Sürekli Hareket Devirdaim Nedir

Sürekli Hareket Devirdaim Nedir
sürekli hareket, devridaim olarak da bilinir, bir kere harekete geçirilince, dışarıdan hiç enerji almaksızın hareketini sonsuza değin sürdürebilen bir düzeneğin gerçekleştirdiği hareket. Termodinamiğin birinci ve ikinci yasaları uyarınca, böyle düzeneklerin varlığı olanaksızdır.

Gerçekleştirilmesi olanaksız olduğu halde, sürekli hareket makineleri genel olarak kamuoyunun, özel olarak da mucitlerin yüzlerce yıldan beri büyük ilgi duyduğu bir konu olmuştur. Sürekli hareket makinelerinin böylesine yoğun bir ilgi alanı oluşturmasının temelinde, bu makinelerden yararlanarak bedava ve sınırsız enerji elde edilebileceği düşüncesi yatmaktadır. Bu tür makineleri gerçekleştirmenin termodinamik yasalarına göre olanaksız olduğu gerçeği, sayısız mucidi (ya da ün ve servet peşinde koşan kişiyi) bu yasaların geçersizliğini göstermeye, bu yasaları yok saymaya ya da bu yasalara karşı “hile yapmaya” çabalamaktan alıkoyamamıştır.

Sürekli hareket makineleri temel olarak üç türe ayrılır. Bunlardan birincisi, düşmekte ya da dönmekte olan bir cisimden, bu cismi eski konumuna getirmek için gereken enerjiye oranla daha büyük bir enerji sağlanabileceği görüşüne dayanır. Böyle makinelerin en eski ve yaygın türü, yatay bir eksen çevresinde serbestçe dönebilen bir tekerleğin bir yanında aşağı doğru düşmekte olan ağırlıkların tekerleğe sağladığı dönme enerjisinin, tekerleğin, öbür yanındaki ağırlıkları yukarı doğru çekmesi için gereken enerjiden daha büyük olacağı inancına dayanan ve genel olarak “bozulan dengeli tekerlek düzeneği” olarak adlandırılan makinelerdir. Bu tür makinelerin bir türünde, tekerleğin çevresinde bükülebilen kollar tutturulmuştur. Tekerleğin bir yanındaki kollar içeri doğru bükülmüş durumdadır. Bu bükülmüş kolların ucundaki metal küreler, eğik bir oluk aracılığıyla, tekerleğin öte yanındaki açılmış durumda bulunan kolların uçlarına aktarılır. Açılmış durumdaki kolların ucundaki kürelerin aşağı doğru uyguladığı kuvvetler, öbür yanda yer alan içeri bükülmüş kolların ucundaki küreleri (bunlar tekerleğin eksenine daha yakın oldukları için) yukarı kaldırmaya yetecek, böylece de tekerlek sürekli olarak dönecektir. Bu varsayım, termodinamiğin, bir sistemin toplam enerjisinin sabit kalacağını belirleyen birinci yasasına (bu yasa enerjinin korunumu yasası olarak da bilinir) aykırıdır. Bu tür makinelerin ilki Fransız mimar Vilard de Honnecourt tarafından 14. yüzyılda tasarlanmıştır. Worcester 2. markisi Edward Somerset (1601-67) ve daha çok Orffyreus adıyla bilinen J. E. E. Bessler (1680-1745) bu türden makineler gerçekleştirmişler ve çok etkileyici gösteriler düzenleyerek bunların çalışmasını sergilemişlerdir. Ne var ki, uzun süre kendi kendine çalışabilen bu makinelerin çalışmaları gene de belirli bir süreyle sınırlıydı.

