Depremin Yeri Nasıl Belirlenir

Depremin Yeri Nasıl Belirlenir

Bir deprem uzmanı, depremin merkezini sadece deprem ölçer yardımıyla bulamaz. Aygıt yalnızca P ve S dalgalarının ölçme istasyonuna vardığını ve gücünü gösterir.
Depremin yerini bulmak için uzmanlar önce P ve S dalgalarının istasyona varışları arasındaki zaman farkını bulurlar. Şimdi bu varsayımdan hareket ederek S dalgasının New York kentindeki bir istasyona saat 10.30’da vardığını düşünelim.
P dalgası da 4 dakika 42 saniye önce gelmiş olsun. Uzmanlar, bu bilgilerle bir çizelgeye bakarlar- ve depremin merkezinin 3000 kilometre uzakta olduğunu saptarlar. Ama uzaklığı bulmalarına karşın, depremin merkezinin istasyonun hangi yönünde olduğunu bilemezler.
Bu yüzden en az iki istasyonun işbirliğine daha gerek vardır. Diyelim ki, bu istasyonlardan biri San Fransisco, öteki de Rio de Janeiro olsun. New York’da örneğin saat 10.25’de duyulan bir depremin bu iki kentteki istasyonlardan depremin uzaklık kayıtlarının ne olduğu sorulur. Uzmanlar yanıtları alınca, deprem merkezinin San Fransisco’dan 5700, Rio de Janeiro’dan ise 5300 kilometre uzaklıkta olduğunu öğrenirler. Dünya haritası üzerinde New York merkezli 3000 kilometre çapında bir daire San Fransisco merkezli 5700 kilometre çaplı başka bir daire ve Rio de Janeiro merkezli 5300 kilometre çaplı üçüncü bir daire çizilir. Bu üç dairenin kesiştiği nokta, örneğimizde Dominik Cumhuriyeti yakınlarında bir yeri gösterecektir. İstasyonun deprem merkezlerini saptaması işte bu yöntemle olur.
Bugün deprem ölçme istasyonları, topladıkları depremlerle ilgili bilgileri başka bir merkez istasyona yollamaktadırlar. Merkez istasyonlar öteki istasyonlardan gelen bilgileri birleştirerek depremin yerini saptarlar. Bu yöntem hem daha az zaman almakta, hem de daha yararlı olmaktadır.
Haber bültenlerinde ancak önemli depremler duyurulur. Her gün olan birçok önemsiz depremin çoğu can ve mal kaybına yol açmadıklarından önemsenmezler.
Deprem ölçerler, depremin gücünü ve yerini bulabildikleri halde en duyarlı yapılanları bile depremi önceden haber veremez. Gerçekten de henüz hiçbir kimse depremi önceden haber verebilecek bir aygıt geliştirememiştir. Bazen depremden birkaç saniye önce derinden bir gümbürdeme duyulursa da nc yazık ki, bu ses insana o bölgeden kaçabilmek için yeterli zamanı sağlayamaz.
Deprem ölçerlerin insanların önceden koruna- bilmesine yardımcı olduğu tek oby denizaltı depremlerinden sonra dev dalgaları” oluşmasıdır. Bu tür dalgalara gel-git dalgası auı verilirdi. Ama bunun doğru bir tanımlama olduğu söylenemez. Çünkü bu tür dalgaların oluşmasının gel-git’le hiçbir ilgisi yoktur. Günümüzde bunlara “deprem dalgası” ya da Japonca adıyla “Tsunami” denir. Bu dalgalar okyanus dibini kaplayan kaya katmanlarında kırılma ve ayrılmalar sonucu meydana gelir. Bu olayın yer aldığı çok uzun kırılma şeridi üzerinde gene çok uzun ama alçak bir dalga meydana gelir. Tsunami tek bir dalga olarak gelişir ve yüksekliği 30 santimetreyi geçmez. Ama saatte, 600-750 kilometreye varan hızıyla yavaşlayıp yok oluncaya kadar binlerce kilometre yol alır. Gücünü yitirmeden karaya çarptığında yüksekliği bazen 30 metreyi bulan sudan bir duvara dönüşür. Tsunamileri doğuran denizaltı depremleri az olmakla birlikte Büyük Okyanus’un hem doğu, hem batı kıyılarında yaşayan milyonlarca insan, kıyılara çarpan her büyük dalganın gürültüsüyle geçmişteki felaketleri anımsayarak korkulu anlar yaşamaktadırlar.Yakın tarihlere kadar Tsu- naminin geleceği, kıyılardaki suların çekilmesine bakılarak anlaşılıyordu. Günümüzde ise deprem ölçme istasyonları hem karada, hem deniz dibindeki depremleri bildirdiğinden Tsunami dalgalarının oluşacağı durumları önceden öğrenebilmekteyiz.

Yorum yazın