Boyalar ve Vernikler

Boyalar ve Vernikler

İnce tabakalar halinde yayılan, katı ve kesintisiz bir zar oluşturarak az ya da çok çabuk kuruyan, yeterince ağdalı sıvı karışımlara «boya» ya da «vernik» denir. Vernik tabakası her zaman saydam ve parlaktır; oysa boya tabakası pürüzsüz., donuk ya da parlak görünüşte renkli ve saydamsızdır. Boya, neyin üstüne vurulursa onu örter; vernik ise, saydamlığından ötürü malzemenin görünüşünü (sözgelimi ağaç) değiştirmez.
• Sıvı tabakanın yerini alan katı zarın az ya da çok çabuk oluşumu, birbirinden bütünüyle farklı iki etkene dayanır. Bir bölüm boya ya da verniklerde, «kurutucu» denilen özel yağlar vardır; bir bölümündeyse bir sıvıyla (benzin, yağ, alkol ya da su) çözelti halinde, doğal ya da yapay bir reçine bulunur. Eriticinin buharlaşması sonucunda, reçine makromoleküller halinde katılaşır.
• Bazı boya ve verniklerde bu iki etken birlikte kullanılır. Elde edilen tabakanın kesintisiz ve çatlamaması için yeterince esnek olması, boyanan
malzemeye iyice yapışması gerekir.
• Kurutucu yağlar arasında uzun süre en çok kullanılan, keten tohumlarından çıkarılan bezir yağıdır. Özellikle Arjantin, Hindistan ve S.S.C.B’nde üretilen bu yağ, günümüzde dünya boya sanayisinin gereksinimini’ karşılamaktan uzaktır. Kurutucu yağ sıkıntısı, sanayicileri kurutucu olmayan yağlardan yapay olarak bu maddeyi üretmeye sürüklemiştir: Risin yağı buna bir örnektir.
• Doğal reçineler, benzin, yağ ve alkolde çözünür. Bunlar düşük nitelikli vernikleri oluşturur; bu yüzden tuzlara (kalsiyum resinat ya da çinko resinat), esterlere ve çeşitli başka ürünlere dönüştürülerek iyileştirilir.
• Günümüzde yapay reçineler ya da plastik maddelerden, yani doğal polimerlerle (selüloz ve kauçuk türevleri) ya da sentezle (polimerleşme ya da derişme) hazırlanan makro- moleküllerden yararlanma yoluna gidilmiştir. Bu nedenle vinilik, akrilik, polyester (özellikle gliseroftalik reçineler), silikonlar, vb. gibi plastik sanayisinde işlenen ürün türleri kullanılır. Yağlar, bitkisel (terebentin) ya da madensel esanslar, alkoller, hattâ su (vinilik reçineler için) eritici olarak kullanılır.
• Eriticinin buharlaşması sonucunda, çözelti içinde önceden oluşan makromoleküllerin çökeltisi, katı tabakayı oluşturur. Ayrıca, katalizörlerin etkisiyle ya da 150°C – 180°C dolayında kızılaltı ışınlarıyla pişirilerek (araba boyası) sertleşme sağlanabilir. Ne var ki, bu durumda, vernik ile emay arasındaki sınırı ayırt etmek güçtür.
• Boyaların boyar pigmentleri, bir yağ ya da esansla nemlendirilmiş mikroskobik katı tanecikler halinde ya da sözgelimi alümin gibi renksiz taneciklere bağlanan sıvı boyar – maddeler biçiminde katılır. Pigmentler, madensel ya da organik maddelerdir. Çok sayıda olan organik pigmentler, ışığa, eriticilere, reçinelere ve boyanın kurutucu maddelerine karşı dayanıklılığına göre seçilir. Bazı boyarmaddeler, ötekilerle karşılaştıklarında yavaş yavaş renk değiştirebilir; bu yüzden, değişik tonlardaki boyalar dikkatle karıştırılmalıdır.
• Boyaların ve verniklerin kullanım alanları oldukça çeşitlidir: Binaları, çelik yapıları (iskelet, depo, gemi karinası, otomobil kasası, ev aletleri) boyama; ağaç eşyaları (mobilya, parke) cilalama; bazı özel kullanımlar (toprakaltı ya da denizaltı kanal boyaları; konserve kutularının iç vernikleri, elektrik yalıtkanı olan vernikler, yollarda işaretleme boyaları). Giderek çeşitlenen bir dizi ürün, boya ve vernik sanayisinin bütün bu gereksinimlerini karşılamaktadır.

Yorum yazın