Nafaka nedir

NAFAKA i. (ar. /ıe/Ac’ten nafaka). Geçinmek için gerekli olan şeylerin tümü: Şimdi de siz söyleyin, dedi, siz ne dua edersiniz de nafakanız gelir? (N. Araz).

— çeş. DEY. Nafaka bağlamak, bir kimseye geçimini sağlayacak kadar para verilmesini sağlamak. || Nafakasını temin etmek, geçimini sağlamak.
— Huk. Bir kimsenin beslemek, bakıp gözetmekle yükümlü olduğu kimselere sağladığı yiyecek, giyecek ve oturacak yer veya bunlara karşılık verdiği para. || İştirak nafakası, boşanma durumunda, çocuğun velâyeti kendisine verilmemiş olan tarafın, çocuk için yapılacak masraflara iştirak etmek için verdiği para. (Bk. ANSiKL.) || Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken veya karının kocasından ayrı yaşamak hakkını elde ettiği durumlarda, kocanın bakım yükümlülüğünün devamı olarak, karısı ve çocuklarının geçimini sağlamak için verdiği para. (Bk. ANSİKL.) || Yardım nafakası, yardım edilmemesi durumunda yoksulluğa düşecek olan kardeş veya usul ve füruya öteki kardeşler veya u-sul ve füru tarafından verilen para. (Bk. ANSİKL.) || Yoksulluk nafakası, kabahatsiz olan karı veya kocadan, boşanma sonucu büyük yoksulluğa düşen tarafa öteki tarafın ödemek zorunda olduğu para. (Bk. ANSİKL.) || —Esk. Nafakai ekarib, bir kimsenin ana, baba, dede, nine, çocuk, torun, kardeş, amca, dayı gibi yakın hısımlanna sağladığı para. || Nafakai iddet, boşadığı kadına kocası tarafından iddet süresince sağlanan para. || Nafakai makziyye, hâkimin belirttiği ve sağlanmasını karara bağladığı para. || Nafakai marziyye, nafaka alacaklısıyle nafaka yükümlüsü arasında analaşma yoluyle belli edilen para. |f Nafakai memalik, mülk olan cariye ve kölelerin parası. ¡| Nafakai muaccele, peşin sağlanan para. (Meselâ, araştırma veya inceleme gezisine çıkan bir uzmanın, karışma, yola çıkmadan önce sağladığı üç aylık nafaka, nafakai muaccele’dir.) || Nafakai müstedane, borçlanılarak sağlanan para. (Nafaka yükümlüsü, bu durumda, nafakayı ya ödünç para ile veya veresiye satın aldığı şeyle sağlar.)

— ANSİKL. Huk. Boşanma sonunda, çocuk eşlerden birine verilince, öteki tarafın çocuğa bakım borcu sona ermez. Çocuğun velâyeti kendisine verilmemiş olan tarafın bu borcu, iştirak nafakası olarak devam eder. O, çocuğun bakım (infak ve iaşe) ve terbiye masraflarına belirli bir miktarda katılmak zorundadır. İştirak nafakasının miktarının tespitinde şu hususlar dikkate a-lınır: 1. çocuğun ihtiyaçları; 2. iştirak nafakası ödeyecek olan eşin malî gücü; 3. velâyet hakkı kendisine verilmiş olan eşin malî gücü. İştirak nafakası, kural olarak, çocuğun reşit olmasına kadar devam eder. Ancak, çocuk reşit olduktan sonra da öğrenimini sürdürüyorsa, nafaka, bu öğrenimin sonuna kadar uzar.

• Tedbir nafakası. Boşanma davasının a-çılmış olması veya kadının ayrı yaşama hakkını elde etmiş olması, kocanın bakım (infak ve iaşe) borcunu sona erdirmez. Dava devam ederken veya kadm ayrı yaşadığı sürece koca, bu bakım yükümlülüğünü tedbir nafakası ödeyerek yerine getirir. Hâkim, tedbir nafakasının tayininde tarafların malî güçlerini göz önünde tutar. Tedbir nafakası, istenme anından itibaren işlemeğe başlayarak dava sonuna kadar devam eder.

