Şerh nedir

ŞERH i. (ar. şeıh). Esk. Açma, yaıma. || (Bir ibare veya kitabı) Açımlama, yorumlama. || Bir şeyi açıklamak üzere yazılmış kitap. || Mec. Açık açık ve ayrıntılı olarak anlatma. (.Eşanl. İZAH. TAFSİL.) || Şerh etmek, açımlamak: Falcı bunları birer birer şerh ederken sözler öyle bir hürmetk&rane ile dinlenir… (Cevdet Faşa). Yine anladım ki bana meseleyi bizzat şerh etmek düşüyor (Ahmed Rasim).

— Huk. Tapu kütüğünün şerhler hanesine yapılan kayıtların tümüne verilen genel ad. (Bk. ANSİKL.) || Muvakkat tescilin şerhi. Bk. ANStKL. || Şahsî hakların şerhi. Bk. ANSİKL. II Tasarruf takyitlerinin şerhi. Bk. ANStKL.
— ANStKL. Huk. Şerh’itı genel olarak üç amaca hizmet eder: 1. belirli şahsî hakların kuvvetlendirilmesi; 2. malikin gayrimenkul üstündeki tasarruflarının sınırlandırılması; 3. kazanılmış veya kazanılacak aynî hakların korunması.

• Muvakkat tescilin şerhi, var olan ve çekişmeli olan veya ileride kazanılacak o-lan bir aynî hakkın kaybolmasının engellenmesine yarar. Muvakkat tescil şerhi şu hallerde söz konusu olmaktadır: 1. bir aynî hakkın iddia edilmesi. Tapuda kayıtlı olan bir kişiye karşı, tapuda kayıtlı olmayan başka bir kişi aynî hak iddia edecek olursa, bu durum muvakkat tescil şerhi o-larak kayıt edilir. Bu suretle, çekişme sona erinceye kadar, tapuda hak sahibi olarak gözüken kişinin gayrimenkulu başkasına devretmesi engellenmiş olur; 2. belgelerin noksan olması. Bu sadece tasarruf yetkisini gösteren belgelerin noksan olması halinde söz konusu olan bir durumdur. Hukukî sebep var olup da tasarruf yetkisini gösteren belgelerde eksiklik olması halinde, tasarruf belgesi tamamlanıp gerçek tescil yapılıncaya kadar tapuya muvakkat tescil şerhi verilir; 3. işçi ve müteahhitlerin kanunî ipotek haklarının muvakkat olarak tescilinin şerhi. Bir inşaat yapmış olan işçi ve müteahhitlerin iş sahiplerinden olan a-lacaklatının temini İçin tapuya ipotek hakkı tescil edilir. Ancak bu tescilin yapılabilmesi için, iş sahibinin borçlu olduğu miktarı kabul etmesi gerekir. Taraflar borçlu olunan miktar üstünde anlaşmamışlarsa, mahkemenin tescile karar vermesi için bu miktarın tam olarak tesbiti gerekir. Bu tespit yapılıncaya kadar muvakkat tescile gidilerek alacak hakkı sahiplerinin hakları korunmuş olur. Bu suretle işçilerin ipotek hakkı için öngörülen Uç aylık süreyi kaçırarak haklarını kaybetmeleri engellenmiş oluı. Muvakkat tescil ya tarafların muvafakiyetiyle veya mahkeme ka-rarıyle şerh edilir. Mahkeme muvakkat tescilin şerhinin istenmesi halinde seri yargılama usulünü uygular. Hâkimin şerhe karar verebilmesi için, söz konusu olan iddiayı inanılabilir nitelikte görmesi gereklidir. Muvakkat olarak tescil edilen hak sonradan gerçek olarak kabul edilecek o-lursa, mahkemenin vereceği karar muvakkat tescilin şerhine karar verildiği andan itibaren hüküm ifade eder. Yani mahkemenin vermiş olduğu karar geçmişe etkili o-lur. Üstünde muvakkat tescil şerhi verilmiş olan bir gayrimenkul tedavülden kalkmaz; sadece üçüncü kişilerin iyi niyet idiaları, lehine muvakkat şerh verilen kimseye karşı hüküm ifade etmez. Ancak uygulamada durum aksine olmakta ve hâkim muvakkat tescilin şerhine karar veıince, bununla gayrimenkul üstündeki her türlü tedavülü yasaklamaktadır.

