KARST HİDROJEOLOJİSİ ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

KARST HİDROJEOLOJİSİ ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

Karbonat kayaçlarının kapladığı alanlarda uygulanacak araştırma yöntemleri jeoloji, jeohidroloji, hidroloji, fizik, kimya, matematik, biyoloji ve diğer bilim dallarının tekniklerini içerirler. Karst alanlarında uygulanacak tekniklerin etkinliği tamamen uygulayıcının düşünüşüne ve tecrübesine bağlıdır. Hiç bir tekniğin tek başına tam bir çözüme ulaştıramayacağı unutulmamalıdır.

Araştırmalar, problemin dikkatlice analiz edilmesi ile elde edilecek temellere göre organize edilmelidir.Problemin doğru olarak tanımlan-ması en önemli işlemdir.

Araştırmalarda izlenecek ana aşamalar aşağıda verilmiştir.
1-Amacın ve kapsamın tanımlanması elde bulunan zaman ve insan
gücünün planlanması
2-Kısıtlamalar dikkate alınarak, problemin çözümü için en uygun
yaklaşımın belirlenmesi
3-En basitten en karmaşığa doğru bir yol izlenmelidir.
4-Kullanılan bütün bilim dalları arasındaki koordinasyon devamlı
olmalıdır.
5-Koordinasyon sonucunda elde edilen bilgilerin derlendiği ara
raporlar hazırlanmalıdır
6-Belirli aralıklarda, yapılan ilerlemeler denetlenmeli, gerekirse izlenen
yolda değişikliklere gidilmelidir
7-Raporlar uygun bir formda, anlaşılır bir şekilde hazırlanmalıdır.

6.1. Karst Hidrojeolojisi Haritalarında Bulunması Gereken Bilgiler

Karst hidrojeolojisi haritaları, yüzey ve yüzeyaltısularının ve bunlar arasındaki ilişkinin jeoloji ve topoğrafya ile beraber gösterildikleri harita-lardır. Haritalar, bölgede çalışan mühendisler, ekonomistler, idareciler ve ziraatçılar ile konuyla ilgili diğer kişiler açısından büyük önem taşırlar.

Bu haritalarda, yerel ve bölgesel ölçekte jeolojik birimlerin hidrojeolojik özellikleri, su kaynaklarının bulunuş şekli, türü ve yayılımları, yeraltı-suyu seviye eğrileri, yeraltısuyu akım yönü, su kaynaklarının kalitesi, bölgenin iklimsel karakteri, akiferlerin geometrisi, yapısal unsurlar ve hidrolojik bilgiler bulunmaktadır.

Bu amaçla, topoğrafik, jeolojik, morfoloji, toprak nemi, meteorolojik, hidrolojik ve su kimyası haritalarından yararlanılır. Karst hidrojeolojisi haritalarında, yeterli bilgi varsa, akifer karakteristikleri de konturlar şeklinde bulunabilir.

6.2. Uzaktan Algılama Teknikleri

Hızla gelişen uzay teknolojisi karst yeraltısuyu arastırmalarında kullanılabilecek yeryüzünün yeni ve önemli jeolojik bilgiler içeren görüntülerini sağlamaktadır. Hidrojeoloji Mühendisi çok genis bölgeleri uydu görüntüleriyle gözleyebilmektedir. Uydulardaki algılıyıcılar yeraltı-ndaki doğal bir zenginliği, örneğin yeraltındaki suyu doğrudan doğruya göremezler. Bu görüntüler araştırıcıya yerin yüzeysel özellikleri hakkın-da önemli bilgiler sağlayarak yeraltındaki durum hakkında yorum yapmasına olanak sağlamaktadır.