• Yardım nafakası, belirli yakınlıktaki hısımların birbirlerine yardım etmesini gerekli kılan ahlâk kuralının bir hukuk kuralı durumuna getirilmesidir. Kanun, nafakanın usul, füru (ana, baba, büyükana ve büyükbabalar v.d.) ve kardeşler arasında olacağını kabul eder. Bir kimse, nafaka alacaklısı olabildiği gibi nafaka borçlusu da olabilir (msl. yardıma ihtiyacı olan bir kardeş, nafaka alacaklısı olabilirken, aynı kimse, varlıklı olması durumunda, kardeşine karşı nafaka borçlusu olabilir). Nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka borçlusunun ikametgâhı mahkemesidir. Nafaka alacaklısı olarak usul ve füru yönünden bir sınır konmamıştır. Ne derecede olursa olsun, bütün usul ve füru, nafaka alacaklısı veya borçlusu olabilir. Aynı şekilde, ana veya baba yönünden hısım olmanın da hiç bir ö-nemi yoktur. Ancak, evlilik dışı nesepte, evlilik dışı çocuğun babasından nafaka a-labilmesi için, çocuğun baba tarafmdan tanınmış veya nafaka talep edilen kimsenin babalığına hükmedilmiş olması gerekir. Kardeşler yönünden de tam kan veya yarım kan kardeş olma, önemli değildir; kardeşliğin evlilik içi veya evlilik dışı nesepten doğmasının da hiç bir önemi yoktur. Evlâtlık ilişkisine, gelince, evlâtlık bağının ku-rulmasıyle birlikte ana – babaya ait olan hak ve görevler evlât edinene geçer. Bu sebeple, evlâtlık ile evlât edinen arasında nafaka borcu doğar. Şu var ki, söz konusu nafaka borcu, sadece evlât edinenle evlâtlık arasında doğar, bunların usul ve fü-ruuna intikal etmez. Ancak, doktrinde, nafaka ilişkisinin evlât edinenle evlâtlığın füruu arasında da kurulabileceği söylenir. Yardım nafakasının istenebilmesi şartları şu şekilde sıralanabilir: 1. zaruret hali. Nafaka hakkı, ancak kendisine yardım e-dilmediği takdirde zarurete düşecek olan kimseye tanınmıştır. Yaşamak için gerekli olan şeylerin başkalarının yardımı olmaksızın elde edilemediği hallerde zaruret hali bulunur. Bu sebeple, bir kimsenin elinde bulunan serveti gereği gibi kullanamadığı için zaruret haline düşmesinde yardım nafakası isteme hakkı doğmaz. Bunun yanında, öğrenimine devam etmekte olan çocuklara ana – babanın bu öğrenim bitinceye kadar nafaka vermeleri de genel olarak kabul edilir; 2. nafaka borçlusunun ödeme gücü. Nafakaya karar verilirken, nafaka borçlusunun ödeme gücü de göz ö-nünde tutulur. Bu sebeple nafaka borçlusunun geliri, sadece kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimine yetiyorsa, ondan nafaka istenemez. Nafaka borçlusu kardeşler yönünden ise kanun başka bir şart daha aramaktadır, Buna göre, bir kardeşin başka bir kardeşe nafaka verebilmesi için, onun refah halinde bulunması gerekir. Buna göre, bir kardeşin nafaka ödemesi için bakılacak husus şu olmaktadır: söz konusu olan kimse, kendisinin ve bakmakla mükellef olduğu kimselerin geçimini sağladıktan sonra elinde kalan miktar kendisine bir refah hali sağlıyorsa, o zaman kardeşine nafaka vermekle yükümlü olur. Nafakanın istenme sırası mirastaki gibidir (nafaka alacaklısına en yakın mirasçı kim olacaksa, önce ondan istenir ve bundan nafaka alınamaması durumunda, aynı sıra içinde mirasçı olabilecek öteki kimselere geçilir; msl. zaruret haline düşmüş bir baba, önce kendi çocuklarından nafaka ister, alamazsa o zaman ana ve babasına, daha sonra da kardeşlerine baş vurur).
Nafaka hakkında mahkemenin verdiği karar kesin değildir. Nafaka alacaklısı veya borçlusunun malî durumunda meydana gelen değişikliklere paralel olarak, müracaat üzerine mahkeme daha önce vermiş olduğu kararda değişiklik yapabilir. Nafaka alacağı miras yoluyle geçmez. Aynı şekilde kural olarak başkasına devredilemez, haczedilemez ve nafaka borçlusunun nafaka a-lacaklısında olan başka bir alacağı ile takas edilemez. Buııun gibi, doğmamış olan bir nafaka alacağından da feragat edilemez.

• Yoksulluk nafakası. Boşanma sonunda eşlerden birinin ötekinden yoksulluk nafakası isteyebilmesi için kusursuz olması ve boşanma ile zaruret haline düşmüş bulunması gerekir. Bu nafakanın miktarı, eşin yoksul hale düşmesini önleyecek kadardır. Yoksulluk nafakasına en çok bir yıl süre için hükmedilebilir. Yoksulluk nafakası ya irat şeklinde veya sermaye olarak ödenir. Hâkim, duruma göre bu ikisinden birini seçmekte serbesttir. Yoksulluk nafakasının i-rat olarak ödenmesine karar vermişse, nafakanın zamanında ödenmesine karşı gerekli teminatın gösterilmesine de karar verebilir. Yoksulluk nafakası, nafaka ödeme senesi içinde eşin yoksulluktan kurtulması, nafaka borçlusunun malî gücünün nafaka ödeyemeyecek kadar azalması, eşin evlenmesi veya nafaka ödeme süresinin bitmesi durumlarında sona erer.

+ Nafakalanmak geçz. f. Geçimini sağlamak.

+ Nafakat çoğl. i. Esk. Nafakalar. (M) NAFE i. vfars. nâfe). Esk. Misk âhûsu adiyle anılan bir çeşit ceylânın göbeğinde bulunan kese ve oradan çıkarılan güzel koku, misk: Ve mümasili nafe-i müşknâb ile dolup… (Fuzuli). || Mec. Güzelin, sevgilinin saçı.

— Kıyf. Esk. Tilki, samur, tavşan ve benzeri tüylü hayvanların karın taraflarından yapılan kürk. (Kürk, yapıldığı hayvanın ismini alırdı: samur nafesi, tilki nafesi, tavşan nafesi gibi.)

+ Naferiz sıf. Esk. Göbek düşüren. Koku saçan: Naferiz oldu bu sevdalarla âhûlar yine (Nabi). [M]

Yorum yazın