Hinduizmde Kast Sistemi ve Kurtuluş

Hinduizmde Kast Sistemi ve Kurtuluş

Kutsal Hindu yazılarının en eskisi olan Rig — Ve- da’nın, İ.ö. 3000’lerde Ari rahiplerin söylediği şarkılar biçiminde ortaya çıktığı sanılmaktadır. İ.ö. 1000’lerde yazıya dökülmüş olan bu kitabın, yaşayan dinler içinde hâlâ kullanılan en eski din kitabı olduğuna inanılır.
Hindistan’a İ.ö. 1500’lerde işgalci Ariler tarafından getirilen Vedalar , Ari tanrıları için söylenen ilahilerdir. Ayrıca Vedalarda , bugün geçerliliği kalmamış olan bir dinsel töreye – bu tanrılara verilecek kurbanlara — ilişkin buyruklar da bulunmaktadır.
Fırtına ve savaş tanrısı İndra, Ari tanrılarının önderi idi. Bazı ilahilerde onun önderliği iyilik ve kötülük arasında geçen zorlu bir savaş olarak anlatılır. Bazı Hindular bunun, gerçeğin ve söylencenin bir karışımı olduğuna bugün bile inanırlar. İndra’nın büyük bir olasılıkla gerçek bir kişi, Hindistan’ı saran Arilerin önderi olduğu söylenir. Bu savaş ise, işgalciler ve Mohenjo — Daıro halkı arasında geçen savaşın mistik bir öyküsü olarak bugün bile anlatılır.
Vedalar eski sanskritçe ile yazılmışlardır. Bugün çok az sayıda Hindu’nun sanskritçe okuyabilmesine karşın, evde uygulanan bir tapınma biçimi olan “Brahma- yajna” sırasında, bazı dizeleri ezberden okumayı öğrenirler.

BRAHMANA’LAR
Brahmana’lar, İ.ö. 600 yıllarına kadar uzanan kutsal düzyazı metinleridir. Herhangi bir Hindu’yu doğrudan etkilemezler ve sıradan insanlarca okunmazlar. Brahmana’lar, Brahmin rahiplerinin eğitim kitaplarıdır. Bunlar eski Hindu toplumun- da, Brahmin rahiplerinin önem ve ağırlıklarını artırmak için yazılmışlardır. Eskiden rahipler en yüksek kastı oluşturmazlardı. Şimdiki durumlarına gelişleri, İ.ö. 800 ve İ.Ö. 500 yılları arasında yazılmış olan Brahmana’ların etkisi sonucunda olmuştur. İşte bu sıralarda İndra, tanrıların önderi olma rolünü yitirmiş ve yeri, Brahma, Vişnu ve Siva ile doldurulmuştur.

UPANiŞAD’LAR
Arilerin Hindistan’da rahat bir yaşama kavuşmaları, onlara bol düşünme ve çalışma zamanı sağladı. Kendilerine, doğa, tanrılar ve yaratılışa ilişkin sorular sormaya başladılar. Altık, örneğin sadece rüzgârın esmesi nedeniyle bir rüzgâr tanrısının olacağına inanmıyorlardı. Onlar, karmaşık sorulara mantıksal yanıtlar veren açıklamalar istiyorlardı. Eski inançların bu tür sorgulanması, çağdaş Hinduizmin doğmasına neden oldu. Bu sorular, İ.ö. 600 ve İ.ö 300 yılları arasında düzenlenmiş
ve Upanişad’lara yazılmış olan yeni düşünceleri gündeme getirmişti. Bu yazılar, tanrılara ve insanlara ilişkin bir açıklama getiriyor ve bireyin kurtuluşunun yolunu açacak olan dinsel hedefleri gösteriyordu. Böylece Upanişad’lar, insanın Yaşam Tekerleğini ve ruhun içinden doğduğu Yüce Ruh’a dönmesi için, karmayı nasıl yenebileceğinin yollarını açıklıyorlardı.
Upanişad’lar, Brahman’ın, Yüce Ruh olduğunu belirtirler. Bazı mezhepler Brahman’ı tek gerçek kabul ederler. Geri kalan her şey “maya” dır (düş). Brahma, Vişnu ve Siva, yeniden doğma, darma, karma, kast ve Hinduizmin öteki tüm değerleri, Upanişad’ların yetki alanı içindedirler ve bu yazılardan kaynaklanırlar.

