Jeotermal enerjinin tarihi

İnsanoğlu sıcak su kaynakları ile birlikte buhar çıkışlarını ilk gördüğünde korkmuş, aynı zamanda yeraltının sıcak olduğunu da anlamıştır. Daha sonra sıcak sulardan korkma olayı, yerini yararlanma şeklinde almış ve insanoğlu geçmişten zamanımıza kadar gelen zaman süreci içersinde bu sıcak sulardan tıbbi ve dinlendirici olarak yararlanmıştır. Nitekim geçmişe baktığımızda antik hamam yapılarının bu suların çıktığı kaynak yerlerinde bulunması tesadüfi değildir. Diğer mimari yapıları ile ünlü olduğu kadar Roma hamamlarının da ünlü olduğu ve bu hamamların çoğunun sıcak suların çıktığı yerlerde inşa edildikleri herkesçe bilinmektedir.
İnsanlar, ilk çağlardan başlayıp, 20. yüzyıla kadar sıcak su kaynaklarından yalnızca tedavi edici ve dinlendirici olarak yararlanmışlardır. Bu zengin enerji kaynağının, daha farklı ve ekonomik kullanma tarihi ise yenidir. İlk kez 1904 – 1905 yıllarında İtalya’da başladığı anlaşılan jeotermal enerji araştırmalarında, bu ülkenin Larderello kentinde bulunan bir jeotermal kaynak, ilk defa elektrik üretimi için kullanıma alınmıştır. Çünkü enerji kaynaklarının çok büyük bir kısmı o yıllarda ilk önce elektrik enerjisi haline dönüştürülmekte, sonra da insanlığın hizmetine verilmekte idi. Bundan sonra, jeotermal enerjinin potansiyelini kavrayan insanoğlu, bu yöndeki çalışmalara hız vererek, bu enerjinin kullanım yöntemlerini geliştirmiş ve uygulamaya koymuştur.
Zamanımızda jeotermal enerji, elektrik üretimi, tıp, ziraat, ısıtma – soğutma, çeşitli sanayi kuruluşları, kurutma, turizm v.b. gibi sayısız alanlarda kullanılabilen bir enerji kaynağıdır. Bu enerji kaynağının diğer enerji kaynaklarına göre yenilenebilir özelliği, araştırma ve üretimin ucuz, dolayısıyla maliyetinin düşük olması, yatırımını kısa zamanda karşılaması önemli bir avantajdır. Bunlara ilaveten kabuklaşma, korozyon gibi sorunların çözülmesi sonucu kullanımı ile temiz bir çevre ortamı sağlaması ve enerji açısından ülkeyi dışa bağımlı kılmaması gibi üstünlüklerinden dolayı önem ve çekiciliği giderek artmaktadır.
Diğer yandan, enerji sorunu günümüzde ve gelecekte gerek ülkemizin gerekse diğer ülkelerin başta gelen sorunlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir. Bunun nedenleri nüfus artışı ve sanayileşme yanında yaşam düzeyinin yükseltilmesi konusundaki çabalardır.
1965 yılı verilerine göre dünya nüfusu 3.3 milyar, enerji tüketimi ise 5.232 milyar ton eşdeğer taşkömürüdür. Bu durumda kişi başına düşen enerji tüketimi 1.585 ton eşdeğer taşkömürüdür. 2000 yılında dünya nüfusunun 6 milyar, toplam enerji tüketiminin 17.300 milyar ton eşdeğer taşkömürü olacağı ve kişi başına 2.889 ton eşdeğer taşkömürü tüketimi tahmin edilmektedir. 1965 yılı için kişi başına enerji tüketimi A.B.D.’nde 9.201, Fransa’da 2.931, İtalya’da 1.878, İspanya’da 1.023 iken, Türkiye’de 0.686 ton taşkömürü eşdeğeridir (Şamilgil – 1978). Bu değerler aynı zamanda gelişmişlik ölçüsü olarak kullanıldığında, ülkelerin refah düzeyini de ortaya koymaktadır.
Dünya’da ve Türkiye’de enerji talebi, petrol, kömür gibi dünya rezervleri 2020 yılına kadar yeterli gözüken , fosil yakıtlar ile hidrolik enerjiden karşılanmakta ve buna radyoaktif enerji kaynakları eklenmektedir. Bir süre sonra yenilenebilir özelliği olmayan ve çevreyi kirleterek insan sağlığını her geçen gün tehdit eden radyoaktif minerallerin de enerji talebini karşılamakta yetersiz kalması muhtemeldir. Bu durum, meydana çıkacak enerji açığının kapatılabilmesi için yeni enerji kaynaklarının aranmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak da son yıllarda yeni ve yenilenebilir nitelikte olan rüzgar, güneş, dalga, biyogaz ve jeotermal enerji konuları ön plana çıkmıştır.
Diğer enerji kaynaklarına göre birçok üstünlüklere sahip olan jeotermal enerji, ülkelerin jeolojik, jeomorfolojik özelliklerine bağlı olarak farklı biçimlerde ortaya çıkmakta ve gün geçtikçe kullanım alanı genişlemektedir.
Bu çalışmada, 20.yüzyılın yeni bir enerji kaynağı olarak ortaya çıkan jeotermal enerjiden son yıllarda birçok ülkenin yararlanmaya başlaması ve bu amaç ile dünyanın birçok yerlerinde muhtemelen gelecekte önemli bir enerji açığını karşılama imkanının mevcut olması nedeniyle, jeotermal enerji konusu her yönüyle coğrafi açıdan ele alınarak değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Yorum yazın