• Şahsî hakların şerhi. Medenî kanun ve diğer kanunlarda belirtilen belirli bazı nispî haklaı tapu kütUğUne şerh edilmek suretiyle kuvvetlendirilir. Bu suretle gayrimenkul üstünde kurulmuş olan bir nispî hak, şerh edildikten sonra, söz konusu gayrimenkulu kazanan yeni maliklere karşı ileri sürülebilir. Tapuya şerh edilebilecek olan nispî hakların neler olduğu kanunda belirtilmiştir. Bunun dışında kalan şahsî hakların tarafların anlaşmasıyle tapu kütüğüne şerh edilmesine imkân yoktur. Bu haklar şunlardıı: 1. şüf’a hakkı; 2. iştira hakkı; 3. vefa hakkı; 4. adî kira ve ürün kirası; 5. ipotekte serbest dereceden yararlanma hakkı; 6. bağışlayan rUcu hakkı; 7. gayrimenkul satış vaadi; 8. Kat Mülkiyeti kanununa göre, kütükte bağımsız bölüm olarak gösterilen bir yeri, sinema, tiyatro, gazino v.b. haline getirebilme hakkı. Bu kanunda yazılan şahsî hakların tapu kütüğüne şerh edilebilmesi için, bir şerh anlaşmasmm yapılması gerekir. Bu şerh anlaşması resmî şekle bağlıdır. Bunun bir istisnası gayrimenkul satış vaadinde vardır. Buna göre, satış vaadi yapıldıktan sonra, şerh sözleşmesi yapılmaksızın, taraflardan birinin istemi üzerine sicile şerh yapılır. Resmî şeklin iki istisnası kira ve şüfa hakla-rmdadır. Bu hakların şerhi için âdi yazılı şekil yeterlidir. Şahsî haklarda şerhin süresi kanunda belirtilmiştir. Azamî süre, şiif’a, iştira ve vefa haklarında on yıldır. Bu on yıllık azamî süre, taraflar arasındaki şerh anlaşmasında bir süre gösterilmemişse uygulanır. Şerh anlaşmasında bir süre tespit edilmişse, anlaşmada belirtilen süreye uyulur. Gayrimenkul satış vaadinin şerhinde ise, tarafların aksini belirtmemiş olmaları halinde azamî süre beş yıldır. Diğer şahsî haklarda, şerhe temel olan hak devam ettikçe, şerh de devam edeı. Bağışlayana rücu hakkında ise, bir süre değil de, kendisine gayrimenkul bağıtlanan kimsenin daha önce ölmesine ilişkin bir şart bulunmaktadır. Kütüğe şerh edilen şahsî hak bu karakterini korur; ancak söz konusu gayrimenkul üstünde şerhten sonra aynî hak kazanan kimselere karşı ileri sürülebilecek şekilde bir nispî kuvvet kazanır.
Şerhin konusu olan gayrimenkul üstünde hak kazanmamış olan kimseler için şerhin hiç bir etkisi yoktur. Onlara karşı yine malik hak sahibi olarak kalır. Meselâ üstünde bir şüf’a hakkı şerh edilmiş olan bir gayrimenkul üçüncü kişinin haksız fiili sonucu yanacak olsa, bu şerh hakkı, sahibine talep hakkı vermez. Zira haksız fiili işleyen kimse gayrimenkul üstünde hak kazanmış değildir. Ondan yine malik tazminat isteyebilir. Şerh, şerh edilen temel işlemin herhangi bir sebeple sona ermesiyle veya sürenin geçmesiyle sona erer. Bunun gibi, lehine şerh yapılan kimse söz konusu yeri elde edecek olursa yine şeıh sona erer. Surenin dolmasıyle şerhin sona ermesi halinde tapu sicil memuru şerhi doğrudan doğruya terkin eder. Bunun dışında kalan hallerde şerhin terkin edilebilmesi için lehine şerh yapılmış olan kişinin terkini istemesi gereklidir. İstem dışında mahkeme kararı da terkini için yeterlidir.

