Sorumluluk nedir

Sorumluluk nedir

SORUMLULUK i. (sorumlu’dan sorumluluk). Yeni. Bir işi üstüne alan ve o işi yapmak zorunda olan bir kimseden, gerektiğinde, yüklendiği bu işlerin hesabının sorulması durumu. Eşanl. MESULİYET.
— Huk. Bir kimsenin bir haksız fiil veya borcun yerine getirilmemesi sonucu diğer bir kimseye verdiği zararın tazmin edilmesi. (Bk. ANSİKL.) || Bina ve inşa eseri sahibinin sorumluluğu, bir bina veya inşa eserinin sebep olduğu zarardan dolayı, malikinin sorumlu olması (Bk. ANSİKL.) || Borca aykırı hareketten dolayı sorumluluk, borçlunun borca aykırı hareket etmesi sonucu alacaklının uğradığı zarardan sorumlu olması. (Bk. ANSİKL.) || Ev reisinin sorumluluğu, ev reisinin reisliği altında bulunan küçük, mahcur, akıl hastası ve akıl zayıflığına müptela olan kimselerin verdikleri zarardan sorumluluğu. (Bk. ANSİKL.) || Hakkaniyet sorumluluğu, bir zarardan dolayı sorumlu olmanın şartlarının bulunmamasına rağmen, zarar veren kimseyi hakkaniyet gereği sorumlu tutma hali. (Bk. ANSİKL.) || Haksız fiil sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı bir fiil sonucu verdiği zarardan sorumlu olması (Bk. AN-S1KL.) || Hayvan sahibinin sorumluluğu, bir hayvanın verdiği zarardan dolayı sahibinin sorumlu olması. (Bk. ANSİKL.) || Hukukî sorumluluk, zarar veren kişinin, bu fiil için tazminata mahkûm olması. || istihdam edenlerin sorumluluğu, bir işin ifasında adam kullanan kimsenin, kullandığı adamın üçüncü kişilere verdiği zarardan dolayı sahibinin sorumlu olması. (Bk. AN-SiKL.) || Karayolları Trafik kanununa göre sorumluluk. Bk. ANSİKL. || Müteselsil sorumluluk, birden fazla kişinin birlikte zarar vermeleri halinde, bu zararın tümü için zarar verenlerden her birinin tek başına takip edilebilmesi. (Bk. TESELSÜL.) || Objektif (kusursuz) sorumluluk, zarar veren kişinin sorumlu olması için, kusurunun aranmadığı sorumluluk. || Yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk, borcun ifasında yardımcı kişi kullanan borçlunun bu kimsenin borcun ifası sırasında alacaklıya verdiği zarardan sorumlu olması. Bk. ANSI KL.

— ANSİKL. Huk. Sorumluluğun hukukta iki anlamı vardır: I. bir kimse bir haksız fiil veya borca aykırılık sonucu, başka bir kimseye zarar verecek olursa, bunu tazmin etmek zorundadır. Yani birinci anlamda sorumluluk verilen zararın tazmin edilmesidir. Buna hukukta «… den (haksız fiilden, borca aykırılıktan v.d.) sorumluluk» denilir; II. borçlunun, borcunu yerine getirmemesi halinde, alacaklının onun malvarlığına başvurabilmesi (bu halde, borçlunun alacaklıya karşı malvarlığıyle sorumlu olmasından söz edilir). Bu tür sorumluluğa da hukukta «… ile sorumluluk» denilir. Bu sorumluluğun çeşitleri şunlardır:

