Halefiyet Nedir

Halefiyet Nedir , Halefiyet ilkesi , Halefiyet prensibi hakkında bilgiler

HALEFİYET i. (ar. hedeflen halefiyyet). Birinin yerini alma. Halef olma.

Borçlunun borcunu ödeyen bir üçüncü kişinin, alacaklının yerini alması. Ayni hale fiye t, bir malvarlığında, bir malın diğer bir malın hukukî niteliklerini alarak onun yerine geçmesi. Cüzi halefiyet, bir kimsenin münferit bir hakkının diğer bir şahsa geçmesi. (Bk. miras.) Külli halef iyet, bir kimseye ait hakların tüm olarak bir olayla, her bir hakkın devri için kanunun aradığı özel şartların gerçekleşmesi aranmaksızın başkasına geçmesi. (Bk. ansikl.) Şahsi halefiyet, bir hukukî ilişkide bir kimsenin diğer bir kimse yerine geçmesi.

Genel olarak bir borcun üçüncü bir kişi tarafından ödenmesi halinde, alacaklının hakları ona geçmeksizin sona erer. üçüncü kişi bu halde hakkını sadece vekâletsiz iş görme (bk. Vekâletsiz iş görme) veya sebepsiz zenginleşme (bk. sebepsiz zengİnleşme) kurallarına dayanarak elde edebilir. Borçlar kn. ise, bu durumun istisnasını getirmektedir (md. 109). işte halefiyet dediğimiz bu hallerde, üçüncü kişinin borcu ödemesi halinde, alacaklının borçluya karşı
olan hakları kendisine geçer. Ancak Borçlar kn.nda öngörülen halefiyet halleri bundan ibaret değildir. Ayrıca, müteselsil borçlarda, müteselsil borçlulardan biri borcu ö- deyecek olursa, ödediği miktar kadar alacaklının haklarına halef olur (Borçlar kn. md. 147). Aynı şekilde, kefil borçlu yerine borcu ödediği zaman, alacaklının haklarına halef olur (bk. kefalet).
Borçlar kanununa göre, halefiyet iki halde ortaya çıkabilir (md. 109):* 1. birinci durum borçlunun kendi iradesinden doğar. Bu halde, borçlu borcunu ödeyecek olaı\ üçüncü şahsın alacaklıya halef olacağını açıklar. Bu açıklama, bizzat borçlu veya temsilcisi tarafından alacaklı veya onun temsilcisine en geç ifa anma kadar yapılmalıdır. Borçlunun daha sonra yapacağı beyan, sona eren borcu ve özellikle bu borcun ferilerini yeniden diriltmez. Bu irade beyanı herhangi bir şekle bağlı değildir. Hattâ,: alacaklının hal ve vaziyetten, üçüncü kişinin, borçlunun rızası ile ödemeyi yaptığını da bilmesi yeterlidir. Alacağın haczedilmiş olması halinde, bu beyan icra memuruna karşı yapılır; 2. ödemede bulunan üçüncü kişinin özel bir çıkarının bulunması. Borçlar kn. md. 109, bent l’in ifadesi ile,, rehnedilen şey üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hakkı bulunan bir kimse, o #şeyi rehinden kurtarmak için borcu ödeyecek olursa, alacaklıya halef olur.» Bunu rehinli malın malikine aynı hakkı tanıyan Med. kn. md. 799 tamamlamaktadır. Ancak dikkat edilecek nokta şudur: rehinli malı kurtarmak amacıyle ifada bulunan kimsenin, o şey üzerinde bir aynî hakkının bulunması gereklidir; Şahsî hak sahiplerinin borcu ödemeleri halinde halefiyet hükümleri yürümez. Birinci halden farklı olarak burada halefiyetin söz konusu olması için borçlunun rızasının bulunması gerekli değildir. Borçlu razı olmasa da rehinli şey üzerinde aynî hak sahibi olan bir kimse borcu öde-, yecek olursa, halefiyet hükümleri uygulanır. Borçlar kn. md. 109’da belirtilen iki halefiyet halinden birinin gerçekleşmesiyle, asıl alacak, ona bağlı olan ferî ve imtiyazlarla birlikte, ödemeyi yapan üçüncü kişiye geçer. Bu geçiş kendiliğinden kanun icabı olur. Ancak, üçüncü kişinin alacak hakkını ve buna bağlı olan ferileri ispat etmesi için, alacaklının, elinde bulunan senetleri ona devretmesi gereklidir. Üçüncü kişi ne miktarda ödemede bulunmuşsa o miktar için alacaklıya halef olur. Borcun tamamını öderse, tamamına, kısmen ödeyecek olursa ödediği miktar kadar halef olur ve geri kalan kısım gene alacaklının üzerinde devam eder. Alacağın kısmen ödenmesi halinde, alacağı temin eden bir tek rehin hakkından iki rehin hakkı doğar. Ancak bu rehin haklarında alacaklının hakkı, ifada bulunan üçüncü kişinin hakkından önce gelir. Zira kısmî ödeme ile, gerçek alacaklının hukukî durumunun kötüleşmemesi gereklidir. İfada bulunan üçüncü kişi, borçluya başvurduğu zaman, ödemede bulunduğunu ispat etmekle yetinir. Bunun dışında bir şeyi ispat etmesi gerekli değildir.

Külli halefiyet halinde, bir malvarlığı bütün hak ve borçlarıyle birlikte halef o- lan kimseye geçer. Bunun sonucu olarak borçlu, küllî halefiyeti gerçekleştiren durumun dışında başka bir hukukî işlem yapmasına lüzum kalmaksızın, o malvarlığındaki hakları kazanır ve borçlardan sorumlu olur (bk. MİRAS)ç

Yorum yazın