Uydu verilerinin sayısal (dijital) olması görüntülerin bilgisayar ortamında işlenmesine olanak vererek, hidrojeolojik önem sunan yeryüzü unsurlarının çok kısa zamanda ve güvenilir olarak saptanma-sını sağlar. Ayrıca verilerin sürekliliği (verilerin belirli aralıklarla toplanması) yeraltısuyunun durumuna bağlı olarak gelişen olası yüzeysel değişimlerin mevsimsel olarak incelenmesi olanağını sağlamaktadır.

6.2.1. Yöntem ve Uygulamalar :

Hidrolojik uzaktan algılama (Hydrologic Remote Sensing) yer su kaynaklarının yerden yansıtılan (reflected) ve yerden salınan (emitted) 0.3 mikrometre ile 3 metre arasında değişen elektromanyetik radyasyonun (EMR) yardımıyla araştırılması ve incelenmesidir. Uzaktan algılama sistemlerinin çoğunluğu yeryüzünden gelen bu dalga boyları arasındaki EMR’nun değişik dalga aralıklarındaki alansal değişimin kaydedilmesi esasına dayanır. Yerbilimciler uzaktan algı verilerinin uygun olarak değerlendirilebilmesi ve yorumlanabilmesi için yeryüzünü kaplayan objelerin özelliklerini ve bunların elektromanyetik enerji üzerindeki etkilerini anlamak zorundadırlar.

Uydu görüntülerinde farklı özellikler gösteren radiometrik birimlerin ayırtedilmesi işlemine görüntü analizi denir. Görüntünün yorumlan-ması ise bu radiometrik birimlere karşılık gelen yeryüzü unsurlarının ya da yapılarının, drenaj ve örtü çeşitlerinin tanımlanmasını içerir. Yeraltısuyu hidrolojisi alanında eğitimli bir görüntü analizci görüntü-lerdeki farklı yüzey unsurlarından hareket ederek bölgenin jeomor-folojisini açıklamaya çalışmalıdır. Jeomorfolojik ilişkilerin analizi yapısal ve startigrafik yorumların geliştirilmesine yardımcı olur. Yeraltısuyunun durumunu açıklayıcı sonuç ve öneriler ise yapısal ve startigrafik ilişkilerin analizi ile geliştirilebilir.

Uydu verilerinin değişik amaçlı kullanım alanlarından en zor olanı hidrojeolojik amaçlı uygulamalardır. Bu zorluk çalışılan nesnenin kendi-sinden kaynaklanmaktadır, çünkü yeraltısuyu bu verilerin üzerinde doğrudan gözlenmez. Bu verilerin kullanımı ve uygulamaları çoğu kez yerin yüzeysel özelliklerinden hareketle yeraltı hakkında bilgi edinmeye yöneliktir. Hidrojeolog genellikle yeraltının hidrolojik durumunu yüzeysel göstergelerden örneğin yüzeysel jeolojik özellikler ve yapısal unsurlar, bitki örtüsü, akarsu özellikleri, toprak ve toprak nemi anomalileri, bitki örtüsünün türü ve dağılımı, nehirlerde ve göllerde oluşan buzlanmalardaki kesiklilikler, farklılık gösteren kar erimeleri, kaynak boşalım yerleri ve buna benzer özelliklerden yararlanarak açıklamaya çalışır.

Yeraltısuyu araştırmaları söz konusu olduğunda “akifer” teriminin kullanımı kaçınılmazdır. Hidrojeolojik açıdan akiferin tanımı trans-misivite ve depolama katsayısı, su tablasının derinliği ve/veya piezo-metrik seviyenin akifer boyunca değişimi gibi bazı hidrolik parametre-lerin tanımlanmasını gerektirir. Uzaktan algılanan veriler akiferin bu tip özelliklerinin saptanmasında direkt olarak kullanılamaz. Fakat yeraltındaki durumun açıklanmasına ışık tutacak yorum ve öneriler akiferin yüzeysel görünümünden yararlanarak yapılabilir. Fotojeolojinin genel prensipleri ve bilgisayar ortamında sayısal olarak yapılan görüntü işleme teknikleri ile yapılan incelemeler yardımıyla yeraltısuyunun bulunabileceği uygun ortamların görüntü üzerinde tespit edilmesine çalışılır.

