Asitler ve Bazlar

Asitler ve Bazlar 

Karıncalarda, otomobil akümülatörlerinde ve sirkede ortak olan bir yön vardır. Her üçünün de yapısında asit bulunur. Karıncalar vücutlarında formik asit oluştururlar. Soktukları düşmanın derisinin içine bu asiti salgılarlar. Otomobil akümülatörlerinde ise sülfürik asit vardır. Bu asit elbiseleri deler ve bir metal üzerine döküldüğü zaman üzerinde oyuk açar. Sirkede ise az ölçüde asetik asit vardır. Bu asitin az ölçüde bulunduğu eriyiğin bile nefes kesici bir kokusu vardır.

Asitler ve Bazlar

Bu özellikler bütün asitlerde ortak olan özelliklerdir. Bir başka deyişle bütün asitlerin ekşi ve keskin kokuları vardır; metallerle hidrojen çıkartarak tepkimeye girerler, hayvan ve bitki dokularını yakarlar. Asitler, aynı zamanda karbonatlarla da tepkimeye girorek kabarcıklar halinde karbondioksit gazı oluştururlar. Bazı asitlerde bu özellikler çok kuvvetli biçimdedir.

Asitler, kimyasal sınıfların en önemlilerinden biridir. Bir başka önemli sınıf ise asitlerin karşıtı olan bazlardır. Suda eriyen bazlara alkaliler adı verilir. Keskin ve hoş olmayan kokuları ve yoğun eriyiklerde sabunumsu bir görünüşte olmaları alkalilerin tipik özellikleri arasındadır. Alkaliler de deri üzerinde yakıcı bir etki yaparlar. Bunlara örnek olarak çamaşır sodası, sudkostik ve potas verilebilir.

Tuzlar: Belirli oranlarda birbirleri ile karıştırılan asit ve bazlar birbirlerini nötürleştirirler ve yeni maddeler ortaya çıkar. Asitler ve bazlar arasında oluşan tepkimeler sonucunda ortaya çıkan maddelere tuz adı verilir. (Bunu mutfak tuzuyla karıştırmamak gerekir). Bu durum aşağıdaki denklem ile de gösterilebilir:

asit-I-baz…….> tuz + su

Kimyacılar, bazı basit yöntemlerle asit ve bazları saptarlar. Bunun için ayıraç adı verilen renkli maddeler kullanırlar. Ayıraçın içine çok az ölçüde asit veya alkali katıldığında rengi değişir. Bir de turnusol kâğıdı adı verilen doğal bir ayıraç vardır. Bu madde yosunlardan elde edilir. Rengi mavidir, ancak asit içine batırıldığında kırmızıya dönüşür. Alkaliler ise turnusol kâğıdını yeniden mavi renge dönüştürürler. Turnusol kâğıdı, şerit biçimindeki kâğıtların turnusol eriyiğinde ıslatılıp yeniden kurutulmasıyla yapılır.

Asitler, doğada oldukça bol ölçüde bulunur. Bunlar arasında en yaygını, portakal ve limon gibi, turunçgillerin keskin bir tatta olmasına yol açan sitrik asittir. Olmamış elmaların ekşi kokmasının nedeni ise malik asittir. Sütteki hoş olmayan eşki kokuya da sütün içindeki şekerin, yani laktozun ayrışması ile oluşan laktik asit yol açar. Tannik asit, çay yapraklarında bulunur. Uzun bir süre bekletilen çaylardaki keskin tada bu asit yol açar.
Bu tür asitler vücut için fazla zararlı değildir. Ancak asitlerin çoğu zehirlidir. Prussik asit de denilen hidrojen siyanür en zehirli asitlerdendir. Bir gramın onda biri kadarı insanı birkaç saniye içinde öldürebilir. Acı badem içinde bu asitten eser ölçüde bulunur. Ravend ağacı yapraklarında da oksalik asit adı verilen bir zehir vardır; ancak bu asit prussik asit ölçüsünde öldürücü değildir. Aminoasitler adı verilen bir başka asit grubu ise bütün canlı organizmalarda vardır. Bunlar proteinlerin yapı taşlarıdır.

Klorhidrik asit, midedeki sindirimin gerçekleştirilmesinde temel etkeni oluşturur. Bu asitten fazla salgılanması sonunda “mide ekşimesi” ortaya çıkar. Gerçekte vücudun bütünü, asit ve baz dengesine karşı çok duyarlıdır.

Bitkiler, çok fazla asitli veya alkali toprakta yaşayamazlar. Asitli topraklar, zayıf bir alkali olan kalsiyum hidroksit yani söndürülmüş kireç aracılığı ile nötürleştirilir.

