfatlı veya sodyum siyanürlüdür. Birinci yolda, kuru yolla malgama elde edilmesinde olduğu gibi, cevher önce sodyum klorür eşliğinde kavrulur; kavrulma sonunda bütün gümüş tuzları, sodyum tiyosülfatta çözünebilen klorür haline dönüşür; bu metot bugün pek az kullanılır, i- kinci yöntemde, bütün gümüş tuzları ve saf gümüş (önceden bir klorürleştirici kavurma uygulanması gereken arsenyo ve antimonyo- sülfürler dışında), oksijen eşliğinde, yüzde
0. 5-0,75’lik sodyum siyanür çözeltilerinde çözünebilir. İşlem, çok ince toz haline getirilen kütlenin karıştırılmasıyle sağlanır; altın da aynı yolla çözünebilir, fakat altının daha seyreltik çözeltilerle ortamdan ilk başta çıkarılması sağlanabilir.
• Gümüşün ayrılması. Bu amaçla kullanılan metotlar şunlardır:
1. maden eriyiklerinden: kurşun (Pattinson yöntemi veya elektrolitik arıtma); bakır (bir eritme işleminin izlediği çinkolama veya elektrolitik
arıtma). Arıtma sırasında sch- lamm adı verilen bir çökeltide toplanan gümüşe, daha sonra eritme işlemi uygulanır;
2. civa ile malgamasından (civa düşük sıcaklıkta kaynadığı için, gümüş malgamasının damıtıîmasıyle maden serbest hale geçer):
3. sulu çözeltilerinden: tiyosülfat (gümüş, sodyum sülfürle sülfür halinde çökeltilir, sonra ergime işleminden geçirilir); siyanür (çözelti süzüldükten sonra, gümüş çinko yardı- mıyle ayrılır; kullanılan çinko, ya sandıklarda talaş halinde, ya baskılı süzgeçlerde toz halinde bulunur; bu şekilde elde edilen gümüş, kurşun yapraklarına sarılarak ergimeye gönderilir).
Günümüzde, en zengin cevherlere siyanür yöntemi uygulanır. En fakir olanlar ve an- timonyo veya arsenyosülfürler, kurşun veya bakır fabrikalarına gönderilir. Sonunda gümüş daima ergimeyle elde edilir ve birbirini izleyen birkaç ergime yardımıyle saf hale getirilir. Kaynar haldeki derişik sülfürik asitte çözündürülerek veya daha yeni bir metotla, hafifçe asit olan bir gümüş nitrat çözeltisi içinde yapılan elektroliz işlemiyle bileşimindeki altından ayrılır. Saf olmayan gümüş çözünen anot vazifesini görür ve saf gümüş yavaş yavaş katotta toplanır. Bu a- yırma oldukça güç bir işlemdir. Kimyasal olarak saf gümüş elde etmek için gümüş, azotlu çözeltilerinden klorür şeklinde çökeltilir; bu bileşik de, kalsiyum karbonat ve kömür eşliğinde ısıtılarak indirgenir.
• Uygulama. Saf gümüş oldukça az kullanılır. Bununla birlikte, kükürtlü hidrojenle kararması bir yana bırakılırsa, aşındırıcı ortamlardan zarar görmediği için, kimya sanayiinde, tamamen gümüş veya gümüşle (plaklar veya elektrolitik tabakalar şeklinde) kaplanmış kapların yapımında kullanılır. Gümüş ayrıca, yüksek elektrik iletkenliği (şiddetli akımlar için elektrik kontakları yapımında)- ve sürtünmeye karşı gösterdiği direnç yüzünden, uçak motorları yataklarında sürtünme tabakası (elektrolitik çökelti) o- larak da kullanılır.