Karst yeraltısularının uzaktan algılama teknikleriyle araştırılmasında genellikle iki farklı yaklaşım veya yöntem kullanılır.

6.2.1.1. Çizgisellik analizi :

Bu yaklaşım, karstik alanlardaki çizgisel elementlerin (izole olarak gözlenen düzgün topoğrafik, jeolojik, veya biyolojik unsurlar, yapısal süreksizlikler ve yapısal olarak zayıf olan zonlar), ve bunların kesişim noktalarının haritalanıp istatiksel olarak analizine dayanır. Bu amaçla siyah beyaz tek bant görüntüleri dijital görüntü işleme teknikleri ile işlenerek çizgisel unsurlar geliştirilir ve haritalanır.

Amaç karst yeraltısuyunun hareketi ve depolanması için çok elverişli olan artan ikincil porozitenin ve permeabilitenin belirlenmesidir. Bu alanlarda açılan kuyuların başarı oranı çok yüksektir. ırneğin Amerika Birleşik Devletlerinin Pennsylvania eyaletinde çatlak izleri üzerinde açılan kuyuların verimi çatlak izlerinin bulunmadığı yerlerde açılan kuyulara göre çok daha fazladır.

6.2.1.2. Termal infrared görüntü uygulamaları :

Uzaktan algılama sığ akiferlerin saptanmasında da yararlı olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu yaklaşımda, yüzey toprak neminin ve sığ su tablası akiferlerinin varlığı yansıtılan veya salınan elektromanyetik enerjinin miktarındaki ve bitki örtüsünün dağılımı-ndaki farklılıkların belirlenmesi amaçlanır. Termal görüntülerde sığ su tablası ve toprak nemi içeren kayaçların sıcaklığında büyük bir degişiklik gözlenmez. Çünkü bu alanlar buharlaşmadan kaynaklanan soğuma nedeniyle bu alanlar kuru yüzeylere göre daha soğuk görünürler. Diğer tarafta nemsiz ve kuru yüzeyler geceleri çok hızlı bir şekilde soğudukları için gündüz ve gece termal görüntüleri arasındaki farklılıklar büyük olur. Yüzey nemine bağlı olarak gelişen bitki örtüsündeki farklılıklar çok bantlı sınıflama yöntemleriyle saptanabilir. Yüzeydeki sıcaklık farklılık-larıda termal dalga boylarındaki gece ve gündüz görüntülerinin oranlan-ması ve sınıflanması yöntemleriyle saptanabilmektedir.

Yeraltısularının araştırılmasında kullanılan son bir uzaktan algılama tekniği nehirlere, kıyı bölgelerine ve denizaltına yeraltısuyunun boşaldığı veya karıştığı yerlerdeki sıcaklık farklılıklarının saptanması yoluyla bu boşalım bölgelerinin ve kaynakların belirlenmesidir. ırneğin kış aylarında buzla kaplı nehirlerin çözünmüş kısımları yeraltısuyunun nehirleri beslediğini gösterir. Bu boşalım noktaları ve zonları görünür, ınfrared ve termal infrared dalga boylarındaki görüntülerle rahatlıkla saptanabilir.

Son yıllarda hızla gelişmekte olan uzay teknolojisi, askeri amaçlar dışında haberleşme, meteoroloji, yeryüzü ve yeraltı kaynaklarının araştırılması, yerin jeolojik yapısının incelenmesi konusunda yeni bir bilim ve teknik olan uzaktan algılamayı gündeme getirmiştir. Bu açıdan bakıldığında uydu görüntüleri hem temel bir veri hemde bir araçtır. Bu veri ve aracın diğer veri sistemleri gibi yeraltısularının araştırılmasında kullanılmalıdır. Bu verinin ve tekniğin kullanılması yeraltısuyu araştır-malarındaki en pahalı ve yorucu kısmı oluşturan arazi çalışmalarının kapsamını azaltacaktır. Buna ek olarak uydu görüntülerinin bir diğer avantaji verilerin sayısal olması ve bilgisayar ortamında dijital görüntü işleme teknikleri ile işlenip daha iyi değerlendirilmesine olanak sağlamasıdır. Ayrıca bu görüntüler arazide veya hava fotoğraflarında gözlenmesi imkansız olan bölgesel yapı ve unsurların rahatlıkla gözlenmesini sağlar.

