Asit Nedir – Özellikleri Nelerdir

Asit Nedir – Özellikleri Nelerdir

Suda çözündüğünde H+ iyonları veren hidrojenli kimyasal tür.
Asitler, en eski çağlardan bu yana tanınan maddelerdir. Sözgelimi, alkol mayalanmasının yanı sıra, asetik mayalanma, yani mikroorganizmaların etkisiyle alkolün sirkeye dönüşmesi daha o dönemlerde biliniyordu. Sirke, bir başka deyişle asetik asit, XIII. yy’a kadar bilinen tek asitti. Günümüzde kimya sanayisinin büyük bir bölümü, az sayıda asidin (sözgelimi sülfürik, nitrik, asetik ve hidroklorik asitler) üretimine ya da kullanımına dayanır. Asitlere göre karşıt, bakışındı bir rol oynayan bileşiklere de baz denir.
Asit Nedir - Özellikleri NelerdirAntoine Laurent Lavoisier (1743- 1794) bazı maddelerdeki asit niteliğinin, oksijen (asit doğuran anlamına gelir) apsamalarından kaynaklandığını düşünüyordu. Ama Sir Humphrey Davy (1778-1829) hidroklorik asitte oksijen bulunmadığını kanıtlayıp, asit özelliğinin hidrojenin davranışından kaynaklanabileceğini öne sürdü. 1887’de Svante Arrhenius, asitlerin, bazların ve tuzların sudaki çözeltilerinin elektriksel davranışlarını açıklamak için bir iyon ayrışması kuramı geliştirdi. Elektrolit adını verdiği maddeleri şöyle tanımladı: Erimiş ya da suda çözünmüş bu maddeler, elektriği iletir ve elektrik onları ayrıştırır.
Asitler H+ iyonları veren elektrolitlerdir; bazlarsa tersine, OH hidroksil iyonlarını oluşturur.Bu. bütün asitlerin, topluca asit işlevini oluşturan bir özellikler kümesi taşıdığını ortaya koyar.
H+ iyonu, elektronunu yitirmiş (e ~) bir hidrojen atomudur. Artı yüklü bu iyonu, anyonlar, özellikle de eksi yüklü hidroksil iyonları çeker (Bkz. İYON VE İYONLAŞMA).
Karşıt yüklü bu iki iyon karşılaştıklarında, çok kararlı bir su molekülü oluşur (555 milyon su molekülünden yalnızca biri ayrışır). Ayrıca su molekülünün oluşumu sırasında, bir
litre suyun sıcaklığım 10°C’tan 23,6°C’ta yükseltecek ölçüde ısı açığa çıkar. Bir litre suda bir mol
(6,02 • 1023 molekül) hidroklorik asit çözündürülürse, elde edilen çözeltinin 55 su molü içinde bir mol H iyonu ve bir mol cr iyonu yer alır.
Bu, güçlü ya da bütünüyle çözünen bir asittir. Ama bir mol asetik asit, ancak bir molün binde 4,2’si kadar H” iyonu sağlar; dolayısıyle bu, zayıf ya da bütünüyle çözünmeyen bir asittir. Söz konusu olaylar, bir çözeltide açığa çıkan H* iyonu sayısının yalın ve kolay bir biçimde dile getirilmesini gerektirir; bu nedenle pH’yi (ya da hidrojen potansiyeli) tanımlama yoluna gidilir
(Bkz. pH).
Bir litre çözeltide bulunan H+ iyonunun mol sayısı i0’*’yla gösterilirse, a’nın değeri pH’yi verir. Dolayısıyle, litre başına 10 2 mol hidroklorik asit içeren bir çözeltinin pH’si, 2’ye eşittir. Gerçekte, H’ iyonu, H30′ yada H” (H20)„ hidronyum iyonu biçiminde, bir ya da birçok çözücüye (yani su molekülüne) bağlıdır. Bu nedenle renkli ayıraçlar (gösterge) katıldığında, asitler H* iyonlarını onlara verir ve ayıraçların yapısında, renginde değişime yol açarlar. Bilinen ilk renkli ayıraçlar, helyantin çözeltisi ve turnusoldür. Demir, çinko ve alüminyum gibi bazı metaller, elektronlarını kolayca bırakır. Bir asit eşliğinde, söz konusu elektronlar iyonlarla birleşerek hidrojen atomu oluştururlar: Hidrojen açığa çıkar ve* metal, artı yüklü iyon biçiminde çözünür. Bakır, gümüş, ve altın gibi metallerse, elektronlarını bırakmadıkları için çözelti halindeki asitlerden etkilenmezler. Gerçi nitrik asidin bakırı etkilediği gözlenir: ama bu etki, yükseltgen kümesinden ( NOa ) kaynaklanır ve azot oksit buharları açığa çıkar. Asitler, kireç- taşlarıyla, yani kalsiyum karbonatla tepkimeye girerler: H+ iyonları, Ca2′ ve CO2 iyonlarından oluşan billursu yapıyı parçalar ve karbondioksit gazını ( co2 j açığa çıkaran bir çözelti oluşur.
Arrhenius kuramı, yalnızca sulu çözeltiler için geçerlidir. Oysa 1923′ te Johannes Nicolaus Brönsted. kullanılan çözücü ne olursa olsun. H^ iyonunun rolünü açıklayan yeni bir tanım önermiştir. Brönsted’e göre asit, bir H+ iyonu bırakmaya elverişli bir maddedir: bazsa, söz konusu iyonu alır. maddedir; dolayısıyle. eşlenik asit-baz çifti ortaya çıkar:
asit -jt baz + H^
Aynı yıl. Gilbert Newton Lewis ( 1875- 1946) yansızlaştırmayı renkli ayıraçların tepkimelerini ve katalizi ölçüt alarak.asit özellikleri gösteren bütün maddeleri bir küme içinde toplamaya ve elektron yapılarında ortak bir özellik bulmaya çalışmıştır. Asitler, bazların verdiği elektron çiftini alan ve bir ortak birleşme bağı oluşturan maddelerdir. Bütün Brönsted asitleri bu tanıma girer (H+) iyonu bir elektron çifti alabilir: ama bu tanıma AiCu. SO;, vb. maddeleri de eklemek gerekir.

Brönsted kuramı hidrojenli asitler için kullanılır; dolayısıyle Lewis asitleri söz konusudur.
Başlıca mineral asitler arasında nitrik asit (HNCb), hidroklorik asit (HCI) ve sülfürik asit ( H2SO4) sayılabilir. İki }H+ iyonu açığa çıkarabilen sülfürik asit, bir diasit oluşturur. Fosforik asitse ( H3POî ) bir tri- asittir (üç H+ iyonu açığa çıkarır). Kimya sanayisinde büyük ölçüde üretilen ve tüketilen bu asitler gübre (nitratlar ve .fosfatlar), plastik madde, boya, patlayıcı, parfüm, ilaç sanayisi ürünleri, vb. üretiminde ya hammaddeyi ya da ara maddeyi oluşturur. Organik asitler, organik kimyayı ilgilendirir ve en az bir karboksil kökü ( -COOH ) içerirler; aralarında, temel biyokimyasal maddelerin bileşenlerini oluşturan aminoasitlerin ve yağ asitlerinin de yer alması nedeniyle, çok büyük önem taşırlar.

Yorum yazın