İstihdam edeninin sorumluluğu

istihdam edeninin sorumluluğu

Bu sorumluluk hali de özen gösterme borcuna dayanan bir objektif sorumluluktur. İstihdam eden, yani kendi işinde bir başkasını kullanan kimse, kullandığı kişinin, yani müstahdemin başkasına zarar vermemesini temin etmek zorundadır. Bunun için gerekli olan özeni göstermelidir. Bu özeni göstermezse, müstahdeminin vermiş olduğu zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı sorumlu olur. İstihdam edenin, müstahdemin vermiş olduğu zarardan dolayı sorumlu tutulabilmesi için gerekli şartlar şunlardır: 1. istihdam edenle müstahdem arasında bir hizmet ilişkisinin bulunması. Bu hizmet ilişkisinin türü önemli değildir. Devamlı veya geçici olabilir. Aynı şekilde hizmetin paralı veya parasız olmasının da hiç bir önemi yoktur. Bu hizmet ilişkisinin bir hizmet sözleşmesine bağlı olması da aranmaz. Arada fiilî bir hizmet ilişkisinin bulunması yeterlidir. Diğer bir deyişle, aranan tek şey, arada bir tabiiyet bağının bulunması, istihdam edenin, müstahdeme talimat verecek durumda olmasıdır; 2. müstahdemin fiilinin bir haksız fiil olması. Müstahdemin işlediği fiilin haksız fiil olması yeterlidir. Ayrıca müstahdemin kusuru aranmaz. Hattâ, müstahdemin fiilinin mazur görülebilir olması da istihdam edeni sorumluluktan kurtarmaz (msl. bir kömür ocağmda, işçinin e-lindeki fener, madendeki gazın patlamasına sebep olur ve civardaki binalara zarar verirse, istihdam eden bundan sorumlu o-lur); 3. haksız fiilin hizmetin görülmesi sırasında ve hizmet sebebiyle işlenmesi. Fiil ile hizmet arasında bir sıkı bağın bulunması gerekir (msl. bir şoför istihdam edenin eşyasını taşırken, bir kimseyi ezecek olursa, istihdam eden bundan sorumludur. Zira fiil iş esnasında ve iş dolayısıyle işlenmiştir. Buna karşılık, aynı şoför yolda karşısına çıkan başka bir kamyonun şoförüyle kavga edip onu bıçaklayacak olursa, istihdam eden sorumlu olmaz. Zira verilen zarar is dolayısıyla değildir; 4. müstahdemin fiiliyle bir zarar doğması; 5. müstahdemin fiili ile zaran arasında bir illiyet bağı bulunması. Yani zarar müstahdemin fiilinden ileri gelmelidir. Bu şartların bulunması halinde istihdam eden, müstahdemin vermiş olduğu zarardan sorumludur. Bunun için ne müstahdemin, ne de istihdam edenin kusurlu olması aranmaz. Zira istihdam edenin sorumluluğu, özen borcuna dayanan objektif bir sorumluluktur. İstihdam eden kusursuzluğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz. Ancak bu sert sorumluluk, istihdam edene kurtuluş beyyinesi getirmesi imkânıyle yumuşatılmıştır. İstihdam eden, denetim, talimat ve seçimde gerekli olan bütün ihtimamı gösterdiğini ve buna rağmen zararın doğduğunu ispat edecek olursa sorumluluktan kurtulur. Nezarette gerekli olan ihtimam, istihdam edenin, müstahdemi normal denetlemiş olması ve onu başı boş bırakmamasına bağlıdır. Talimatta gerekli olanın yapılmış sayılması için istihdam edenin, işin tehlikesini ve başkalarna zarar verilmemesi için gerekli olan bilgiyi müstahdeme vermiş olması aranır. Seçimde gerekli özenin gösterilmesi ise, müstahdemin işin gereğine göre, onun yetişme şekli ve yeteneklerinin göz önünde tutularak seçilmesidir. Bu üç halde de gerekli olan özenin gösterildiğine ilişkin objektif bir kıstas yoktur. Her halin icabyıa göre, özenin gösterilip gösterilmediği ayrı incelenir. İstihdam eden için diğer bir kurtuluş beyyinesi de, seçme, talimat verme ve denetimde gerekli olan bütün ihtimamı göstermiş olsa bile, zararın yine meydana gelcceğini ispat edebilmesidir. Yani zararın, bu üç halin bulunmamasından değil de, dış etkenlerin sonucu doğduğunun ispat edilmesidir (msl. bir şoför yolda giderken, yolun ortasmda yürümekte olan bir kimseyi ezmemek için korna çalar ve yoldaki adam bu korna sesinden korkup bir kalp krizi sonucu ölürse, bu ölüm istihdam edenin ‘ görevlerini yerine getirmemesiyle ilgili olmadığı için, istihdam eden sorumlu olmaz. İstihdam edenle birlikte, müstahdem de zarar görene karşı sorumludur. Ancak müstahdemin sorumluluğu, haksız fiil esasına dayanır. Yani müstahdemi sorumlu tutabilmek için onun kusurlu olması lâzımdır. Müstahdemin de kusurlu ve do-layısıyle sorumlu olduğu hallerde, istihdam edenle müstahdem arasında eksik teselsül vardır (bk. TESELSÜL). Bu durumda zarar gören isterse istihdam edene, isterse müstahdeme başvurur. Ancak istihdam e-dene başvurması kendi yararınadır. İstihdam eden müstahdemin vermiş olduğu zararı tazmin ettikten sonra müstahdeme rücu edebilir. Ancak bu rücunun sonuç doğurabilmesi için, müstahdemin kusurlu olması gerekir. Kusurlu olmadığı hallerde, müstahdem verilen zarardan sorumlu olmadığı için, rücu da bir sonuç doğurmaz.

Yorum yazın