6.3. Yeraltısuyu İzleme Teknikleri

Karst hidrojeolojisinde, beslenme-boşalım, koruma alanları vb. birçok sorun , izleme teknikleri yardımıyla çözülebilmektedir. ızleme, suyun belirli bir izleyici kullanılarak işaretlenmesi ilkesine dayanır. ışaretli (izleyici karıştırılmış) su bir noktadan enjekte edilir, hidrolik ilişki olasılığı düşünülen diğer bir noktada ise gözlem yapılır. ızleyiciler kullanılarak

a) Düden-kaynak ilişkilerinin belirlenmesi
b) Yeraltısuyu akım hızının hesaplanması
c) Yeraltısuyu depolama hacminin hesaplanması mümkün olmaktadır.

Bu amaçlarla kullanılan izleyiciler iki gruba ayrılabilir;
a)Doğal izleyiciler
b)Yapay izleyiciler

Doğal izleyiciler, suda doğal olarak bulunan elemanların izleyici olarak kullanılması ile elde edilirler. Bu amaçla en çok kullanılan elemanlar, suyun doğal yapısında bulunan Hidrojen ve Oksijen atomlarının izotoplarıdır. Hidrojen, Döteryum (duraylı) ve Trityum (radyoaktif) olmak üzere iki izotopa sahiptir. Oksijenin izleyici olarak kullanılan izotopu ise duraylı O-18 dir. Bu izotoplar kütle spektroskopi yöntemi ile, radyoaktif izotoplar ise, parıldama (sintilasyon) yöntemi ile belirlenirler.

Yapay izleyiciler ise, izotoplar, katı izleyiciler, boyalar, ve kimyasal izleyiciler şeklinde dört grupta ele alınabilir. Yapay izotoplarla izleme, yukarıda özetlenen izotopların dışarıdan enjeksiyonu ile gerçekleştirilir. Katı izleyicilerden en yaygın olarak kullanılanları bakteriler ve sporlardır.

Boyalar, floresans özelliğe sahip Uranin, Rodamin, Eosin, Piranin, Sülfo-rodamin vb. boyalardır. Bunlar florometreler yardımıyla saptanırlar.

Kimyasal izleyicilerden başlıcaları NaCl, LiCl, KCl gibi tuzlardır. Kayatuzu ile yapılan izlemelerde suyun elektriksel iletkenliği ölçülerek sonuca kolayca varılabilir.

6.4. Karstik Alanlarda Uygulanan Jeofizik Yöntemler

Jeofizik yöntemlerin karstik alanlarda kullanımı gün geçtikçe daha önemli hale gelmektedir. Bu yöntemler yüzey jeofizik yöntemleri, kuyu jeofiziği ve havadan prospeksiyon şeklinde ele alınabilir.

6.4.1.Yüzey Jeofiziği :

Karbonat kayaçları ile kaplı ortamlarda jeofizik yöntemler, karstlaşma sonucu oluşan geçirgen zonların ve yeraltı nehirlerinin belirlenmesi amacı ile kullanılan karbonat kayaçları genelde yoğun, tıkız ve elektriksel olarak rezistif bir yapıya sahiptirler. Karstlaşma sonucunda bu kayaların belirli bölgelerinde gelişen boşluklar su veya kil ile dolu olabilir.Bu, kayacın homojenliğini bozmaktadır. Bu nedenle, karstik ortamlarda en yaygın olarak kullanılan jeofizik yöntemler gravite, sismik, elektrik ve elektromagnetik yöntemlerdir.