Termodinamiğin birinci yasasına aykırı olarak sürekli hareket sağlamaya yönelik başarısız çabaların bir başka örneği de kapalı çevrimli su değirmenidir. İlk kez İngiliz hekim Robert Fludd’ın 1618’te tasarladığı bu düzenekte aşağı doğru akan su bir çarkı çevirir; çarkın sağladığı dönme enerjisi bir pompayı (örn. bir Arkhimedes burgusunu) çalıştırarak suyu yeniden yukarı çıkarır. Böylece bir akarsu kaynağına gereksinim duymaksızın sürekli dönen bir çark yapılmış olur. Fludd’m bu düzeneği önerdiği çağda böyle bir makinenin çalışmayacağına ilişkin bilimsel bir kanıt henüz yoktu (termodinamiğin yasaları Fludd’dan yaklaşık 200 yıl sonra ortaya konmuştur).

İkinci tür sürekli hareket makineleri termodinamiğin ikinci yasasına (bu yasa, “ısı enerjisi işe dönüştürülürken bu enerjinin bir bölümü kaybolur” biçiminde özetlenebilir) aykırı düşen ve bu nedenle çalışmaları olanaksız makinelerdir. Bu tür başarısız makinelerin en ünlüsü John Gamgee’nin 1880’lerde Washington’da tasarladığı ve 0°C’deki amonyak gazıyla çalışması öngörüldüğü için “sıfır motor” olarak adlandırılan makineydi. Bu makinenin temel çalışma ilkesi, çevre sıcaklığından sağlanan ısı enerjisinin işe çevrilmesiydi; bu da ikinci yasaya kesinlikle aykırı düşüyordu. Termodinamiğin ikinci yasasının geçersiz kılınabileceğine bir örnek oluşturmak amacıyla 1871’de ünlü fizikçi James Clerk Maxwell’in ortaya attığı ve Maxwell şeyta-nı(*) olarak anılan kavram ancak 80 yıl sonra Fransız fizikçi Leon Brillouin tarafından açıklığa kavuşturulabilmiş ve Maxwell’ in ortaya koyduğu çelişki böylece çözülmüştür.

Üçüncü tür sürekli hareket makineleri, mekanik sürtünme ya da elektriksel direnç gibi engellerin ortadan kaldırılabilmesi durumunda sürekli hareketin gerçekleştirilebileceği kanısına dayanır. Bu tür engeller gerçekten de çok büyük ölçüde azaltılabilir, ama bunları bu amaçla enerji harcamaksızın tümüyle ortadan kaldırabilmek olanaksızdır. Bu konudaki en önemli örnek üstünilet-kenliktir.

Üstüniletken metallerin elektriksel dirençleri, 20 K (-253°C) dolayındaki düşük sıcaklıklarda tümüyle ortadan kalkar. Böyle metalden yapılmış bir halka içinde bir kez indüklenen bir elektrik akımı, metal halka gerekli düşük sıcaklıkta tutulduğu sürece, zayıflamaksızın akmasını sürdürür. Ama, düşük sıcaklığı sağlamak için gereken enerji, üstüniletkendeki akımdan elde edilebilecek enerjiden daha büyük olmaktadır. Enerji kaynağı kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklanan sürekli hareket makineleri de gerçekleştirilmiştir. Hava sıcaklığındaki ya da atmosfer basıncındaki değişmelerden yararlanarak kendi kendine kurulan saatler bu tür makinelere örnektir. Böyle bir saat Güneş’ten Yer’e ulaşan enerjiden yararlanır, bu nedenle de bir sürekli hareket makinesi değildir.

Buluşları incelemek ya da onaylamakla görevli devlet kuruluşları ya da bilimsel kuruluşlar, sürekli hareket makinelerine ilişkin başvuruları uzun zamandan beri ciddiye almamaktadır. Fransız Bilimler Akademisi sürekli hareket makinesi gerçekleştirdiğini öne süren kişilerin başvurularına yanıt vermemeyi 1775’te kararlaştırmıştır. İngiltere ve ABD patent daireleri de bu tür başvuruları işleme koymamaktadır.

Yorum yazın