Genel Görelilik Kuramı

Genel Görelilik Kuramı

GENEL GÖRELİLİK KURAMI özel Görelilik Kuramından on iki yıl sonra yayınlanan Genel Görelilik Kuramı bir bütün içinde uzayın fiziksel yasalarını açıklamayı amaç edinmiştir. Aslında özel Kuram, Genel Görelilik Kuramının bir bölümü olarak da düşünülebilir.
Genel Görelilik Kuramının ana fikirlerinden bir, hacmin biçim değişmelerinin çekim kuvvetine bağlanmasıdır. Burada çekim kavramı lastik bandlardan oluşan bir ağ düzeyindeki çökme eğrileriyle anlatılabilir. Lastik ağın ortasına örneğin, büyük ve yuvarlak bir cisim konursa ağırlık nedeniyle aşağı doğru bir çökme oluşacaktır. Lastik ağın düzeyi genelde düz şeklini korurken, üzerindeki cisme yakın yerdeki şeritlerde düzeyden aşağı doğru sarkma eğrileri düzlüğü bozacaktır. İşte, ağırlığın ağın esnek düzeyinin şeklini bozuşu gibi madde de uzayda çarpıklıklar ya da eğrilikler meydana getirir ki, biz buna ÇEKİM diyoruz.
Lastik ağın esnek düzeyi üzerinde iki büyük cisim birbirine yakın olarak konduğunda bunlar birbirlerine doğru hareket etme eğilimi gösterirler. Lastik düzeydeki sarkma iki cismi birbirine doğru hareket etmeye zorlar. Bu durum, uzaydaki cisimler için de doğrudur.
Eğer uzay ya da yüzeyde çarpılma ve sarkma oluşmazsa, yani boşlukta madde bulunmazsa, o zaman iki nokta arasındaki uzaklık düz bir çizgi şeklinde olacaktır. Ama, bu düz çizgi maddenin varlığıyla eğrileşir; çünkü maddenin varlığı uzayda çarpılma ya da sapma meydana getirir.
Bu durum acaba gerçeğin garip bir düşle resmedilmesi midir? Deneyler böyle olmadığını gösteriyor. Genel Görelilik Kuramında öngörülen sarkma, çarpma ya da eğrilme cisimlerin varlığı koşuluna bağlı olarak daima gözlemlenebilecek bir gerçektir. Aşağıda açıklananlar Genel Görelilik Kuramının geçerliliğini doğrulayan olaylardandır.
1) Merkür gezegeni diğer tüm gezegenler gibi güneş çevresinde elips şeklindeki yörüngesinde döner. Yörünge üzerinde gezegenin güneşe en yakın olduğu nokta günberi olarak adlandırılır. Genel Görelilik Kuramına göre, günberinin de güneş çevresinde yavaşça dönmesi gerekir. Çünkü, uzay
güneş tarafından çarptırılmaktadır. Gökbilimciler tarafından yapılan dikkatli gözlemler sonucu, Merkür’ün .Genel Görelilik Kuramında öngörülen biçimde hareket ettiği saptanmıştır.
2) Uzak yıldızlardan gelen ışıklar genel kurama uygun olarak güneşe yakın geçerlerken;doğru hattan hafif bir eğim yaparlar. Bu durum, güntutulumu sırasında yıldız tam güneşin çevresinin arkasında iken alınan fotoğrafla saptanmıştır. Aynı yıldızın daha sonra fotoğrafı çekilip önceki ile karşılaştırıldığında, yıldızlar aynı çizgiye gelmemiştir. Yıldızdan gelen ışık güneşe yakın alandan geçerken açık şekilde yön değiştirmektedir.
3) Genel Görelilik Kuramı “Beyaz Cüceler” denilen çok yoğun yıldızlardan gelen ışınların pek yüksek çekimli bir alandan geçerken,frekanslarının değişeceğini öngörmüştür. Nitekim, deneyler bu tür yıldızlardan gelen ışınların değişime uğradığını yani sapmaya uğradığını göstermiştir.
4) Uzay çarpıtılması son olarak labaratuvarlarda da yapılan deneylerde saptanmıştır. Bu deneylerin sonucunda da Genel Görelilik Kuramının öngördüğü durum aynıyla görülmüştür.
Bütün bu deneyler Genel Görelilik Kuramının daha önceki tüm kuramlardan daha güçlü bir şekilde doğa olaylarının açıklamasını verebildiğini göstermiştir. Acaba, bu bizi Einstein’in doğru, Newton’un yanlış düşündüğü kanısına götürebilir mi? Böyle bîr soruyu yanıtlamak sorunu çok basit bir düzeye indirgemek olur. Gerçek şudur ki, fizik alanındaki tüm kuramlar doğanın tam ve kesin bir açıklaması olmaktan uzaktır. Olsa olsa gerçeğe ne denli yaklaştıklarına ilişkin açıklamalar olarak niteleyebiliriz bunları. Şu anda Einstein’in geliştirdiği kuramların Newton’unkinden daha duyarlı olması bakımından bilim adamlarının gereksinmelerini daha iyi karşıladığını söyleyebiliriz. Bu durum da ancak daha iyi kuramlar geliştirilip Einstein’ınkilerin yerini alana dek sürecektir.

Yorum yazın