Petrolün Bitmesi

Petrolün Bitmesi

Hiç kimse toprağın altında ne kadar petrol ve doğal gaz kaldığını bilmemektedir. Ama çoğu uzmanlar kaynaklarımızın tükenmekte olduğu düşüncesinde birleşmektedirler.

1976 yılında A.B.D.’de yayınlanan bir raporda yeraltında bugünkü yöntemlerle çıkartılabilecek ancak 30,9 milyar varil petrol rezervi kaldığı belirtilmektedir. Bu varsayımın doğru olması halinde ve A.B.D. petrol kullanımını bu hızla sürdürürse, 5 yıldan daha kısa bir süre içinde kaynakların tümü tükenmiş olacaktır.

Yine doğal gaz kaynakları üzerinde araştırma yapan uzmanlar, A.B.D’de yeraltında 600 milyar doğal gaz rezervi bulunduğunu ve ülke tüketimini bu hızla sürdürdüğünde, doğal gazın 11 yıl sonra tükeneceğini belirtmişlerdir.
Kuşkusuz her yıl yeni doğal gaz ve petrol kaynakları bulunmaktadır. Ancak tüm dünyadaki rezervler 50 yıldan biraz daha fazla dayanacak kadardır. Bazı kişiler şimdiye dek hiç araştırılmamış bölgelerde büyük kaynaklar olduğunu ileri sürmektedirler. Yine de gelecekte kullanacağımız doğal gaz ve petrol hem daha güç bulunacak, hem de daha pahalıya mal olacaktır.
Uzmanlar, Meksika Körfezi altında büyük miktarda yeraltı basınçlı gaz olarak da bilinen, doğal gaz olduğunu söylemektedirler. Ancak bu kaynaklar okyanus tabanının 6000 m. altında olup, çoğu tuzlu sularda erimiş durumdadır. Bu kadar derinde olan gazı çıkartmak hem çok pahalı olacak, hem de bugün kullanılan araçların çok daha geliştirilmiş olanlarını gerektirecektir.
Bilinen doğal gaz ve petrol kaynakları sınırlı olduğundan, yeni kaynakların aranmasına her yıl milyonlarca lira harcanmaktadır, öte yandan yeni bir kaynak bulunduğunda petrolün her bir damlasının yeryüzüne çıkması için yeni yöntemler uygulanmaktadır. Araştırmacılar gözenekli kayalarda ve ziftli kum tabakalarında bulunan petrolü çıkarmanın yollarını da bulmaya çalışıyorlar. Çok ısıtıldıklarında, bunların bol miktarda petrol verdikleri bilinmektedir; ama mühendisler daha ucuza mal olacak ve çevreye zarar vermeyecek yöntemler aramak zorunluğundadırlar.

Kömür, doğal gaz ve petrole dönüştürülebilen bir başka maddedir. A.B.D.’de kömürdeki hidrokarbonları doğal gaza dönüştürebilen üç deneme santralı vardır.
Bazı kentlerde çöpleri petrole dönüştürme deneyleri de yapılmaktadır. Bu işlem gerçekleştirilebilirse, hem çöplerin yok edilme sorunu çözümlenecek hem de daha, çok petrol elde edilmiş olacaktır.
Araştırmacılar doğal gaz ve petrolden daha çok verim almanın yollarını aramaktadırlar, örneğin, doğal gaz ve oksijen bileşiminden elektrik üreten bir yakıt pili üzerinde deneyler yapılmaktadır. Bu iki madde belirli koşullar altında birleştirildiklerinde, oluşan kimyasal reaksiyon sonucu elektrik üretildiği bilinmektedir.

