Vesayet Nedir

Vesayet Nedir

vesayet, küçüklerin ya da kısıtlı erginlerin hukuki yararlarım korumak amacıyla düzenlenmiş kurum. Bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan vesayet, vasiyle birlikte sulh ve asliye mahkemelerinin sahip oldukları yetkileri ifade eder. Kurumun işleyişinde en etkin rol vasinindir; mahkemeler genelde onu denetlemekle yetinir. Asliye mahkemesinin rolü daha sınırlı olmakla birlikte, katılmasının zorunlu olduğu bazı işlemler vardır. Mahkemeler arasında bu konuda asıl rol sulh mahkemesine aittir. Ama yasa bazı ayrık durumlarda sulh mahkemesine ait görevlerin bir aile meclisine verilebileceğini kabul etmektedir.

Vesayeti gerektiren durumlar küçüklük ve kısıtlamadır. Bir küçüğün hem anası, hem de babası ölmüş ya da velayet haklan kaldırılmışsa, yargıç çocuk için bir vasi atar. Medeni hakları kullanma ehliyetinden mahkeme kararıyla yoksun bırakılmış kısıtlı bir erginin ana ve babası yoksa ya da velayeti gereğince yerine getirecek durumda değilse, yargıç bu kişi için vasi atar. Başlıca kısıtlama nedenleri akıl hastalığı ve akıl zayıflığı, savurganlık, ayyaşlık, kötü hal, kötü idare, hapis ve ilgilinin istemidir.

Sulh yargıcı, vesayet işlerini görebilecek durumda olan, temyiz gücüne sahip herhangi bir ergini vasi atayabilir. Küçüğün ya da kısıtlının erkek hısımları, kocası ve vesayet mıntıkası içinde oturan fiil ehliyetine ve siyasi haklara sahip kişiler kural olarak vasilik görevini kabulden çekinemezler. Altmış yaşını bitirmiş olanlar, sakatlıkları dolayısıyla vasilik görevini zorlukla yapacak olanlar, dörtten fazla çocuğun velisi bulunanlar, esasen iki kişinin vasisi olanlar, milletvekilleri, bakanlar, Yargıtay başkan ve üyeleri vesayet konusunda mazeret ileri sürebilirler. Kendileri vesayet ya da velayet altında bulunanlar, kamu hizmetlerinden ya da siyasi haklardan yoksun olanlar, yararları küçük ya da kısıtlının yararlarıyla çelişenler ve ilgili vesayet dairelerinin yargıçları vasi olamazlar.

Vasinin görevleri vesayet altında bulunan kimsenin kişiliğine özen göstermek, onu temsil etmek, mallarını idare etmektir. Veliden farklı olarak vasi küçüğün mallarından yararlanamaz. Vesayet dairelerinin, yani sulh ve asliye mahkemelerinin müdahaleleri alt kademedeki organların fiil ve işlemlerine karşı yapılan şikâyetleri incelemek, herhangi bir işin ya da işlemin yapılmasına izin vermek ya da vermemek, vasi tarafından verilen raporları ve hesapları incelemektir. Sulh mahkemesi yargıcının kararlarına karşı asliye yargıcına itirazda bulunulabilir. Bazı durumlarda sulh yargıcından başka asliye yargıcının da izni gerekir. Vesayet dairelerinin iznine bağlı olmasına karşın izinsiz yapılan işlemler vesayet altındakini bağlamaz. Vesayet kurumunda yer alanlar, vesayet altında bulunan kimseye karşı kusurlarıyla verdikleri zararlardan ötürü sorumlu tutulurlar. Bu bir haksız fiil sorumluluğudur.

Küçüklüğün ya da kısıtlılığın sona ermesi, azil, ölüm ya da ehliyetin kaybı, vesayet süresinin dolması, engelleyici bir nedenin ya da bir mazeretin ortaya çıkması vesayeti sona erdirir. Görevi biten vasi, vesayet altındaki kimsenin mal varlığı durumuna ve idari işlemlere ilişkin olarak sulh yargıcına rapor ve kesin hesap vermek, idaresine verilen malları duruma göre vesayetten kurtulan kimse, onun mirasçıları ya da yeni vasiye teslim etmek ya da onların emrine hazır bulundurmakla yükümlüdür. Vasinin verdiği rapor ve kesin hesap usulüne göre sulh yargıcı tarafından incelenir ve onanır.

Yorum yazın