Yanardağ Nasıl oluşur

Yanardağ Nasıl oluşur

Yanardağ, yeraltında bulunan ergimiş maddelerle yanar gazların yerkabuğundan püskürdüğü çatlak ya da yarıklara denir. Ergimiş maddelerin (lavların) püskürdüğü yanardağ ağzına krater adı verilir. Kraterler volkan bacası denilen kanallarla iç bölümlere bağlanır.
Yanardağlara volkan adı da verilir. Bu isim Sicilya yakınında bulunan Lipari adalarından biri olan Vulcano adasının adından alınmıştır. Bu adadan sürekli olarak duman ve buhar çıktığından eski Roma’da bu adanın Ateş Tanrısı Vulkan’ın evi olduğu kabul edilirdi. M Ö 6000 yıllarında yapılmış bir yanardağ resmi ise Türkiye’de Çatalhöyük’te bulunmuştur.
Günümüzde etkin olan birçok yanardağ vardır. Bilim adamları bu yanardağları inceleyerek yerkabuğunun içyüzünü öğrenmeye çalışırlar. Yanardağlar yerkabuğunun içinden kopan kaya ve gaz kitlelerinin yüzeye fırlatıldığı yerlerdir. Genellikle yanardağların dışarıya fırlattıkları kayalar kızgın ya da ergimiş durumdadır ve bunlara bilim dilinde magma adı verilir. Magma, çeşitli gazların karışımından ya da ergimiş maden ve kayalardan oluşur.
Yanardağların oluşumunu açıklamak için önceleri yerkabuğunun içinin kızgın kaya ve gazlardan oluştuğu kabul edilmişti. Yerkabuğunun zayıf olduğu yerlerden bu kızgın kitlelerin yüzeye çıktığı düşünülmüş ve buna ilk ateş kuramı adı verilmişti.
Ancak daha sonraları yanardağların püskürttüğü maddelerin sadece 32 km. derinlikten ve yerkabuğunun yüzeye yakın bölümlerinden geldiği anlaşılmıştır. Günümüzde Dünyanın büyük bölümünün katı kaya kitlelerinden oluştuğu bilinmektedir. Yeryüzünün sadece merkezinde bulunan çekirdeği sıvı durumdadır. Magmanın da yerkabuğunun kalın ve katı katmanından geldiği düşünülmektedir.
Kayaların nasıl ergimiş duruma dönüştüğü ve bunların yüzeye püskürtülmesine yol açan etkenin ne olduğu sorularına cevap verebilmek için yanardağların neden meydana geldiğini ve bunların Dünyanın nerelerinde bulunduğunu bilmek gerekir. Yanardağlar belli kuşaklar içinde bulunurlar.
Volkanik kayalar: Yanardağlar genellikle koni biçimindedir. Yanardağlar öbür dağlardan içerdikleri kayaların türüne göre ayrılırlar. Volkanik kayaların en önemlisi lavlardır. Lav yüzeye ulaşan magmaya verilen addır; ancak içindeki eriyik gazlar çok azalmıştır. Yüzeye ulaşan lavlar soğuyarak katı kaya kitlelerine dönüşürken gazların çoğu serbest kalır.
Magma ve lav genellikle kristal durumda madenler içerir. Lav kızgınken kristaller bütünüyle eriyik durumdadır. Lav soğudukça kristaller de ayrışmaya başlar. Soğuma yavaş olursa kristaller 2,5 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Soğuma çabuk olursa kristaller fazla ayrışamaz ve lav, camı andıran bir katı maddeye dönüşür.
Bu cam görünüşlü volkanik kitle iki çeşittir. Birincisine süngertaşı adı verilir ve lavların henüz gaz kabarcıkları çıkarken soğuması ile meydana gelir. Gaz kabarcıkları katılaşan lav üzerinde delikler oluşturur. Süngertaşı gri renkte bir kayadır ve fazla ağır değildir. Delikleri içine hava girdiği için su yüzeyinde kalabilir. Süngertaşı bileycilikte aşındırıcı madde olarak kullanılmaktadır. İkincisi ise doğal cam adı verilen kitledir. Lav daha çabuk soğuduğu zaman içinde biraz gaz kalır. Böylece oluşan doğal cam siyah cama benzer, çok keskin ve parlaktır. Binlerce yıldan beri bu madde bıçak ve mücevher yapımında kullanılmaktadır.
