Radyoaktivitenin Keşfi – Nükleer Enerjiyi Kim Buldu

Radyoaktivitenin Keşfi – Nükleer Enerjiyi Kim Buldu

NÜKLEER ÇAĞ
Nükleer enerji, en yeni güç kaynağıdır. Henüz elektrik üretiminde kömür, doğal gaz ve petrol kadar çok kullanılmasa da, örneğin ABD’deki 68 nükleer güç üreticisinde ülkenin toplam elektrik üretiminin 1/8’i elde ediliyor.
Nükleer güç 35 yıl önce başlamış olan nükleer çağın ürünüdür. 2. Dünya Savaşının sonuna doğru ilk kez patlatılan atom bombaları ne denli güçlü olduklarını kanıtladılar. Japonya’ya atılan iki bomba, ülkenin derhal teslim olmasına yol açtı. Bu üstün silahı geliştiren bilginler atom gücünün barışçı amaçlarla da kullanılabileceğini düşünmüşlerdi.
İki yüzyıl önce insanlık odun, kömür, petrol ve doğal gaz yakarak makineleri çalıştıracak enerji elde edebileceğini öğrenmişti. Böylece makine çağı açılmış oldu. Nükleer enerji bunlardan farklıdır ve yakıt kullanarak üretilmez, öyle ise nasıl üretildiğini görelim.

RADYOAKTİVİTENİN VE NÜKLEER ENERJİNİN BULUNUŞU

Nükleer enerji bir rastlantı sonucu bulundu. 1896’da Fransız bilim adamı Antoine Henri Becquerel uranyum tuzları ile deneyler yapıyordu. Bunların güneşe çıktıkları zaman ışık çıkardıkları biliniyordu.Bir gün bazı uranyum tuzu kristallerini fotoğraf filmi üzerine koyup uranyumu güneş ışığında incelemek istedi. Hava kapalı olduğundan deneyden vaz geçen Becquerel filmi sakladı. Birkaç gün sonra filmi incelediğinde uranyumun içinden, dışarıdan bir etken olmadan çıkmış ışınların filmi etkilemiş olduğunu gördü. Bu ışınlar,buluşu yapanın onuruna Becquerel ışınları diye adlandırıldılar.
Marie ve Pierre Curie,Becquerel ışınlarının sağladığı olanaklarla büyülendiler. 1898’de Marie Curie, uranyumdan daha etkin olan radyum ve polonyum elementlerini bularak, bu olguya radyoaktivite adını verdi. 1903 yılında Curie’ler ve Becquerel radyoaktiviteyi buldukları için Nobel ödülünü paylaştılar. Marie Curie,bugün hâlâ bir gram radyumun çıkardığı radyasyon birimi olan “Curie” ölçütü ile anılır.
Yüzlerce yıl atomun, doğayı oluşturan maddelerin parçalanamaz en küçük yapı taşı olduğuna inanılmıştı. Ama bilginler, yüzyılımızın başında bazı atomların doğal olarak, ama çok yavaş bir şekilde parçalandıklarını öğrenmeye başladılar. Bu parçalanma sırasında atomlar radyoaktif ışınlar ya da çekirdek içi enerjisi yayarlar. Bu, çekirdeği bir arada tutan birleştirici enerjidir.
1904 yılında İngiliz bilim adamı Ernest Rutherford bir yazısında “Eğer bir atomu parçalamayı başarabilirlerse sonuçta elde edilen çok miktarda enerji yararlı bir biçimde kullanılabilir” diyordu. Rutherford 1937’de öldüğü zaman , atomun içindeki enerjinin günlük uygulamada ne işe yarayabileceğini henüz çözememişti. Ama bu arada yeni araştırmalar, gerçek nükleer çağı başlatacak biçimde ilerliyordu.

Yorum yazın