Faylar boyunca gelişen karstik zonlar, topoğrafik ve toprak örtüsüne de bağlı olarak gravite, rezistivite ve sismik kırılma yöntemleri ile belirlenebilir.

Yanal yayılımı geniş olan karstik zonlar için rezistivite ve sismik kırılma iyi sonuç vermektedir. Yeraltı nehirlerinin saptanmasında rezistivite ve gravimetrik yöntemler sağlıklı sonuçlar verir. Derinlerde bulunan ve ulaşılamayan tümüyle dolu galeriler veya erime boşlukları elektro-magnetik ve sismik yöntemlerle de saptanabilir. Eğer tümüyle su dolu erime boşluğu veya galeriye bu noktadan ulaşılabilirse, burada elektro-magnetik prospeksiyon, elektrik potansiyel haritalama ve jeo-bomblar uygun yöntemlerdir.

Kıyı bölgelerinde genellikle tuzlusu girişimi, tuzluluğu sürekli değişen yeraltı nehirlerinin konumlarının belirlenmesi, denizaltı kaynaklarının konumlarının belirlenmesi gib sorularla karşılaşılmaktadır.
Tuzlusu girişimi, rezistivite ölçümleri ile, yeraltı nehirleri, mevsimsel rezistivite haritalamaları ile ve denizaltı kaynakları sıcaklık ve rezistivite profilleri ile belirlenebilir.

6.4.2. Kuyu Jeofiziği :

Açılan kuyularda alınan jeofizik loglar yerinde, kuyu ve akiferin fiziksel özellikleri ile ilgili bilgi sağlar. Bu amaçla kullanılan yöntemler rezistivite, self-potansiyel, gamma-ray, gamma-gamma ve nötron, kaliper, sıcaklık (temperatür), akışkan rezistivitesi veya iletkenliği, flowmeter ve sonik logalrdır.

6.4.3. Havadan Prospeksiyon :

Magnetik ve elektrik jeofizik etüdler havadan yapılırlar. Bu yöntemler daha çok bölgesel ölçekte iyi sonuç verirler.

6.5. Karst Ortamında Sondaj Çalışmaları

Hidrolojik, hidrojeolojik, hidrokimyasal ve jeofizik gib yöntemlerle karst yeraltı suyunun kökeni, hareketi, miktarı, konumu ve kalitesi ile ilgili elde edilen bilgilerin doğrulanması gerekir. Bu amaçla, gözlem ve araştırma kuyuları açılmalıdır. Ancak, bu kuyulardan elde edilecek bilgiler ışığında akiferin emniyetli verimi kesin olarak hesaplanabilir.

ıte yandan karst ortamında sondaj kuyusu açmak büyük güçlüklerin ve risklerin göze alınmasının gerektirir.

6.5.1. Araştırma Kuyuları ıçin Yer Seçimi :

Araştırma kuyularının yeri, karşılaşılan problem çözümüne uygun ve toplanan hidrojeoloji bilgileri ışığında seçilmelidir. Ancak, kuyu yeri seçimini önemli ölçüde etkileyen faktörler vardır. Bunlar, topoğrafya, ulaşım kolaylığı, su varlığı, vb.

Kuyu yerinin jeoloji, hidrojeoloji haritası üzerinde, tektonik yapınında uygunluğu dikkate alınarak seçilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bu tür çalışmalarda kırık-çatlak analizleri büyük önem taşımaktadır.

6.5.2. Kuyu Çapı :

Karst alanlarında açılacak araştırma kuyuları küçük çaplı (1,5-3 inç arası) veya geniş çaplı( 6-12 inç arası) olabilir. Çapın seçiminde zaman-maliyet ve beklenen bilgi türü önemli rol oynarlar.