HÎNDULARIN “NUH “U
Kutsal yazılar “Manu Yasaları” ile desteklenirler. Bunlar ilk olarak i.ö. 250’de yasalaşarak Hin- duların günlük yaşamını düzenleyen kuralları koymuşlardır. Bu yasaları yapan Manu, dünyanın yeniden doğuşundan sonra gelen ilk insandır. Hinduizme göre, dünya her 4.000.000.000 yılda bir yıkılır ve bir başka 4.000.000.000 yıl için yeniden doğar.
Bir önceki dünya yaşamının bitimine yakın, Manu bir balığâ yardım etmiştir. Bu balık Brah man’nın bir avatarıdır ve Manu’yu, bir sel baskı nının dünyayı yok edeceğini söyleyerek uyarır. Manu bir gemi yapar ve yanına yedi rahip alır. Tufan, Barhma’nın öngördüğü biçimde olur ve dünya sularla kaplanır. Bir balık tarafından çekilen Manu’nun gemisi yıllarca yüzer. Sonunda sular çekilir ve gemi bir dağın tepesine oturur. Toprak kuruduktan sonra Manu, bir düzlüğe iner ve burada bir başka 4.000.000.000 yıl için, yaşamı yeniden kurma çalışmaları başlar.
O, “Manu Yasaları”nı halkına yön vermek için yazmıştı. Onun yasaları,eski töreleri, gelenekleri, yönetim konularını, bağışlama ayinlerini ve insanlık için öğütleri kapsamaktadır. Aşağıdaki örnek bunlardan biridir:
Başladığın işi tamamlamak için çalış;
Yorulduğunda gücünü yeniden topla;
Yeniden yorulunca, bir kez daha başlar işin;
Başarıyı ancak böyle kazanabilirsin ve
döner talihin.
Eğer ilk bakışta başaramazsan yeniden dene.

RAMAYANA
Ramayana bir destandır. Gerçekte Vişnu’nun yedinci avatarı olan Prens Rama’nın öyküsünü anlatır. Bu öykü şöyledir: Prens Rama, birtakım
saray oyunları sonucunda babasının sarayından uzaklaştırılır. Sadık karısı Sita, sürgündeki Rama’yı izler, ama Sri Lanka’nın (eski Seylan) kötü ruhlu kralı Ravana onu kaçırır. Maymun kral Hanuman’dan yardım gören Rama, karısını kurtarmaya gider. İyi ve kötü arasında büyük bir savaş olur. Rama düşmanını yener, Sita’yı kurtarır ve babasının ölümü üzerine kral olur. Ölümünden sonra yeniden tanrı kişiliği olan Vişnu’ ya dönüşür ve cennetine döner.
Yüzeysel olarak bakıldığında, Ramayana,ilgi çekici bir serüven öyküsüdür. Ama, bu öykünün altında Hindu ülküleri yatar. Rama kusursuz Hindu’dur. Sita kusursuz Hindu karısıdır. Göreve ve kasta bağlılık ve dinsel yasalara saygı öykünün içine örülmüştür. Bazı Hindular,Rama ve Sita’nın öyküsünün, tüm öyküler içinde insanın yüreğini en çok burkan öykü olduğunu söylerler.

MAHABHARATA
Mahabharata ikinci büyük Hindu destanıdır ve İ.ö. 500 ile İ.Ö. 100 yılları arasında yazılmıştır. 220.000 satırdır ve yazılmış olan en uzun destandır.
“Kutsal Tarih” olarak adlandırılmıştır ve öykü biçiminde bir çeşit ansiklopedidir. Gelenekleri, söylenceleri, tarihi, ahlakı ve felsefeyi içerir. Bütün bunlar, iyi ve kötü arasındaki savaşımı yansıtan savaşlar çevresinde anlatılmıştır.

