Yeni Petrol ve Doğalgaz Kaynaklarının Bulunması

Yeni Petrol ve Doğalgaz Kaynaklarının Bulunması

Petrol ve doğal gaz bulabilmek kolay bir iş değildir. Kaynaklar yerin altında gözden saklı bulunmaktadır. ilk petrol kuyusunu açan Drake’in zamanında, toprağın altında Pennsylvania’dan Texas’a kadar uzanan bir petrol ırmağı olduğu sanılıyordu. öteki bazı kişiler de petrolün, doğa tarafından – dünyanın üzerinde döndüğü ekseni yağlaması için – toprağın altına konulduğunu sanıyorlardı. Bu ve buna benzer boş inançlar taşıyanlar, toprağın altından petrol çıkarılmasını iyi karşılamadılar.

Petrol ve doğal gaza ilişkin bilgilerimiz eskiye oranla bugün çok daha fazladır. Bilim adamları her iki yakıtın da küçük deniz hayvanları ve su bitkilerinden oluştuklarını anlattıklarında, yeni kaynakların nerelerde bulunabileceği konusunda daha gerçekçi varsayımlarda bulunmaya başladılar. Sözgelimi yatakların milyonlarca yıl önce dünyanın okyanuslarla kaplı olan bölgelerinde olabileceği görüşü akla yakın görünüyordu.

Jeologlar gaz ve petrol aramaya başladıklarında ilk önce hangi bölgenin ne tür bir kaya ve toprak yapısında olduğunu gösteren jeolojik bir haritaya bakarlar. Son yıllarda dünyanın petrol yataklarını gösteren bu tür haritaların çizim işlemleri hızlandırılmış ve geliştirilmiştir.

Jeologlar petrol arama çalışmalarında dikkatlerini genellikle tarih öncesi dönemlerin denizlerle kaplı yörelerine yoğunlaştırırlar, örneğin, Meksika Körfezi ve Rusya’dan Arap Yarımadası’nın güneyine kadar olan bölge ile Kuzey ve Batı Afrika’nın bazı yörelerinin, bir zamanlar günümüzün Atlantik ve Pasifik Okyanusları gibi geniş su kitleleri ile kaplanmış olduğunu bilmektedirler.

Bir petrol arama girişiminde önce, haritalardan nereleri araştırabileceklerini saptayan bir grup jeolog, kararlaştırdıkları yere giderler. Bu bilim adamları, kayaların yapısal özellikleri ve dünyanın oluşumu konusunda bunlardan bilgi toplamada uzman kişilerdir. Uzmanlar doğal gaz ve petrol ararken, yeryüzüne çıkmış kayalardan örnekler toplar, kayaların kesitlerini incelerler. Eğer bir bölgede doğal gaz ya da petrol bulunma olasılığı varsa, o noktada bir sondaj yapılır. Sondaj işlemi 900 m’ye kadar toprağı ve kayayı delebilen özel bir makine ile yapılır. Delen ucun yanına takılmış ince silindir yeryüzüne çıkartıldığında, içinde toplanan kaya ve toprak parçalarının incelenmesi için hemen laboratuvara verilir.

jeologların bulmayı umdukları şey, doğal gaz ve petrolle aynı dönemlerde oluşan ve genellikle gözenekli (ya da tortul) kaya olarak tanımlanan, kum ya da şistli taş tabakalarıdır. Bu kaya tabakaları milyarlarca yıl okyanusların altında biriken kum ve çamurların basınç etkisi ile birbirleriyle birleşmelerinden meydana gelmiştir. Ama kayalar oluştuktan sonra bile içinde ufak delikler, gözenekler kalmıştır.

