Görelilik Kuramının Gelişimi

Einstein’in ünlü kuramının iki ana bölümü vardır: Birincisi; 1905’te “özel Görelilik Kuramı” adı ile yayınladığı ilk bölüm, İkincisi de; “Genel Görelilik Kuramı” adını verdiği ve 1916’da yayınladığı ikinci bölümdür. Ortaya atıldığı günlerde genellikle bilimsel düşünceye, özellikle de fizik bilimine getirdiği yeni görüşlerle tüm bilim adamlarının dikkatini çeken bu kuramlar, o günden bu yana defalarca gözden geçirilmiş, denenmiş ve en önemli verilerinin doğruluğu saptanmıştır.
ilk ortaya atıldıkları günden bu yana Görelilik Kuramının bazı bölümleri Einstein’in kendisi tarafından da önerilen bazı değişiklik ve düzeltmelerden geçirilmiştir. Ama, yine de temeliyle evrendeki kuvvet ve hareket dengesini açıklamada en geçerli kuram niteliğini koruyabilmiştir.
Birçok yaratıcı araştırmalarda olduğu gibi Görelilik Kuramı da özel bir amaca yönelik olmadan ve hiç bir zorunluk altında kalmadan Einstein’in kafasında soyut bir bilimsel konu olarak gelişmiştir. Ancak yine birçok önemli bilimsel gelişmelerde olduğu gibi, Görelilik Kuramı da sonunda yeryüzünde yaşayan tüm insanları etkileyen bir niteliğe bürünmüştür.
Bilimin ve insanlığın yararına bu denli olumlu etkiler oluşturan bir kuramın üzücü bir uygulama alanına konması beklenmemeliydi ama, ne yazık ki, Görelilik Kuramı bugün insanlığı tehdit eden en korkulu bir sorunun da nedeni olmuştur. Bu sorun, 1939’da Einstein’in ABD cumhurbaşkanı olan Franklin D. Roosevelt’e yazdığı ünlü mektupta dile getirilmiştir. Bu mektupta Einstein, Görelilik Kuramının fizikteki uygulamaları arasında atom bombasının da yapılabileceğini ancak, bu korkunç gücün bilinçli kullanılmaması halinde insanlık için son derece tehlikeli sonuçlar doğuracağını açıkça belirtmişti. Onun bu görüşünün ne denli yerinde bir uyarı olduğunu atom ve hidrojen bombalarını ellerinde tutan güçlerin bugünkü tutumlarıyla daha iyi anlamaktayız.
Görelilik Kuramının çağımız bilimine yeni ufuklar açan önemli bir kullanımı da kozmolojinin (Evrenbilim) gelişmesinde görülmektedir. Dünyamızın çevresindeki gezegenlere ve daha ötedeki uzayın derinliklerine yönelik uzay araştırma programları Einstein’in kuramlarından yararlanılarak başarılı şekilde yürütülmektedir, öteki dünyalarda hayat olup olmadığını anlamak için harcanan çabaların temel dayanağı da yine bu kuramdır. Çünkü, milyonlarca kilometre uzaklardan gelen ya da gönderilen radyo ve ışık dalgalarının çözümlenmesinde yine Görelilik Kuramından yararlanılmaktadır.

Yorum yazın