AVRUPA BİRLİĞİNDE PETROL VE DOĞALGAZ TEKNOLOJİSİ

AVRUPA BİRLİĞİNDE PETROL VE DOĞALGAZ TEKNOLOJİSİ

Avrupa’ nın 20.y.y başlarında temel enerji kaynağını kömür oluşturuyordu. Kömür üreten bölgeler sanayileşmede merkezi konuma gelmişlerdi. Kömür kaynağı olmayan pek çok Avrupa ülkesi için ise bir şans kalmamıştır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ülkelerini bir araya getiren temel sebepte kömür ve çelik üretimindeki çıkarlarını birleştirmesiydi. Avrupa Kömür Çelik Topluluğunun (AKÇT) kurulmasının ardından (1951), üye ülkelerin yaşam standartlarının yükselmesi ve nükleer sanayiinin hızla kurularak büyümesi ilkesinden hareketle Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu kuruldu. Bu iki topluluğun ortak amacı, ekonomik büyümeyle doğru orantılı olan enerjinin ortak ve rasyonel şekilde kullanılarak, üye ülke insanlarının yaşam düzeyinin yükseltilmesiydi.
II. Dünya savaşı’ ndan sonra Ortadoğu’ daki petrol kaynaklarının ortaya çıkmasıyla önem sıralamasında kömür yerini petrole bıraktı. 1960’ ların ekonomik patlaması ve otomotiv sanayiinin büyük önem kazanması sonucunda petrol, vazgeçilmez enerji kaynağı oldu. 1974-1979 petrol krizleri, en önemlisi doğalgaz olan ikame enerji kaynaklarının devreye girmesine yol açtı.26 AT bünyesinde, ortak enerji politikası oluşturması fikri ilk kez bu kriz sonrasında ortaya çıktı. AT konseyi, 1974’ de aldığı karar ile 1985’ e kadar enerji hedeflerini sapladı. Şu anda komisyon 2010 yılına kadar enerji hedeflerini belirlemiş durumdadır.
AB’ de petrol ve doğalgaz, enerji tüketiminin 2/3’ ini karşılamaktadır. Avrupa teknolojisini geliştirmedikçe 21.y.y da petrol ve doğalgaz ithalatına bağımlılığı giderek artacaktır. Bu nedenle Avrupa’ da petrol ve doğalgaz yatırımlarına büyük ölçüde hız verilmiştir.
Yapılan araştırmalara göre, 2010 yılında Avrupa’ nın enerji tüketiminin %25 doğalgaz tarafından karşılanacak. Doğalgaza olan talep, 2005 yılında 1990 yılındaki gereksinim %50’ sinden fazla olacaktır.
Toplulukta en çok doğalgaz üreten ülkeler; İngiltere ve Hollanda’ dır. Doğalgaz üretimi, gelişmiş nakil hatları gerektirdiğinden, üye ülkelerde dağıtım monopolleri kurulmuştur. Bu yüzden doğalgaz üretiminde AB Topluluğunun rekabet kuralları uygulanamıyor.
Avrupalı teknisyenler, sıvılaştırma konusunda yeni teknolojilere yöneliyorlar(25). Şu anki sıvılaştırma teknolojisine getirilecek alternatifler, kıyıya yakın sıvılaştırma istasyonları, yükleme boruları ve hortum sistemleri ile gaz haline getirme istasyonlarının geliştirilmesidir. Yapılan tahminlere göre, bu teknolojilerin geliştirilmesiyle maliyet %20-30 arasında düşecektir. Bu teknolojiler ile rezervler artırılacak, üretim masrafları düşürülecek, sanayii sektörü gelişecek, ,istikrarlı ekonomik büyüme sağlanacak, global çevre korunacak ve geliştirilecektir.

Yorum yazın