Hava içinde de asit bulunur. Şimşek çakması sonucu ortaya çıkan büyük ısı, hava içindeki azotun oksijen ile birleşmesine yol açar. Bu biçimde oluşan madde, yağmur damlaları ile erir ve hafif bir nitrik asit eriyiği oluşturur. Sanayi bölgelerinde ise havadaki kükürt yağmurda eriyerek sülfürik asit oluşturur. Bu asit metal yapıların paslanmasına ve taş işlerinin bozulmasına yol açar. Günlük yaşantıda da asit ve baz kullanılır. Limon tuzuyla yapılan içeceklerin yapısında sitrik asit vardır. Bu asit ayrıca müshil ilâçlarında da Ingiliz tuzu ve sodyum bikarbonatla birlikte bulunur. Tartarik asit de buna katılan bir başka organik asittir. Bu asit, şarap yapımında bir yan ürün olarak elde edilir. Bir zamanlar mutfakların temizlenmesinde de içinde karbolik asit bulunan karbolik sabun kullanılırdı.

Sulandırılmış amonyum hidroksit bazı temizlik işlerinde yaygın olarak kullanılır. Bu eriyik daha çok “tuzruhu” olarak bilinir. Birçok elbise temizleme makinelerinde yağı temizleme özelliği olan sudkostik kullanılır.

Bir ecza dolabının içindeki ilâçlar, bu asitlerin kullanımının ne kadar yaygın olduğunu kanıtlar. Magnezyum sütü olarak adlandırılan magnezyum hidroksit midedeki yanmayı dindirmek için kullanılır. Borik asit ise bir zamanlar antiseptik olarak kullanılan bir ilâçtı. Yaygın bir ağrı dindirici olan aspirin ise kimyacılar tarafından asetil-salisilik asit olarak bilinir.

Sanayide yaygın olarak kullanılan asitlerin başında sülfürik asit gelir. Bunun çoğu amonyum sülfat olarak gübre yapımında harcanır. Bu asit, aynı zamanda demirin kaplanmadan veya boyanmadan önce temizlenmesi işleminde de kullanılır. Klorhidrik asitle aynı grup içinde yer alan hidroflüorik asit veya hidrojen flüoritin ilginç bir özelliği vardır. Cama etki eden tek asit budur. Bazlar arasında, en önemlileri sudkostik ve potas alkalileridir. Sudkostik, odun içindeki selülozun eritilmesinde kullanılması bakımından kâğıt ve reyon endüstrisinde önem taşır.

Bazlar, elektrik bataryalarında asitlerin yerine kullanılabilir. Buna örnek, içinde sodyum hidroksit (baz) ile, nikel ve demir plakalar bulunan NiFe bataryasıdır. Sabun yapımında sudkostik yaygın bir biçimde kullanılır. Sudkostik, gliserin ve yağ asitlerinin birleşmesi ile yapılan katı ve sıvı yağlarla karıştırılır. Bunun sonucunda asit ve bazlar arasındaki tepkimelere benzer bir biçimde tuz ortaya çıkar. Bu tuz bildiğimiz sabundur. Kostik potas da sabun yapımında kullanılabilir.
Bütün bunlar, asit ve bazların insan yaşamı içinde ne denli önem taşıdığını gösteren birkaç örnektir. Kuvvetli asit ve bazların tehlikeli kimyasal maddeler olduğu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Bunların büyük bir dikkatle kullanılması ve bir kaza olması durumunda da hızla tedbir alınması gerekir. Vücudun asitle yanan kısmı hemen akan bir suyun altına tutulmalıdır; su asit veya alkalinin etkisini zayıflatır. Vücudun iyice yanması durumunda ise doktora başvurulmalıdır, inorganik asitlerin en yaygın ve endüstride kullanılma bakımından en önemlileri, ayrıştırma güçlerine göre şu şekilde sınıflandırılabilir.

Çok Kuvvetliler: Klorhidrik asit (HCI), brom-hidrik asit (HBr), klörik asit (HCI03), nitrik asit (HN03), perklorik asit (HCIO4).

Kuvvetliler: Metafosforik asit (HPO3), sülfürik asit (H2SO4).

Ortalar: Flüorhidrik asit (HF), fosforik asit (H3PO4).

Zayıflar: Hidrojen sülfür (H2S), karbonik asit (H2CO3), borik asit (H3BO3).

Çok Zayıflar: Silisik asit (H2SİO3), siyanhidrik asit (HCN), hipokloröz asit (HCIO).

Bu listede birkaç karbon bileşiği de yer almaktadır. Bunlar kimyasal inorganik maddeler arasına girebilen az siyadaki karbonik bileşiklerdendir.

Etiketler: , ,

Yorum yazın