• Tasarruf takyitlerinin şerhi. Belirli bazı hallerde şerh malikin kendi gayrimenkulu üstündeki tasarruf yetkisini sınırlamaya hizmet eder. Med. kn. md. 920’de şu hallerde tasarruf takyidi için şerh verilebileceği öngörülmektedir: 1. çekişmeli hakların korunması: bunlar aynî haklar dışında kalan haklara dayanan ve gayrımen-kule ilişkin sicilin hükümsüz kalması sonucu doğuracak olan haklardır. Meselâ, alacaklılardan mal kaçırmak amacıy-le, bir mirasçının mirası reddetmesi veya alacaklıların reddin iptalini istemeleri halinde, hâkim, malın mirasçılar tarafından başkasına devredilmesini önlemek a-macıyle böyle bir şerhin yapılmasına karar verebilir; 2. bir icraî iddia zımnında alınmış olan kararlar: Bununla kastedilen şey şudur: gayrimenkul mülkiyetinin devrine ilişkin bir anlaşma yapılınca, borçlunun borcu, söz konusu gayrimenkul üstünde mülkiyeti devretmektir. Borçlu bu borcunu yerine getirmeyecek olursa, alıcı Med. kn. md. 642’ye dayanan ifa davasını açar. İşte bu davanın açılmasıyle birlikte hâkim, istem üzerine, halen malik olan borçlunun, dava esnasında gayrimenkulu başkasına devretmesine engel olmak için, tapu kütüğüne şerh verdirerek dava sonuna kadar alıcının zarar görmesini engellemiş olur. Bu suretle, borçlunun yapacağı işlemler, alıcıya karşı hüküm ifade etmez. Diğer bir deyişle üçüncü kişi iyi niyet iddiasında bulunamaz; 3. haciz ve iflâs kara-rıyle konkordato için verilen süre: haczin şerh verilmesiyle birlikte, gayrimenkulun malı haczedilen kimse tarafından üçüncü kişilere devredilmesi önlenmiş olur. İflâs halinde de, ticaret mahkemesinin iflâsın a-çılmasına ilişkin kararı, mahkeme taralından tapu sicil memurluğuna bildirilir ve memur tarafından da tapuya şerh edilir. Aynı şekilde, konkordato için verilen iki aylık sürenin de tapu siciline şerh edilmesiyle, borçlunun tasarrufu sınırlanır; 4. aile yurdu tesisi: bir gayrimenkul, malikinin istemi ve hâkimin kararı ile, malikin ve ailesinin iaşe ve mesken ihtiyaçlarını karşılamak üzere aile yurdu haline getirilebilir. Bu şekilde aile yurdu haline getirilen bir gayrimenkul üstünde artık hiç bir aynî hak kurulamayacağı gibi, borç için de cebrî icra yoluyle satılamaz. Bu şekildeki aile yuıdu da malikin arzusu U-zerine tapu kütüğüne şerh edilir. Bu aile yurdu kural olarak malikin hayatı boyunca devam eder; 5. mirası namzede nakille mükellef mirasçı nasbi: miras bırakan fevkalade ikame» yoluyle biri önce diğeri de sonra olmak üzere iki kişiyi mirasçı tayin edebilir. İlk mirasçı, belirli bir sürenin geçmesinden sonra mirası, art mirasçıya devretmek borcu altındadır. İkinci mirasçıya namzet adı verilir. İlk mirasçı, gayrimenkul kendisinde bulunduğu sürece bunu iyi niyetli bir üçüncü kişiye devrederek, namzet mirasçının, haklarını elde etmesine engel olabilir. Bu sebeple de namzet mirasçının haklarının teminat altına alınabilmesi için, durum tapu siciline şerh edilir ve ilk mirasçının tasarruf yetkisi sınırlanmış olur. Bunun sonucunda, üçüncü kişilerin gayrimenkul üstünde hak kazanmaları engellenerek, namzet mirasçının durumu kuvvetlendirilmiş olur. Bu şerhin verilebilmesi için sulh hâkimliğinin bu yoldaki kararını tapu sicil muhafızlığına bildirmesi gereklidir.

Yorum yazın