Güven Nazariyesi Nedir

Güven Nazariyesi Nedir

Güven nazariyesi, beyan sahibi ile beyana muhatap olan kimsenin çıkarları arasında denge kurmağa çalışır ve Medenî kanun md. 2’ye dayanır. Bu naza- riyeye göre, bir irade beyanının ne anlama geldiğini bulabilmek için karşı tarafın, kendisince bilinilebilen bütün hal ve şartları, Med. kn. md. 2’de yer alan hüsnüniyet (dürüstlük kuralına göre yerine getirip getirmediği göz önünde tutularak, bu beyana ne anlam vermesi gerektiğine bakılır, Böylece, karşı tarafın beyana olan haklı güveni korunur. Karşı tarafın, gerekli özeni göstermeden bir beyana yanlış anlam vermesi önem taşımaz. Bu güvenin sağlanması için, beyana muhatap olan kimsenin kendisince bilinen hal ve şartlara göre beyana verdiği anlam Med. kn. md. 2 gereğince haklı görüle- bilmelidir. Görüldüğü gibi, burada karşılıklı bir bağlılık ve gözetme, söz konusudur. Çünkü, bir yandan muhatabın hal ve şartları hüsnüniyet kuralına uygun olarak yaptığı değerlendirme sonucu verdiği anlama güveni korunurken; öte yandan, beyan sahibinin gerekli özeni göstererek yaptı beyanın makûl ve hüsnüniyetli bir muhatap tarafından alışılagelen biçimde anlaşılabileceğine dair haklı güveni korunmaktadır.
Güven nazariyesi ile sözleşmenin meydana gelmesi (Borçlar kn. md. 1 ) ile hata hükümleri (Borçlar kn. md. 23 v.d.) arasındaki ilişkiyi incelerken üç ihtimalin birbirinden ayırmak gerekir: 1. beyan muhatabı, beyan sahibinin bir hataya düştüğünü bilmiyor ve hüsnüniyet kuralı gereğince de bilmesi gerekmiyorsa, sözleşme, karşı tarafın beyana güven nazariyesi gereğince vermesi gereken anlama göre kurulur. Fakat beyan sahibi dilerse, Borçlar kn. md. 23 v.d.deki hata hükümlerine dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir; 2. beyan muhatabı, beyan sahibinin hatasını anlıyor veya anlaması gerekiyorsa bunun beyan muhatabı, karşı tarafın gerçek iradesinin ne olduğunu biliyor veya bilebüecek durumdadır. Bu halde sözleşme, beyan sahibinin gerçek iradesine göre kurulur. Çünkü beyan muhatabı, beyanı gerçek şekli ile anlamak zorundadır; 3. beyan muhatabı, beyan sahibinin hataya düştüğünü anlıyor veya anlaması gerekiyorsa ikinci ihtimalden farklı olarak, gerçek iradenin ne olduğunu anlayabilecek durumda değildir. Bu halde artık, belirli bir anlama üstünlük tanımağa imkân yoktur. Hatayı bilenin, beyanın muhtevasına güveninin korunması gerekmediğine göre, beyan geçersiz olacak ve sözleşme kurulamıyacaktır.
Güven nazariyesinin uygulandığı diğer alan da, beyan iradesinden (bilincinden) yoksun irade beyanıdır. Bu halde de güven naza- riyesine göre, eğer beyan muhatabı bütün hal ve şartları hüsnüniyet (dürüstlük) kuralı (Med. kn. md. 2) çerçevesinde değerlendirerek, geçerli bir irade beyanının bulunduğu sonucuna varmışsa, onun haklı güveni korunur. Yani beyan iradesi (bilinci) olmadan yapılan irade beyanı, karşı tarafın güveninin korunmasının gerektiği ölçüde geçerli bir beyandır. Bu halde iptal yoluna gidilebilir (Borçlar kn. md. 23 v.d.). Ancak bazı hallerde iptal, Borçlar kn. md. 26 gereğince iptal edene tazminat borcu yükleyebilir.

Etiketler:

Yorum yazın