Mağara Nedir

Mağara Nedir – Mağara Nasıl Oluşur

Tarihöncesi insanı kendisine sürekli oturacak bir ev aramaya başladığında, ilk seçimi bir mağara olmuştu. Kayaların içinde oluşan odalara ve tünellere mağara denir. Bunlar genellikle hayvanlar tarafından kullanılırlar. Doğada bazen uzunluğu 1 km’ye yaklaşan büyük mağaralar görülür. Mağaralar dünyanın her yanında bulunurlar. Bunlar ya volkanik bir püskürme sonucu, ya da rüzgâr ve suyun kayaları aşındırmasıyla oluşmuşlardır.
Patlayan volkandan akan lavların ve erimiş kaya parçalarının yüzeyi hava ile temas sonucu sertleşir; ancak erimiş lavlar bu sert tabakanın altından yoluna devam eder. Böylece lavların yüzeyi soğuyup kuruduğunda, bu sertleşmiş tabakanın altında bir tünel oluşur. Bazı mağaralar bu yoldan meydana gelirler.
Bazı volkanik mağaralar ise, kaya tabakalarının yer değiştirmesi sonucu boşlukların ortaya çıkmasıyla oluşur.
Rüzgâr ve suyun aşındırmasıyla ortaya çıkan mağaralar iki şekilde oluşurlar. Birinci tür, deniz dalgalarının kayalara devamlı çarpması sonucunda, yumuşak kayaların aşınmasıyla meydana gelir. Bu mağaralar arasında derinliği fazla olanlara da rastlanmakla birlikte genellikle, derinlikleri genişlikleri kadardır.
Rüzgâr ve suyun aşındırması ile oluşan mağaraların en güzel örneklerinden biri İskoçya’nın Hebrides bölgesinde bulunan Fingal mağarasıdır. Bu mağarada yersarsıntısı sonucu dikey bir biçim de bazalt kayaları oluşmuşlardır.
Rüzgâr ve suyun aşındırmasıyla ortaya çıkan mağaralar bir de doğadaki akarsu sisteminin toprak altında yaptığı aşındırma sonucunda oluşurlar. Fakat bu mağaralar yeraltında oldukları için yer üstü mağaraları gibi kolay bulunamazlar.
Yağan yağmurlar kendilerine toprakta bir yol ararlar. Bu yol genellikle toprak düzeyi altındaki ırmaklar ya da toprak ve kayaların çatlaklarıdır. Kayaların çatlaklarından süzülen sular yeraltı ırmaklarını oluştururlar.
Yeraltı ırmakları bazen çok büyük oranda su taşırlar. Hızlı akan su, kayaların yüzeyini aşındırarak tüneller veteáis odalar oluşturur. Kireçtaşı gibi kayalarda kalsiyum bulunur. Bunlar en zayıf asitlere karşı bile hemen tepki gösterirler. Yağmurun içinde de zayıf bir asit bulunur. Yağmur damlası hava ile karşılaştığında havadaki bazı gazlar yağmur damlasının içinde çözülürler. Bu çözülen gazlardan biri de karbon dioksit gazıdır. Karbon dioksit yağmur suyunun içinde çözüldüğünde karbonik asit ortaya çıkar. Karbonik asit kireçtaşına tepki gösterir. Bir kısmı çözülür ve ırmağın içinde kaybolur. Bu kimyasal aşınma zamanla tünellerin ve odaların oluşmasına yol açar Kireçtaşı mağaraları genellikle çok büyüktür ve görünüşleri çok güzeldir. İklimler değiştikçe ve akarsular yollarını değiştirdikçe, bir zamanlar suyla dolu olan mağaralar kururlar. Bazen de akarsular küçük çaylara dönüşür ve mağaranın tabanında akmaya devam ederler.
Yeraltı mağaralarının tavanları zaman zaman çökerler, böylece mağaranın tepesi açılır. Yüzyıllar boyunca varlıkları bilinmeyen mağaralar ancak tavanlarının çökmesi sonucu bulunurlar.
Kireçtaşı gözenekli bir taş olduğu için yağmur suyu bu taşın içine kadar süzülür ve kendisine rahat bir yol bulur. Bu nedenle kireçtaşı mağaralarının tavanlarından daima su damlar. Su damlaları kireçtaşı içinde bulunan ve suda çözülen kalsiyum karbonatı da birlikte taşırlar. Bunlar mağaranın tavanında ya da yerde su damlacıkları halinde birikirler. Tavanda birikenler tepeleri yukarı doğru sivrilen kulecikler oluştururlar. Bunlara dikit denir. Tavanda da kulecikler meydana gelir. Ancak bunlar, yerdekilere dikey bir biçimde tepesi aşağı dururlar. Tavandaki kuleciklere sarkıt denir. Bu adların akılda tutulması çok kolaydır. Yerdeki birikinti tavana doğru dik yükselir, bu yüzden dikit adını alır. Tavandaki birikinti ise yere doğru sarkar; bu yüzden sarkıt adını alır.
Dikit ve sarkıtlar bazen birbirlerine kavuşana kadar büyürler. Kavuştuklarında mağaranın içinde bir sütun oluştururlar. Bunlar bazen tavanda ve yerde sıralar halinde büyürler.
Kalsiyum karbonatın rengi doğal olarak beyazdır. Fakat mağarada bulunan diğer mineraller sarkıt ve dikitlere beyazdan başka renkler katarlar. Çeşitli mineraller mağaralardaki kireçtaşlarına değişik renkler verirler. Demir kırmızı, pembe ve kahverengi gölgeler bırakır. Manganez ve kurşun gri ve siyah renk bırakırlar.
Organik kimyasal maddeler de kayaların renkli bir görünüm kazanmasına yol açarlar. Mağaralarda sık sık suyosununa da rastlanır. Yosunlar değişik renkte olurlar. Ancak bu durum mağaradaki ışık miktarına bağlıdır.
Turistlerin gezdiği mağaralar renkli projektörlerle aydınlatılırlar. Böylece daha güzel bir görünüm kazanırlar. Ama bu işlem mağaranın doğal renklerinin bozulmasına yol açar.
Kuruyan ya da kurumaya yüz tutan bir mağaranın tavanındaki, duvarlarındaki ve tabanındaki kimyasal maddeler kuruyup dökülmeye başlar. Mağara gittikçe şekil değiştirir ve küçülür. Böylece mağaranın oluşum süreci durur.
Aynı zamanda mağaranın içi yeni biçimler alır. Bu yeniden biçimlenme genellikle mağaranın içinin eskiden daha güzel bir görünüm almasına yol açar. Ortaya çıkan yeni biçimler adeta bir sanatçının elinden çıkmış gibidir. Bunların doğal değişimler sonucu oluştuğuna inanmak güçtür.

Etiketler:

Yorum yazın