İleri bazı ülkelerin okul ve hastanelerinde “Komple Enerji Sistemi” adı verilen yöntem başarıyla uygulanmaktadır. Doğal gazla çalışan bir motor, jeneratörü çalıştırarak elektrik elde edilmekte ve gazın sıcaklığı ile de buhar elde edilip, binalar ısıtılmaktadır.
Artık hemen herkes, doğal gaz ve petrol kaynaklarının tükenmekte olduğunun ve çıkartılan petrolün yeryüzünü kirletmeyecek biçimde kullanılması gerektiğinin bilincindedir. Örneğin, arıtımevleri benzinin içindeki kurşun oranını düşürerek hava kirliliğini azaltırken, hükümetler denizlerdeki kuyulardan petrol sızmalarının önüne geçmek için önlemler almaktadırlar.
İnsanlar, ellerindeki enerjinin korunması ve kalan petrolün bilinçli olarak harcanması için birlikte çalışmanın zorunluluğunu anlamışlardır. Pek çok endüstri dalında boşa giden ısıdan yararlanma ve harcamaları azaltma amacıyla enerji sakinimi planları yapılmaktadır.

Petrol arıtım endüstrisi enerji tüketimini en aza indirgemeyi öğrenmiştir, örneğin, bir petrol şirketi enerji kullanımında bir yılda dörtte bir azaltma yapmayı başarmıştır. Bu şirket “artık ısı”yı kullanmakla hem ekonomi sağlamış, hem de daha az enerjiyle aynı verimi elde etmiştir. Kimi endüstri alanlarında yakıtın tutumlu kullanılması için birlik halinde hareket etme kanısına varılmıştır. Örneğin, bir mukavva fabrikası kullandığı buharı daha sonra kentteki elektrik santraline göndererek burada elektrik üretmek için kullanılmasını sağlamıştır. İşyerleri, daha az lamba yakarak, fabrikalar parçaları sıcak su yerine soğuk su ile yıkayarak, üretilmesi çok enerji isteyen maddeleri birkaç kez kullanarak enerji korumayı başarmışlardır. En büyük enerji kısıtlamasını, önemli ölçüde enerjinin çoğunu kullanan endüstri kuruluşları yapmalıdır. Bu arada evlerimizde uygulayabileceğimiz sakınımların da kuşkusuz önemli bir katkısı olacaktır. Son yıllarda A.B.D. ve bir çok ülkede araçların hız sınırı saatte 90 km’ye indirilmiştir. Bu sınırlama milyarlarca varillik benzin harcamasını ve trafik kazalarını azaltmıştır. Küçük arabaların yapımının ve kullanımının özendirilmesi de petrol sakınımında çok yararlı olmuştur.

Şimdi evlerimizin ve işyerlerinin ısıyı, soğuğu geçirmez biçimde yapılmasına özen gösterilmektedir. Küçük ve çift camlı çerçevesi olan ev tipleri yeğlenmelidir. Böylece kış aylarında ısı kaybı önlenmiş olacaktır.
Evlerde temizlik ve yıkanmak için fazla sıcak su kullanmanın gereği yoktur. Çamaşır, bulaşık ve yıkanma suyunu 70-80 derece yerine 50 derece ısıtmakla aynı sonuç alınır, üstelik böyle yapmakla hem ülke ekonomisine, hem de aile bütçemize yararlı katkıda bulunmuş oluruz.

Bazen sakınım yaptığımızı sandığımız şeyler bizi yanıltır. Örneğin, ocakta yakılan odun, gaz ya da petrol kullanımını kısmada iyi bir düşünce gibi görülebilir. Ama aslında, ocak odaya vereceği sıcaklıktan daha fazlasını bacadan dışarı atar. Kışın ısınmanın en iyi yolu kaloriferlerin termostat derecelerini düşürüp, bir kazak giymektir. Eğer herkes şimdiden gerekmeyen ışıkları söndürür, kimsenin bulunmadığı odada radyo ya da televizyon çalıştırmaz, havalandırma ve sıcak suyu daha az kullanarak enerjiyi korursa, petrol ve doğal gaz insanlara daha uzun yıllar yeter. Onların bize sağladığı rahatlığı düşünerek, fazladan bir kazağı seve seve giymeli, gelecekte de kullanılabilmelerini güvence altına almalıyız.

Yorum yazın