Nası ızrar nedir – Nası ızrar suçu

Nâsı ızrar, suçu Türk Cz. kn. md. 516’da belirtilmiş bir cürümdür. Ancak, kanunlarda nâsı ızrarın suç olarak ele alınması oldukça yenidir. Eski ceza kanunları da nâsı ızrarı suç olarak kabul etmiyordu. Meselâ, Roma hukukunda nâsı ızrarın suç sayılmadığı görülür. Türk Ceza kanunu dışında bazı ö-zel kanunlarda da nâsı ızrar ayrıca düzenlenmiştir. Nâsı ızrar suçunun maddî unsu-ıunun gerçekleşebilmesi için gerekli şartlar: «Bir malın tahrip veya yok edilmesi yahut bozulması veya mala zarar verilmesi» diye belirlemek mümkündür. Malın başkasının mülkiyetinde olması diğer bir şarttır. Ayrıca, failin fiili sonucu mağdurun zarar görmüş olması lâzımdır. Nâsı ızrar suçunun meydana gelmesi için malın menkul veya gayrimenkul olması arasında bir fark yoktur. Nâsı ızrar, aynı zamanda mülkiyete karşı işlenen bir suç olduğu için hırsızlıktan ayrılır; çünkü hırsızlık mülkiyete karşı değil, zilyetliğe karşı işlenen bir suçtur. Nâsı ızrar suçunun konusu olan malın çok az da olsa İktisadî bir değeri bulunması zorunludur. Ayrıca, malın değerlendirilmesi yapılırken bunun sadece maddî değil, manevî değeri de olabileceği göz önünde tutulmalıdır. Buna göre, manevî değeri yüksek olabilen mektupların mal olarak nitelendirilmesi uygun olur. Nâsı ızrar suçu genel olarak mala bir zarar vermeyi ifade eder. Malm kullanılmaması veya zor kullanılması veya tamamen yok edilmesi durumlarında, zarar verme fiilinin unsurları tamamlanmış. olur. Kanun, suçun maddî unsurunu meydana getiren hareket kısmının çeşitli biçimlerde gerçekleşebileceğini belirtmiştir. Buna göre, malı bozma veya yok etme malın, harap ve viran edilmesini ifade eder. Bu iki kavram kanunda eşanlamda kullanılmıştır. Bozmak, bir şeyin gerektiği gibi ve esas maksadına uygun olarak kullanılması imkânını ortadan kaldırmayı ifade eder (msl. bir otomobilin lastiğinin patlatılması fiili). Zarar vermek ise bir malda, onun değerini düşürecek biçimde tasarrufta bulunmayı ifade eden bir terimdir. Türk Ceza kanunu suçun işleniş biçiminin ne gibi vasıtalarla gerçekleştirilebileceği konusunda «her ne suretle olursa olsun» diyerek, geniş bir ölçü kabul etmiştir. Manevî unsur yönünden failde cürüm kastınm mevcut olması şarttır. Failin, haksız olduğunu bilerek bir malı tahrip veya imha etmesi, yahut buna bir zarar vermesi halinde kasıt var sayılır. Failin hangi saikle hareket ettiğinin önemi yoktur. Ancak failin zaraı verme kastiyle hareket etmiş olması gerekir. Yargıtay da kökleşmiş içtihadında aynı hususu kabul eder. Nâsı ızrar, takibi şikâyete bağlı bir suçtur. Kanun bunu, zarar gören tarafın şikâyeti şeklinde belirtmiştir. Nâsı ızrarın basit şeklinin cezası, bir yıla kadar hapis ve yirmi liradan elli liraya kadar ağır para cezasıdır. (M)

Yorum yazın