Lavların içerdiği en küçük tanecikler volkanik küllerdir. Küller patlama sırasında havada çok yükseklere püskürtülebilir ve rüzgârla çok uzaklara iletilebilir. Bazen bu tanecikler her tarafa yayılır ve yeryüzüne düşmeden önce havada Güneş ışığını yansıtarak renk kuşakları oluşturur. Yanardağ konisi lavların çıktığı bir ağız ya da krater çevresinde meydana gelir. Bazen lavlar çok yavaş soğur ve katı kaya kitlelerine dönüşmeden önce geniş arazi parçalarına yayılır. Böyle durumlarda koni oluşmaz. Bunun yerine bir düzlük yada lav gölü meydana gelir. Bu alanlar binlerce metre derinlikte ve kilometrelerce genişlikte olabilir.
Yeryüzünde birkaç bin yanardağ bulunmaktadır. Bunların yalnız dörtte biri sönmemiş durumdadır. Uzun zaman etkinlik göstermemiş yanardağlar sönmüş kabul edilir. Ancak, özellikle deniz yüzeyinde yeni yanardağlar oluşmaktadır. Son yıllarda denizaltında 50’den fazla yanardağ bulunmuştur.
Tarihteki en büyük patlama İtalya’daki Vezüv yanardağında olmuştur, önce bu yanardağın sönmüş olduğu düşünülmüş, ancak 79 yılında yanardağ aniden patlamıştır. Çevresinde bulunan kentler örneğin Pompei çok kalın kaya ve kül katmanları ile örtülmüş, ancak 1 500 yıl kadar sonra bulunabilmişlerdir.
Bir başka büyük patlama da Güneydoğu Asya’da bulunan Endonezya’nın volkanik adalarından Krakatoa’da olmuştur. Olay 1883 yılının ağustos ayında meydana gelmiş ve patlama binlerce kilometre uzaklıktan duyulmuştur. Adayı çevreleyen denizde sular büyük ölçüde yükselmiş ve kıyılarda yaşayan 36 000 insanın boğulmasına yol açmıştır. Daha sonra patlamanın meydana getirdiği etkiler bilim adamları tarafından incelenmiştir. Türkiye de deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Şimdiye kadar Türkiye’de meydana gelen depremlerin en şiddetlisi 1939 yılında Erzincan’da görülmüş ve bu depremde 32 372 kişi ölmüştür. Yanardağların bazı kuşaklar üzerinde toplanmış olduğu görülür. Ateş çemberi adı verilen bir kuşak Büyük okyanusu çevreler. Bir başka kuşak ise doğudan başlayarak Endonezya ve Akdeniz üzerinden batıya doğru uzanır. Üçüncü kuşak ise Atlas okyanusunun kuzey-güney doğrultusunda bulunur.
Gelecekteki dağlar: Bu kuşaklar üzerinde yerka-buğu yer yer yükselmekte ve şekillenerek İtalya, Endonezya ve orta Amerika gibi bölgelerde yeni dağlar oluşturmaktadır. Bunun sonucu olarak gelecekte Himalayalar ve Alpler gibi yeni sıradağlar meydana gelecektir.
Yer hareketleri sonucu yerkabuğunda kırılmalar meydana gelmektedir. Yanardağların bir kuşak üzerinde dizilmelerinin nedeni de budur. Bir başka neden de yerkabuğunun yüzeye yakın katmanlarının 40 km. kadarlık bölümünde fazla ısınmaların meydana gelmesidir. Böylece yüzeye yakın kayalar ergimiş duruma dönüşmekte ve yerkabuğundaki kırıklardan yüzeye atılmaktadır.
Fazla ısınmanın yeraltındaki radyoaktif madenlerle ilgili olduğu sanılmaktadır. Bu madenlerin tanecikleri ayrışırken büyük ısılar meydana gelir. Ayrıca kayalar içinde sıkışmış gazlar da birbirleriyle karışarak ısı oluşturabilirler.
Ancak ısının büyük bölümü sürtünme sonucu oluşmaktadır. Yerkabuğu çeşitli katmanlardan meydana gelmiştir. Bu katmanlar çok yavaş hareket ettikleri halde birbirleriyle büyük bir kuvvetle sürtünmektedirler.

Yorum yazın