Küçük çaplı kuyular rotari yöntemi ile delinirler ve daha çok jeolojik bilgi verirler(karotlu). Geniş çaplı kuyular ise akifer özellikleri konusunda önemli bilgiler verirler. Darbeli veya rotari yöntemleri ile açılan geniş çaplı kuyularda akiferi denemek mümkün olmaktadır.

Karst yeraltısuyunun derinliği çoğu bölgede 100 m.’yi aşar. Bu durumda, iyi bir düşüm sağlayabilecek kapasitede pompa sağlama sorunu ile karşılaşılmaktadır. Bu nedenle, akiferi denemek amacıyla açılan kuyularda kuyu çapı, kuyu derinliği (yeraltısuyu derinliği) ve eldeki pompa kapasitesi dikkate alınmalıdır.

6.5.3. Sondaj Ekipmanı :

Araştırma sondajları genelde yavaş ilerler. Çünkü, sondaj sırasında kontrol, çeşitli analizler, denemeler ve benzeri araştırmalar yapılmalıdır. Bu araştırmaların sonuçlarına göre yapılacak değişiklikleri kabul edecek şekilde esnek bir program hazırlanmalıdır. Bu nedenle, karst ortam-larında önceden ihale yaparak sondaj açmak oldukça büyük sorunlar yaratır. Karstik alanlarda sondaj açmakta karşılaşılan bir başka sorunda sirkülasyon sıvısı kaçakları, kuyu çökmeleri vs’dir. Bu sorunlar, sondajı daha da yavaşlatır.

Sondaj ekipmanının amaca uygun olarak seçilmesi ve pompalama denemeleri yapabilecek ekipmanları içermesi gerekir. Sondaj makine-sinin kapasitesi, çamur pompasının kapasitesi, hava kompresörünün basıncı, sondaj matkabının çapı, teçhiz borusu ve filtrelerin çapı, programlanan sondaj kuyusunun çapı ve derinliğine bağlı olarak seçilmelidir.

Pompa denemeleri için portatif Jeneratör, debi ölçümü için savak veya orifismetre, ve düşümün ölçümü için seviyeölçer gerekmektedir.

Sondaj yöntemi olarak darbeli veya rotari, çamur veya hava dolaşımlı olarak seçilebilir.

6.5.4. Araştırma Kuyularından Sürekli Yararlanma :

Bazı araştırma sondaj kuyuları uygun oldukları takdirde üretim kuyusu olarak kullanılabilmektedirler. Ancak araştırma kuyuları, yeraltısuyu seviye değişimlerinin sürekli izlendiği gözlem kuyuları olarak büyük yararlar sağlarlar.

ızleme deneylerinde ve permeabilitenin belirlenmesinde araştırma kuyuları önemli bir yer tutarlar.

6.5.5. Karst Akiferlerinde Pompalama Denemeleri :

Pompalama denemeleri, akiferin hidrolik karakteristikleri ve verimi konusunda önemli bilgiler verir. Karst ortamının heterojen olması, laminer ve türbülanslı akımın birarada görülebilmesi nedeniyle pompa-lama denemelerinden elde edilen bilgiler ancak belli doğruluk ve geçerlilikte olacaktır. Pompa denemelerinin tek kuyu ile değil de gözlem kuyuları da kullanarak yapılırsa daha doğru sonuçlar elde edilir. Akiferin iletimliliği ve depolama katsayısı hem düşüm hem de yükselim ile hesaplanabilir. Ancak, bu yöntemler, laminer akım koşullarına göre türetildiklerinden karst ortamındaki geçerlilikleri azalır. Karst ortamı-nda kullanılabilecek çeşitli yöntemler son yıllarda daha doğru sonuçlar verecek şekilde geliştirilmiştir (Uguet, Papadopulos,..).