Oluşumu bu gözenekli taşlarınkiyle aynı döneme rastlayan doğal gaz ve petrol, bu kayaların içindeki ufak deliklerden sızarak yeryüzüne çıkmıştır. Bazen doğal gaz ve petrol yeryüzünde fay olarak bilinen boşluklara girer ve burada gölcükler oluşturur. Doğal gaz ve petrol genellikle su gölcükleriyle birlikte bulunur. Ağır olan su en altta, petrol onun üzerinde ve en hafif olan doğal gaz da en üstte bulunur. Genellikle doğru olan bu kurala göre, doğal gazın bulunduğu yerde petrol de vardır. Buna karşın A.B.D.’de doğal gazın % 70’i yalnız başına bulunmaktadır. Eğer bu doğal gaz ve petrol gölcüklerinin üst tarafı su ve hava geçirmez çok sert bir kaya ile tıkanmış bulunuyorsa, doğal gaz ve petrol bir noktada toplanıp kalır. Jeologların günümüzde yer kabuğunu delerek yeryüzüne çıkarmak istedikleri kaynaklar bunlardır. Petrol şirketleri bazen de dünyanın çevresinde yörüngeye soktukları uydulardaki aygıtlar yardımıyla yer kabuğunun altında birikmiş petrol ve doğal gaz yataklarını bularak ortaya çıkarmaya çalışırlar.
Sonuç olarak, jeologlar, o yerde petrol olup olmadığını kanıtlayan gözenekli kayalar ararlar. Bunlara laboratuvarlarda uygulanan değişik kimyasal deneyler, bu taşların gözenekleri arasında bir zamanlar petrol ya da doğal gaz taşıyıp taşımadıklarını gösterir.
Kayalar üzerindeki incelemeler olumlu sonuç verdiğinde, jeofizikçilerden araştırmaları sürdürmeleri istenir. Jeofizikçiler kullandıkları bilimsel aygıtlar yardımı ile dünyanın iç yapısının özelliklerini saptayabilen kişilerdir. Jeofizikçilerin kullandıkları manyetometre adı verilen aygıt yerin altındaki kaya tabakalarının çekim gücünü ölçerek elde ettiği bilgileri kaydeder. Gözenekli kayaların yapılarında, öteki kütlelere oranla daha az maden vardır; çekim güçleri öteki kayalardan daha azdır.
Değişik türdeki kayalar, yerçekiminden değişik ölçüde etkilenirler. Belirli bir bölgenin yerçekimini ölçmek için jeofizikçiler “gravimetre” (çekimölçer) adlı özel bir aygıt kullanırlar. Sismograf (depremölçer) adı verilen bir başka aygıt da yeraltı haritalarının yapımında kullanılır. Sismograftan, depremlerin şiddetini ölçmede yararlanılır. Petrol ve doğal gaz arayanlar, yeraltında patlayıcılar yardımıyla yapay depremler meydana getirirler. Toprağın hareketlerinden oluşan ses dalgaları, toprağın katları arasında ilerler, kaya tabakalarına çarpar ve sismografa yansıyarak aygıt göstergesinde kaydedilir. Ses dalgalarınn bu yolu alabilmeleri sırasında geçen süre, jeofizikçilere çeşitli kaya oluşumlarının yeri konusunda bilgi verir.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, doğal gaz ve petrolün büyük bir bölümü okyanusların altındadır. Doğal gaz ve petrol şirketleri derin sularda sondaj yapmaya yeni yeni başlamaktadırlar. Açık sularda bulunan kayaların araştırılmasında özel aygıtlar kullanılır. Bu aygıtlardan birine verilen ad “deniz ses sondası”dır. Bu aygıt gemiden sulara ses dalgaları gönderir.

Doğal gaz ve petrol aramak çok pahalı bir araştırmadır. Kayaların delinmesi ve sismografık deneyler binlerce liraya mal olan çalışmalardır. Üstelik araştırmaların çapı çoğu kez dünyanın ıssız köşelerinde sürdürüldüğünden, bu işte çalışanların
yolculuk ve geçim giderlerinin de yüksek olmasına yol açar. Günümüzün bilimsel yöntemlerine karşın yine de doğal gaz ve petrol bulma şansı azdır. Tüm belirtiler olumlu gözükse bile toprağın derinliklerinde doğal gaz ve petrol olup olmadığını anlamanın tek yolu bunun sondaj yoluyla araştırılmasıdır. Bu işlem de, bu evreye kadar yapılmış olan tüm araştırmalardan daha pahalıya mal olur.

Yorum yazın