Karayolları Trafik kanununa göre sorumluluk

Karayolları Trafik kanununa göre sorumluluk

6087 Sayılı Karayolları Trafik kanunu, motorlu taşıt sahipleri için özel olarak düzenlenen bir sorumluluk kuralı getirmektedir. Bu kanun, motorlu taşıt, müteharrik makine (paletli ve maden tekerlekli traktör, yol makinesi, tank v.b. araçlar) ve lastik tekerlekli traktörlerin verdiği zarardan sorumluluğu düzenler. Kanun, sorumluluk yönünden zararın sigorta hadleri içinde olması veya olmamasına göre iki farklı sorumluluk şekli getirmektedir. Zarar sigorta hadleri içindeyse, kusur karinesi vardır. Bununla birlikte, doktrinde, bunun bir yumuşatılmış kusursuz sorumluluk hali olduğunu kabul eden yazarlar da vardır. Taşıt sahibi, bu durumda zararın mücbir sebep sonucu olduğunu veya hareketlerinden sorumlu olduğu kişilerin zararın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe verilen zarardan sorumlu olur. Sigorta hadleri dışındaysa, araç sahibinin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Yani zarar gören kimse, araç sahibi veya onun hareketlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunu ispat etmek zorundadır. Trafik kanununa göre sorumluluğun bu şekli alması, 50. maddenin 1961 yılında değiştirilmesi sonucu olmuştur. 1961’deki değişiklikten önce, aynı madde, istihdam edenlerin sorumluluğuna paralel bir hüküm getirmişti. Bu eski hüküm, ihtiyaca daha iyi cevap veriyordu. Bugünkü değişiklik sonucu yukarıda açıklandığı gibi kusur esasına dayanan bir sorumluluk şekli getirmekle, ihtiyaçlara cevap vermekten çok uzak kalmıştır. Trafik kanunu sorumluluk için, Borçlar kanunundan farklı bir zamanaşımı süresi getirmiştir. Bu hükme göre, tazminat alacağı, zarar ve faile ıttı-ladan itibaren iki yıl ve her halde zararın meydana gelmesinden itibaren on yıldır. Trafik kazalarında sorumluluk, motorlu a-racı işleten kimseye aittir. İşleten denince bundan anlaşılan, taşıtın kullanılmasında devamlı bir maddî ve manevî çıkarı olan, onun masraflarına katlanan ve fiilen tasarrufta bulunabilen kimsedir. Trafik kanunundaki taşıt sahibi kavramının da bu şekilde anlaşılması gerekir. Bugün kural o-larak, trafik sicilinde, araç için ruhsat almış kimse işletici olarak kabul edilmektedir. Ancak, bunun aksinin ispat edilmesi imkânı vardır. Araç, trafik sicilinde adı yazılı kişinin elinden çıkmış ve bu yeni malikin adı sicile kayıt edilmemişse, sicile göre sorumlu olan kişi, sicilde adı yazılı kimsedir. Ancak, bunun aksi ispat edilmek suretiyle gerçek malikin sorumlu tutulması imkânı vardır. Aracın kullanılmasından işletenin yararlandığı kimseler, onun fiillerinden sorumlu olduğu kimselerdir. Kural olarak, bu kimselerin fiilinden sorumlu olmak için, aracın, bu kimseler tarafından, araç sahibinin rızasıyle kullanılması gerekir. Ancak belirli bazı hallerde, istisna o-larak bu rıza bulunmasa bile, araç sahibini sorumlu tutmak imkânı vardır. Trafik kanununda düzenlenen sorumluluk, sözleşme dışı sorumluluktur. Yani, işleten ile aralarında bir sözleşme olmayan üçüncü kişilere verilen zarardan sorumluluktur. İşleten ile zarar gören arasında bir sözleşme varsa, sorumluluk artık bu sözleşme hükümlerine göre tayin edilir. Verilmiş olan zararın kişiye* bir mala verilmesinin önemi olmadığı gibi, maddî ve manevî de o-labilir. Verilmiş olan zarar yönünden başvurulacak kimseler için, Karayolları Trafik kanunu özel hükümler getirmiştir. Zarar gören kimse belirli hallerde işletene başvuracağı yerde doğrudan doğruya sigortaya da başvurabilir. Kanun, belirli miktarda mecburî sigortayı öngörmüştür (bk. SİGORTA). Zarar gören, zararın sigorta hadleri içinde kalan kısmı için doğrudan doğruya sigortaya başvurabilir. Sigorta hadlerinin dışında kalan zararlar içinse, işletene başvurması gerekir. Belirli hallerde işletenin sorumluluğu hafiflemektedir. Zarara, zarar gören veya üçüncü kişinin de bir kusuru sebep olmuşsa, işleten ya sorumluluktan tamamen kurtulur veya ödeyeceği tazminat indirilir. Üçüncü kişi veya zarara uğrayan kimsenin kusuru ağırsa, işleten tamamen sorumluluktan kurtulur. Bu durumda üçüncü kişi veya zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağının kestiği kabul edilmektedir. Buna karşılık, üçüncü kişinin veya zarar görenin, zararın meydana gelmesindeki kusurları hafifse, işletenin ödeyeceği tazminat indirilir. Trafik kanununa göre, işleten ile zarar gören arasında sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar yapılamaz. Böyle bir anlaşma yapılmışsa bu hükümsüzdür.

Yorum yazın