1. kişi ile sorumluluk. Bu, borçlunun borcunu yerine getirmemesi halinde, onun şahsına elkonmasıdır. Eski devirlere ait bu sorumluluk türüne göre, borçlu borcunu yerine getirmezse onun şahsına el konulur, köle olarak kullanılır veya satılır, hapsedilir hattâ birden fazla alacaklı varsa, borçlu parçalara da bölünebilir. Bugün bu sorumluluk türü ortadan kalkmıştır. 2. malvarlığı ile sorumluluk. Bugün hâkim olan sorumluluk, borcun yerine getirilmemesi halinde, borçlunun malvarlığıyle sorumlu olmasıdır. Malvarlığıyle sorumluluk ise şu şekillerde olabilir: a) sınırsız sorumluluk (gayri mahdut sorumluluk). Bu, borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklıya karşı bütün malvarlığıyle sorumlu olmasıdır. Asıl olan, bu sınırsız sorumluluk halidir. Buna, borçlunun şahsî sorumluluğu da denir. Ancak, bu ikinci terim borçlunun şahsiyle sorumlu olması halinde karıştırılabileceği için kullanılması pek yerinde olmaz; b) sınırlı sorumluluk. Burada borçlu borcunu yerine getirmezse bütün malvarlığıyle değil de malvarlığının belirli bir kısmiyle veya malvarlığmdaki, belirli bir şeyle sorumlu olur. Bu sorumluluk da üç çeşit olabilir: aa) konu bakımından sınırlı sorumluluk. Bu halde, borçlunun sorumluluğu malvarlığının belirli bir bölümüyle sınırlanmıştır. Bu sınırlama genellikle kanundan doğar ama, alacaklı ve borçlunun anlaşması sonucu da olabilir. Kanunda belirtilen sınırlı sorumluluk hallerinden en önemlisi, devletin mirasçı olması hali için düzenlenmiştir. Bu hükme göre, devlet mirasçı olduğu zaman, tereke borçlarından dolayı sadece terekede bulunan mallarla sorumludur. Bunun gibi ka-rıkoca arasında mal ortaklığı veya mal birliği kabul edilmişse kadının bazı borçlan için sorumluluğu sadece şahsî mallarıyle sınırlandırılmıştır (bk. MAL ortaklığı, MAL birliği); bb) eşya ile sorumluluk veya aynî sorumluluk. Bu durumda, borçlunun sorumluluğu malvarlığmdaki belli bir eşya ile sınırlanmıştır. Malvarlığına dahil belli bir eşya üstünde borçlu veya bir üçüncü kişi tarafından alacaklı lehine bir sınırlı aynî hak, özellikle bir rehin hakkı tanınır, bu hakkın tanınmasıyle alacaklı, alacağını bu şey üstünden öncelikle elde etme imkânını kazanır. Ancak, bu halde dahi, prensip olarak alacaklı borçlunun diğer mallarını takip etme imkânını kaybetmez. Sınırsız sorumluluktan fark ise şuradadır: borçlunun borçlandığı zaman ile malvarlığının icra yoluyle takip edildiği zaman a-rasında, malvarlığının birtakım değişikliklere uğraması mümkündür. Sınırsız sorumlulukta, alacaklı ancak takip zamanı borçlunun malvarlığında ne varsa onu takip edebilir. Daha önce malvarlığından çıkmış olanlar üstünde bir hak ileri süremez. Oysa, belirli bir eşya ile sorumlulukta durum farklıdır. Meselâ, borçlu, alacaklıya otomobili üstünde bir rehin hakkı tanımışsa, daha sonra bu otomobilini başka bir kimseye satsa bile, otomobil rehin hakkıyle yükümlü olarak geçer. Diğer bir deyişle bu halde alacaklıya tanınan rehin hakkı, mal kimin elinde olursa olsun ona karşı ileri sürülerek alacağın elde edilmesi temin edilmiş olur. Görülüyor ki, eşya ile sınırlı sorumluluk halinde, alacaklı lehine, üstünde sınırlı aynî hak tanınmış o-lan şeyin borçlunun malvarlığından çıkması bir şey ifade etmemektedir. Bu durum, alacaklı için oldukça önemli bir garanti teşkil eder; cc) miktarla sınırlı sorumluluk. Bu, borçlunun bütün malvarlığıyle değil de sadece belirli bir miktarla sorumlu olmasıdır; meselâ kefil, sadece kefalet sözleşmesinde gösterilen miktarla sorumludur. Bunun gibi, otelci ve hancılar da, yolcuların birlikte getirdikleri eşyanın zarara uğraması veya kaybolması halinde, kendi ve müstahdemlerinin hiç bir kusuru olmadığını ispat etmedikçe ancak yüz lira ile sorumlu olurlar.

Yorum yazın