Buna karşılık, gümüş alaşımları çok kullanılır; çünkü gümüşe uygun madenler katılarak, temel Özelliklerinde önemli bir değişiklik meydana getirmeden madenin sertliği arttırılabilir. Gümüş-bakır alaşımları para, madalya yapımında ve kuyumculukta kullanılır; ayarlan binde cinsinden ifade edilir (binde 900’lük bir alaşımda [900 a- yar] yüzde 90 gümüş ve yüzde/ 10 bakır bulunur).
Elektrik kontakları yapımında, saf gümüşten daha sert olan ve bileşiminde yüzde 10 bakır ile yüzde 40 tungsten bulunan gümüş alaşımları kullanılır. Temel maddesi gümüş olan, fakat bileşimlerinde bir miktar kurşun veya talyum bulunan bazı alaşımlar da, bazı uçak motor yatakları ve yüksek basınçlarda sürtünmeye dayanıklı parçaların yapımında kullanılır.
Erime noktaları 650°C ile 780°C arasında değişen gümüşlü lehimlerde, yüzde 17-50 gümüş, yüzde 16-50 bakır, yüzde 16-33 çinko ve bazen de kadmiyum bulunur.
Gümüş klorür, bromür ve nitrat fotoğrafçılıkta kullanılır. Koloidal gümüş veya kol- largol eczacılıkta işe yarar. Gümüş oksit camların boyanmasında, gümüşün çeşitli bileşikleri de tıpta kullanılır: gümüş nitrat, kalem şeklinde, dağlayıcı ve yara kurutucu olarak veya göz damlası şeklinde yeni doğan bebeklerin gözlerini korumak için; gümüşlü koloitler, kimyasal veya elektrolitik usulle hazırlanan koloidal gümüş, gümüş vitelinat-proteinat gibi kolayca dağılabilen ve yakıcı olmayan proteinli bileşikler. Bazı enfeksiyonlarda koloidal gümüş, damar içine şırınga edilir.
El işlemelerinde kullanılan gümüş, yerine göre değişir. Askerî elbiselerin sırmalarında, saf gümüş (0,99 ayar, gümüş ve bakır alaşımı), daha basit işlerde, sim denilen sahte gümüş (çok hafif gümüşlenmiş bakır) kullanılır. Gümüş, dokuma ipliği, sırma, gümüş pullar, lame, kaytan, saçak v.b. yapımında da kullanılır.
Değerli bir maden olan gümüş, çok eski zamanlarda bile para olarak kullanıldı. Avrupa’da XIX. yüzyılda bu maden önemini kaybetti ve ancak düşük değerli paraların yapımında kullanıldı. A.B.D.’de ise gümüş, batıdaki üretici eyaletlerin etkisiyle önemini uzun süre korudu. Gümüş fiyatlarındaki aşırı dalgalanmalar, para sistemlerindeki rolünü kaybetmesinde en büyük etkendir.
—- Teknol. Gümüş kaplama çeşitli usullerle yapılabilirse de, bugün daha çok galvanik veya elektrokimyasal gümüş kaplama uygulanır. En eski usulde saf gümüş tabakası gümüş kaplanacak madene lehimlenir ve her iki maden, istenilen inceliğe gelene kadar haddeden geçirilirdi. Daha sonra, temizlenen eşya üzerine bir gümüş yaprağın oturtulması temeline dayanan yaprak halinde gümüş, kaplama usulü kullanıldı. Sıcakta gümüş kaplama’da parçalar, yavaş yavaş kaynama derecesine getirilen bir gümüş nitrat banyosuna, soğukta gümüş kaplama’da. da bir sodyum ve gümüş bisülfit çökeltisine daldırılır- dı. Fırça, tapa veya parmakla gümüş kaplama’da, gümüşlenecek paralar gümüş klorür, âdi tuz ve potasyum bitartarat’tan meydana gelen bir hamurla sıvanırdı. Başka bir gümüşleme işleminde de, parçaların üzerini gümüş malgamasıyle sıvamak temeline dayanırdı: ısıtılan civa buharlaşır, geriye gümüş kalırdı.
