Tarihsel Maddecilik Nedir

Tarihsel Maddecilik Nedir

Tarihsel Maddecilik, 19. yüzyıl ortalarında Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından geliştirilen, daha sonra çeşitli sosyalist düşünür ve tarihçilerin katkılarıyla günümüze değin gelen, Marksizmin temel tarih görüşü ve yorumu. Diyalektik Maddeciliğin tarih alanına uygulanışı olarak da kabul edilir.

Tarihsel Maddeciliğin tanımlanmasına ilişkin bazı sorunlar, Marx’in daha çok kapitalist üretim tarzının ayrıntılı çözümlemesiyle uğraşmış, genel bir tarih kuramı ve metodolojisinin ise yalnızca ana çizgilerini belirterek uygulamalı örneklerini vermiş olmasından kaynaklanır. Marksist sentezin kapsadığı öbür öğeler (felsefe, siyasal iktisat ve sosyalizm projesi) gibi bu tarih görüşü de toplumsal bilimlerin Marx’tan önceki kaza-nımlarından bağımsız değildir. 18. yüzyıl sonlarıyla 19. yüzyıl başlarında birçok tarihçi, askeri-siyasal olayları ve hukuksal kurumlan incelemekle sınırlı bir tarih anlayışından uzaklaşarak daha sosyoekonomik bir tarihçiliğe yönelmeye, benzer maddi (ekonomik ve teknik) koşulların benzer kurumsal, örgütsel çözümleri zorunlu kılacağını düşünmeye başlamıştı. Tarihsel Maddecilik de bir bakıma bu sezginin daha genelleştirilmiş, kuramsal-terminolojik donanıma kavuşturulmuş biçimiydi.

Marx’a göre, insanların toplumsal varlık biçimi bilinçlerini belirler. Maddi yaşamın üretimi ve yeniden üretimi düşüncelerden önce gelir ve son çözümlemede onlara kaynaklık eder. İnsanlar yaşamak için önce yiyecek, giyecek, konut vb üretmek ve çoğalmak zorundadır. Bu temel etkinliklerini her tarihsel anda belirli (tarihsel olarak verili) üretim araçları, teknik bilgiler, malzeme, doğal kaynaklar vb ile yürütürler. Bunlar toplumun emrindeki üretici güçleri oluşturur. Öte yandan üretim etkinliği her zaman toplumsal bir süreçtir; birbirlerinden yalıtılmış bireylerce değil, Marksizmde üretim ilişkileri denen, sosyoekonomik örgütlenme biçimleri içinde gerçekleştirilir. Üretici güçlerle üretim ilişkileri birlikte toplumun ekonomik temelini, üretim tarzının iki çelişmeli yanını oluşturur. Bu ekonomik temele ise gene onunla hem uyum, hem çelişme içindeki bir siyasal, hukuksal, ideolojik üstyapılar dizisi denk düşer. İnsanlık tarihinin belli başlı dönemleri, üretici güçlerin belirli bir eşiğine bağlı olarak ortaya çıkan başlıca üretim tarzlarının benzer üstyapıları gerektirdiği düşüncesi temelinde çözümlenebilir ve sınıflandırılabilir. Bu çalışma, edinilmiş deneysel bilgilere dayanan bir genelleme denemesidir ve yeni bilgilerle sürekli sınanması gerekir. Üretici güçlerle üretim ilişkileri ya da ekonomik temelle üstyapı arasındaki ilişkiler durağan ve tek yönlü değildir. Marx’a göre tarihsel ilerleme önce üretim etkinliğindeki teknik gelişmelerle başlar; yeni üretici güçlerin eski üretim ilişkilerinin kabına sığamadığı bir durum, zamanla ortaya çıkar. Varlıkları eski üretim ilişkilerinin sürdürülmesine bağlı olan toplumsal sınıflar (üstyapılar), özellikle devlet üzerindeki egemenlikleri sayesinde değişime karşı direnirler. Bu direnişin alt edilmesi için mücadelenin siyasal alana kayması ve siyasal bir devrimin gerçekleşmesi gerekir. Üstyapıdaki dönüşümden sonra, önü açılan ekonomik temeldeki değişim tamamlanır. Örneğin İngiltere’de kapitalizmin bir ölçüde gelişmesi 1640’larda İngiliz devriminin maddi temelini oluşturmuş, ama asıl Sanayi Devrimi bu siyasal değişim sayesinde 18-19. yüzyıllarda dinamik bir sıçrama yapabilmiştir.

Toplumsal bilimlerdeki bütün büyük ku-ramİar gibi Marx’in Tarihsel Maddeciliği de tartışmalara konu olmuş, teknik-ekonomik bir indirgemeciliği ifade ettiği öne sürülmüştür. 1930’larda Stalinizmin şemalaştırdığı biçimiyle belirli ekonomik yapıların zorunlu bir sıra içinde birbirini izlediği görüşü, büyük ölçüde bu tür bir indirgemeciliktir. Öte yandan Tarihsel Maddecilik bir dogma ve donmuş bir tasnif olarak değil, hem bilinenlerin deneysel bir genellemesi, hem de bir araştırma yönelimi olarak anlaşıldığı ölçüde canlı kalmış ve 20. yüzyılda Sovyetler Birliği’nde değil, daha çok Batı Avrupa’da zengin tarih araştırmalannı besleye-bilmiştir. 1930’lardan bu yana Batı tarihçiliğine büyük ölçüde damgasını vuran Fransız Annales Okulu’nda ve Ingiliz Marksist tarihçiliğinde, Tarihsel Maddeciliğin indirgemeci olmayan bir “bütünsel tarih” yazımında kullanılışının başarılı örnekleri gözlenebilir.

Yorum yazın