6.6. Karst Ortamında Permeabilite Testleri

Porozite ve permeabilite laboratuvarda veya arazide yapılacak deneyler yoluyla saptanabilmektedir. Depolama ve iletimlilik katsayıları ise arazi-de pompalama denemeleri ile hesaplanabilmektedir. Laboratuvar da yapılan deneylerden edinilen bilgiler gerçek değerler ancak ampirik olarak birbirine bağlı olup bölgesel bir değer taşımazlar.

6.6.1. Porozitenin Laboratuvarda Saptanması :

Karbonat kayaçlarının laboratuvarda porozitelerinin saptanmasında kullanılan yöntemler genelde diğer kayaçlar için kullanılan yöntemlerle aynıdır.

Toplam porozite, sıvı içine batırma yöntemi, yoğunluk deneyleri veya gaz porozimetreleri ile bulunabilir.

Etkin porozite, örneğin suya doygun hale getirilmesi ile bulunabilir. ırneğin doygun haldeki ve atmosferde normal koşullar altında kurutul-masından sonraki ağırlıklarından etkin porozite hesaplanabilir.

6.6.2. Permeabilitenin Laboratuvarda Saptanması :

Permeabilite laboratuvarda, malzeme gevşek ise sabit seviyeli ve düşen seviyeli permeametrelerle, kayaç örneklerde ise Ruska tipi gaz ve sıvı permeametrelerle belirlenebilmektedir.

Bütün yöntemlerin esası, örneğin belli bir kesitinden belli yük değişimi altında geçen su miktarının ölçülmesine dayanır. Düşen seviyeli permea-metrelerde ölçülmesi gereken bir diğer parametre de zamandır.

6.6.3. Permeametrenin Arazide Saptanması :

Sondaj kuyularında yapılan deneylerle permeabilite arazide saptanabilir. Karbonat kayaçlarında açık veya lugeon tipi testlet uygun sonuçlar vermektedir. Bu deneyler, sondaj kuyuları teçhiz edilmeden önce yapı-lırlar. Genellikle kuyuya su verilerek yapılan bu deneyler üç grupta toplanabilir.
1) Standart lugeon testi
2) Modifiye lugeon testi
3) üç nokta yöntemi

Standart lugeon testi, bölgesel, yatay permeabiliteyi, formasyonun anizotropisini hesaba katmadan belirler. Bulunan değer, sondaj kuyu-sunun, kırık çatlaklara göre konumu ile yakından ilgilidir.

Modifiye lugeon testi permeabilitenin yöne göre değişimini (anizotropi) hesaba katılarak belirler. Ancak bulunan değer yine kuyunun kırık-çatlak sistemine göre konumuna bağlıdır.

Üç nokta yöntemi ise, kırık çatlak sistemi dikkate alınarak permeabilite üç yönde belirlenebilir. Kuyuda aynı anda üç noktada test yapılarak gerçekleştirilir.

Lugeon testinden elde edilen bilgilerden ortamın permeabilitesi hesapla-nabilir. Ayrıca, kaybolan su miktarı ile uygulanan basınç arasındaki ilişkilerden giderek akiferi oluşturan kırık-çatlak sistemlerinin karakteri konusunda da önemli yorumlamalar yapılabilir.

6.6.4. Enjeksiyon Çalışmaları :

Gerek kaynak geliştirme çalışmalarında gerekse hidroteknik yapılarda kaçakları önlemek amacıyla enjeksiyon çalışmalarından yararlanılır.

Karstik ortamlarda kurulan baraj ve göletlerde sık rastlanan sorunların başında bent yeri ve rezervuar alanından meydana gelen su kaçakları gelir. Kaçakların önlenmesi enjeksiyon perdesi inşaatları ile olur. Enjeksiyonun yapılabilmesi için öncelikle yeraltı jeolojisinin ve karbonat kayacının permeabilitesinin iyi bilinmesi gerekir. Bu amaçla, yukarıda verilen yöntemlerden yararlanılır.

Yorum yazın