Petrol ve Doğalgaz Üretimi

Petrol ve Doğalgaz Üretimi Nasıl Yapılır

Dünyanın ilk petrol kuyusu, Pennsylvania’da (ABD) Albay Edwin L. Drake tarafından Ağustos 1859’da açılmıştır. Yerin 21 m altında ham petrol bulan Albay Drake günümüzün en büyük sanayiinin temellerini attı. 1975’e gelindiğinde dünyada, günlük toplam üretimleri 55 milyon varili (bir varil 159 litreye eşittir) aşan 600.000’den fazla petrol kuyusu açılmıştı.

Bileşimi, Kaynağı ve Bulunduğu Yerler

Petrol ve Doğalgaz ÜretimiPetrol, hidrokarbonların (karbon ve hidrojenden oluşmuş kim yasal bileşikler) karmaşık bir karışımıdır. Bunların yoğunluğu metan gibi hafif gazlarla, maden katranı gibi ağır katılar arasında değişir Renkleri de sarıdan başlayıp yeşil, kırmızı, kahverengi ve siyaha kadar uzanan çeşitliliktedir. Tipik ham petrol yaklaşık yüzde 85 karbon ve yüzde 15 hidrojenden oluşmuştur. Doğal gaz, ham petrolün en düşük yoğunluktaki kısmından (7) oluşur, ama sık sık petrolsüz de bulunduğu görülür.

Petrolün, yüz milyonlarca yıl önce yaşamış olan tekhücreli bitki ve hayvanların ürünü olduğu düşünülmektedir. Bu tekhücreliler öldükten gonra tortular halinde birikmiş ve özel koşullar altında çürüyerek petrolün oluşmasına neden olmuşlardır. Bazı doğal gazların oluşma nedeni daha basittir; metan, bitkilerin bakteriye! ayrışması sonucu ortaya çıkar ve bataklık alanlarda bulunur.

Petrol birikintileri, oluşumlarından sonra, 30 m ile 7600 m arasında değişen derinliklerdeki gözenekli kayalar arasında tutuluncaya kadar sık sık yer değiştirir. Bu yüzden petrol yatakları, büyük mağaralara toplanmış sıvı petrol ve gaz birikintileri halinde değil, geniş bir alana dağılmış durumdadırlar.

İlk arayıcılar kuyuları, petrolün kendiliğinden yüzeye sızmış olduğu yerlerde açtılar. Günümüzde yüzey yöntemi bazen hâlâ yararlı olabilirse de, petrol aramaları genellikle daha bilimsel yöntemlere (2) dayandırılmaktadır. Toprağın görünümü ve belirli tortu kayalarının varlığı kazılmaya uygun yerler konusunda fikir verebilir. Sismik araştırmalar (kayalara çarpan ses dalgalarının etkilerinin ölçümü) geniş çapta kullanılmaktadır. Bu yöntemde araştırmacılar pek derin olmayan bir kuyuya patlayıcı madde yerleştirirler, sonra bu maddeyi patlatıp mikrofonlarla yeraltı yapılarından gelen yankıların derinliklerini saptarlar Petrol yataklarının bulunmasında yerçekimi araştırmalarından da yararlanılabilir. Bazen uçaklara yerleştirilen duyarlı aygıtlarla yerçekimi alanındaki değişimler saptanarak petrol içeren jeolojik yapılar konusunda fikir edinilir. Bu tür yöntemler, arayıcıların petrol bulma şansını otuzda birden yaklaşık beşte bire yükseltmiştir.

Kuyu Açma Yöntemleri

İlk sondajlar, kuru çukurlarda darbeli delicilerle yürütülüyordu. Bu kuyularda bulunan petrolün dışarı fışkırmasını önleyecek hiçbir önlem alınmazdı. Modern yöntemler bunu, sondaj «çamuru» (kuyuya doldurulup basınç yoluyla fışkırmayı önleyen özel olarak hazırlanmış bileşikler) içine gömülü döner sondaj aygıtı kullanarak önlerler.

Sondaj matkabı, içinden çamurun pompalandığı bir çelik tübün ucunda aşağı doğru indirilir. Matkap kayayı delerken toprak ve kaya parçaları çamurla yüzeye çıkarılır. Burada çamur, jeologlar tarafından incelenerek kaya yapısının daha önce yapılan araştırma sonuçlarına uygun olup olmadığı denetlenir. Çamur süzülerek molozdan arındırılır ve yeniden çukurun dibine gönderilir. Petrol kuyularının açılışı sırasında karşılaşılabilecek tehlikeler arasında, petrol yada gaz fışkırmaları ve sondaj borularının sıkışması sayılabilir. Fışkırmalar seyrek olur, ama bunları önlemek için sondaj yerlerinde hızla deliği tıkayabilecek güvenlik araçları bulundurulur. Sıkışan sondaj matkapları bazen özel araçlarla kurtarılabilir. Bu başarılamazsa sondaj çubuğunun çıkarılabilen bölümü kurtarılır, geri kalan bölümü kuyuda bırakılır ve yakın bir yerde yeni bir kuyu açılır. \

Bir kez açılan kuyunun içine. 22,9 sm’lik bir boru indirilir. Bu borunun çevresinde kalan boşluk ise beton pompalanarak kapanır. 7,6 sm’lik borulardan oluşan bir üretim çubuğu gerekli derinliğe daldırılır. Daha sonra kuyunun dibine «çukur dibi delgisi» denilen bir patlayıcı indirilir ve kaplamayla beton arasından geçebileceği delikler açması için patlatılır.

Taşıma ve Depolama

Petrolü ve gazı kuyulardan rafinerilere taşımak için en uygun yol boru hatları (6) döşemektir. Çapları 1,22 m’ye varan kaynaklı çelikten yapılan borular, asfaltlı keçe ile kaplanarak korunur ve çoğunlukla yer altına gömülürler. Petrol boru hattı boyunca yerleştirilen pompalama merkezleri, akı mı ve basıncı sağlar

Denizden taşıma daha pahalıdır. Orta Doğu’dan petrol taşımak için kullanılan dev tankerler, deniz taşımacılığında kullanılan en büyük gemilerdir. Bu gemilerin kapasitesi bir milyon varili aşar. Sıvılaştırılmış doğal gaz da deniz yoluyla, sıvılaştırılmış doğal gaz (SD G) taşıyıcıları adı verilen ve petrol tankerlerinden daha da pahalı olan gemilerle taşınabilir (5).

Petrol genellikle 30 m genişliğinde ve 9 m yüksekliğinde tanklarda saklanır. Doğal gaz ise, sıvı hale getirilerek ya soğutulmuş kazanlarda yada toprağın dondurulmasıyla sızdırmaz duruma getirilmiş yeraltı mağaralarında depolanabilir. Bu mağaraların içine 40 m çaplarda çukurlar kazılarak içleri sıvı gazla doldurulur ve üstleri yalıtılmış bir kapakla örtülür. Sıvı gaz bundan sonra kendi kendine donmuş halde kalacaktır.

Tüketim bölgeleri yakınlarındaki eski yeraltı petrol ve gaz yataklarından gaz depolamak için yararlanmak da çok elverişli bir yöntemdir. Bu yöntem, Amerika Birleşik Devletlerin’de çok kullanılır. Kullanılmayan kömür madenleri de doğal depolar olarak kullanılabilir. Fontaine L’Eveque’deki (Belçika) depo 500 milyon metre küp gaz alır.

Yorum yazın