Bütün bu usullerin yerine geçen galvanik veya elektrokimyasal gümüş kaplamada, çeşitli kalınlıklarda tabaka elde edilebilir. Temizlenen, yağlan giderilen ve bir dizi asit banyosunda pası temizlenen parçalar, suda çalkalanıp yıkanır »ve potasyum – gümüş siyanür çift tuzu çözeltisine daldırılıp galvanik banyonun katoduna bağlanır. Anot gümüş bir levhadan yapılmıştır. Elektrik a- kımının geçişiyle ayrışan siyanürün gümüşü katot üzerine, yani gümüş kaplama yapılan parçaların üzerine çöker. Gümüş levha, ayrışan siyanürü devamlı olarak yeniler. Aynalara gümüş kaplama yapılması. Eskiden bir kalay malgamasıyle kalaylanan aynalar, bugün içinde tartarik asit, glikoz ve gümüş tuzunu hafif bir sıcaklık etkisiyle indirgeyebilecek bazı maddeler bulunan bir gümüş nitrat çözeltisiyle işlenir. Cam yıkanır, temizlenir ve üzerine gümüş nitrat çözeltisinin sürüldüğü gümüş kaplama masasına yatırılır. Yirmi dakika sonra alınan aynanın yüzeyi ve çöken gümüş tabakası dikkatle yıkanır, geriye kalan çözelti akıtılır ve bunun yerine yeni bir çökelti yerleştirilir. Sonunda çöken maden tabakasının dış yüzeyi bir boya ile örtülerek korunur.
♦ Sıf. Gümüşten yapılmış: Şimdiki iki buçuk liralardan daha büyük gümüş paralardı bunlar (Y. Z. Ortaç). Duvardaki küçük rafta iki üç eski gümüş eşya (A. H. Tanpmar). || Gümüş gibi parlak ve beyaz renkli: Menekşe renkli bir havayı bir gümüş ziya ile aydınlatan bu mehtap (A. Ş. Hisar). Birikir, sonra da bir gümüş göl olur; / Arayan hakkı en sonunda bulur (Tevfik Fikret). Gümüş gerdan.
— çeş. dey. Gümüş göz, paraya karşı aşırı düşkünlüğü olan, tamahkâr. || Gümüş selvi, ayın suya yansımasıyle meydana gelen parıltılı görünüm: Gümüş selvi temaşası için kimi Büyükdere’ye giderler ve ki-
. mi Bebek sahillerine inerlerdi (A. §. Hisar). Esk. Serv-i sîmîri.
— Ask. tar. Gümüş el nişanı, askerlerine ödül olarak vermek üzere Cezayir emîri Ab- dülkadir tarafından tesis olunan nişan. Bu nişana ait işaret: çeşitli sınıf ve derecelere göre Hz. Muhammed’in kızı Fatma’nın yedi, altı veya beş parmaklı eli şeklindedir. Nişan başa sarılan türbana takılır. 1841’dc bunun yerini kılıç biçiminde bir nişan aldı.
Nümizm. Gümüş yaldızlı, ucuz bir madenden yapılmış ve uygulanan bazı yöntemlerle gümüş rengi alması sağlanmış para. (Gümüş kaplamalı bakır para ile aynı şey değildir.)
— Tar. Gümüş kozak, hükümdarlara yollanan mektupların (name-i hümayunların) konulduğu mahfaza. (Mektup atlas keseye konulur, sonra da kozağa geçirilirdi. Altın kozaklar imparatorlara, gümüşten planlar ise diğer devlet başkanlarma yollanan mektuplar için kullanılırdı.)
— Tasav. Gümüş merdiven, Konya’da Mevlânâ müzesinde Mevlânâ’nın sandukasının olduğu yere çıkmağa yarayan gümüş kaplı merdiven için kullanılan bir mevlevî deyimi.

Yorum yazın