Kaya Kitlelerinin Yer Değiştirmesi

Kaya Kitlelerinin Yer Değiştirmesi

Depremlerin nedenlerini öğrenmek amacıyla bilim adamları laboratuvarlarda bir dizi deney yapmış, çeşitli cins taşların değişik basınçlar altındaki dirençlerini ölçmüşlerdir. Böylece taşların yüksek basınç altında biçimlerini yavaş yavaş değiştirdiklerini saptamışlardır. Taşlar, basınç arttıkça çatlamış ya da yerlerini değiştirmek zorunda kalmışlardır. Jeologların çoğu depremlerin nedenlerini bu deneyin gösterdiği gibi, yeraltı kaynaklarının basınç altındaki hareketlerine bağlamaktadırlar. Sismologlar (deprem inceleyen jeologlar) çoğu depremlerin 8-30 kilometre derinlikte yer kabuğunun altında oluştuğunu saptamış ve buna “sığ yer depremi” adını vermişlerdir. Bu bilginler kayaların basınçtan kurtulmak için oynamalarının genellikle yer kabuğunun çatlakları ya da fay çizgileri boyunca geliştiklerini ileri sürmektedir. Faylar, yer kabuğunun zayıf noktaları olduğundan kaya tabakaları yer değiştirirken bu zayıf noktalarda daha kolay oynayıp kırılabilmek- tedir. Ama, sismologlara göre, litosferi oluşturan tektonik sahanlıkların neden olduğu depremler daha çoktur. Sahanlığın ileri ucu başka bir sahanlığın altına girince, alta giren bölgede faylar oluşur. Bu alttan gelen itmeyle sahanlığın üst yüzünde birçok sığ yer depremi olur. Yeryüzünden 300 kilometre aşağıda olan derin depremler ise, bir sahanlığın ileri ucunun, öteki sahanlığın altına dalmasıyla meydana gelir.
Sayfa 92 – 93te yeryüzünün iki büyük deprem bölgesini gösteren haritaya bakınız. Bunlardan birinin Büyük Okyanus Ateş Çemberi ile aynı yolu izlediğine dikkat ediniz. Son otuz yılda görülen depremlerin beşte dördü karada ve denizde olmak üzere Pasifik bölgesinde oluşmuştur. Geriye kalan depremlerin büyük bir bölümü Meksika, Orta Amerika, Alpler, Akdeniz Bölgesi, Yunanistan, Türkiye ve Kafkas dağlarından geçen doğu-batı yönündeki bölgede yer almıştır. Bu bölgenin büyük bir parçası aynı zamanda yanardağ bölgesidir. Asya kıtasında da süren bu kuşak İran üzerinden Himalayalar’a ve Birmanya’ya değin uzanır. Haritada da görülebileceği gibi Atlas Okyanu- su’nda bulunan küçük bir bölgede de yanardağlar vardır. Gerçekte yanardağlar ve depremler çoğu zaman aynı kuşaklar üzerinde kendini göstermektedir.
Eğer tektonik sahanlıkların yerlerini gösteren haritalara bakacak olursanız sınırların hem yanardağ, hem de yer sarsıntısı bölgelerini belirlediğini görebilirsiniz. Dünyada her yıl uzmanların ilgisini çeken yeri belirlenebilecek büyüklükte altı yüzden fazla deprem olmaktadır. Ayrıca, yalnız sismograf denilen bir aygıtla algılanabilecek büyüklükte binlerce deprem olur. Bir sismografın nasıl çalıştığını anlamak için önce deprem dalgaları ve bunların yerin içinde yol alış biçimleri konusunda bilgi edinmemiz gerekir.

Yorum yazın