BHAGAVAD-GİTA
Bhagavad – Gita “Tanrısal Ezgi” anlamına gelir ve Mahabharata’nın bir bölümüdür. Bununla birlikte bugün sık sık ayrı bir kitap olarak yayınlanır.
Bhagavad – Gita, Vişnu’nun en sevilen sekizinci avatarı Krişna’nın sevgisini anlatır. Krişna bazen İsa ile karşılaştırılır. Krişna, İsa’nın insanlığa olan yüce sevgisini paylaşır. Her ikisi de dünyaya gönenci, bilgeliği ve kutsal insanlık sevgisini getirmek için doğmuşlardır.
Bilinen söylenişiyle Gita, öykü biçiminde yazılmıştır. İki ordu arasındaki büyük savaşın hemen öncesinden başlar. Krişna, savaşmayı reddetmekle birlikte, savaşçı kahramanlardan Arju- na’nın savaş arabasını kullanmayı kabul eder. Arjuna savaş konusunda kuşkuya düşmüştür. Krişna ona insanlık sevgisinden, tanrı sevgisinden, gö-
rev, kast ve yeniden doğuştan söz eder. Tartışmasında Arjuna’nın umutsuz yüreğine umudu geri getirir. Arjuna’yı umutlandırırken aynı zamanda Bhagavad – Gita’yı okuyanlara da benzer umutlar verir.
Mahatma Gandhi, bir defasında, Bhagavad – Gita’nın kendisi için ne anlama geldiğini anlatmıştır. Bunu yaparken de Hindu halkının, bu güzel kitaba karşı beslediği duyguları özetlemiştir. Gandhi, “umutsuzluğa kapıldığımda ve hiç bir umut kapısı kalmadığında, Bhagavad-Gita’ya döndüm… ve büyük üzüntümün karanlığı içinde hemen gülümsemeye başladım. Yaşamım,dünyasal acılarla doluydu. Eğer bütün bunlar, bende görünür ve silinmez etkiler bırakmadıysa, bunu,Bhagavad — Gita’nın öğrettiklerine borçluyum” demiştir.
Zamanla, birçok Batılı yazar ve filozof, Bhagavad – Gita’yı tanıdı. Ünlü Amerikalı denemeci Ralph Waldo Emerson ve henry David Thoreau bu kitabı okumaktan büyük bir zevk alırlardı. Walden adlı yapıtında Thoreau şöyle der, “Sabahları düşüncelerimi, Bhagavad – Gita’nın olağanüstü felsefesiyle yıkarım… Bununla karşılaştırıldığında çağdaş dünyamız ve edebiyatımız zayıf ve önemsiz gibi geliyor”.
Bhagavad – Gita, salt manevi özellikleri göz- önünde bulundurulmasa bile, anlatım ve dil güzelliği bakımından yine de okunacaktır. Bununla birlikte, bu kadar çok insan tarafından öylesine sevilmesinin nedeni onlara umut vermesinden kaynaklanmaktadır. Kitap, Hinduizmin her insanın karmaya tutsak olduğu ve bundan kurtuluş yolunu kendisinin bulması için çalışması gerektiğini öğrettiği döneme rastlar. Bu böyle olduğu halde, Bhagavad – Gita ile birlikte Krişna dünyaya gelmiş ve insanları esirgemekten geri kalmamıştır. Artık insan, karmaya karşı savaşımında yalnız değildir. Yanında insanlara yardım etmek isteyen ve sevgiyle dolu olan birisi vardır.
Bu nokta, Tanrısal Ezgi’nin, Krişna’nın şunları söylediği önemli bir bölümünde açıklığa kavuşturulmuştur: “Ne denli düşük ve aşağılık olsalar da, bana inananlar daha büyük mutlulukların yolunu bulabilirler… Bu nedenle, üzgün durmayın; sizi tüm günahlarınızdan arıtacağım. Her an beni düşünün”,
Gandhi, Dokunulmazları Hint toplumundaki aşağı durumlarından kurtarmak için giriştiği uğraşta Gita’nın bu bölümünden büyük ölçüde yararlandı.

Yorum yazın