Budizmin Yayılması

Budizmin Yayılması Hakkında Bilgiler

Budizm,en basit insanı çağıracak kadar demokratik ve sade bir dindir. Bununla birlikte Sakyamuni’nin ölümünden sonraki iki yüz yıl boyunca, Budizm çok yavaş bir biçimde yayıldı. İlk yıllarda Budist’lerin çoğu Ganj Irmağı çevresinde yaşıyorlardı.
Hindistan’da Mauryan İmparatoru Asoka’nın Budist olmasından sonra herşey değişti. İ.ö. 273 ile 232 yılları arasında yaşayan Asoka, Budizmin ilk günlerinde, Buda Sakyamuni’den sonra ikinci derecede önemli bir yer tutar. O, Hindistan’ı tek bir devlet haline getirebilmek için kanlı savaşlar veren bir kraldı. Uzun çatışmalar sonucu yalnızca küçük bir devlet olan Kalinga bağımsızlığını koruyabilmişti. Asoka’nın saldırılarına Kalingalılar yüz bin ölü vermelerine karşın durdular. Olanlardan Asoka o denli sarsılmıştı ki, bir Budist oldu. Bundan böyle hiç savaş-yapmayacağına da yemin etti ve yaşamının geri kalan bölümünü Budizm’in yayılmasına adadı.

KRALIN MİSYONERLERİ

Asoka; Mısır, Suriye, Makedonya, Çin ve diğer uzak ülkelere Budist misyonerler gönderdi. Seylan’da (şimdiki Sri Lanka) misyonerler kral ailesini Budist yaptılar. Böylece Budizm tüm krallıkta yayıldı. Hinduizm ve Animizm’in (doğal ruhlara tapma) yerini aldı.
Öteki ülkelerdeki misyonerler bu kadar kolaylıkla başarı sağlayamadılar. Ama zamanla Budizm Hindistan’da ölürken başka yerlerde örneğin, Seylan’da canlı kalabilmiş ve buradan da giderek Çin’e, Güney Doğu Asya’ya ve Japonya’ya kadar yayılabilmiştir.
Asoka’nın ölümünden sonra gelen Hint kralları Budizm’e karşı olumlu bir tutum içinde değildiler. Budist rahipleri desteklemediler; onlara göre Budizm, insanları çalışmadan alıkoyan, hareketsizliğe yönelten bir dindi. Buda’nın sözleri ve öğretileri bu kralların savaşçı kişilikleriyle bağdaşamıyordu. Budizm’in çöküşündeki başka bir neden de, bir yanda Siva’cılığın giderek yükselmesi idi. Bu yeni akım tanrı Siva’nın çevresinde oluşturulan yeni bir Hindu mezhebi idi. Budizm kadar sıkı kuralları yoktu; insanlara çok şey vaat ediyor, herkesin kolaylıkla mezhebe girebilmesini sağlıyordu. Oysa, Buda’nın öğretisinde yalnızca dünya nimetlerini terkeden ve kendini bütünüyle dine adayanlar kurtuluş umudu taşıyabiliyordu.
Budizm’e başka yeni bir darbe hiç beklemediği bir yönden geldi. İ.S. yedinci yüzyılda Arap Yarımadası’nda ortaya çıkan İslâm dini büyük bir hızla Asya’ya doğru yayılmaya başlamıştı. Müslüman ordular İ.S. 644 de Afganistan’ı almışlar ve 710 yıllarında Budist olan SİNT devletini (şimdiki Güney Pakistan) ele geçirmişlerdi. Bundan sonraki üçyüz yıl içinde Müslümanlık Hindistan’ın kuzey bölgelerine doğru iyice yayıldı. Yeni fatihler
Hindu dininden nefret ediyorlar, bu arada Budizm’ide onun bir mezhebi gibi kabul ediyorlardı. Zamanla bir çok Budist’te Arap egemenliği altında Müslümanlığı kabul etmişti.
BUDİZM’İN DOĞUYA YAYILMASI Kral Asoka’nın misyonerleri Seylan dışında önemli başarılar elde edememişlerdi. Ama daha sonraları, Budizm Seylan ve Hindistan dışında yavaş yavaş yayılmaya başladı.
Budizm Çin’de İ.S. 100 yılında kendini göstererek önem kazanmaya başladı. İki yüz yıl sonra Kore, Budizm’i Çin yoluyla tanımaya başladı. Kore’li misyonerler, yeni dini benimsemeye hazır ülkeye ve bunun ardından İ.S. 551’de Japonya’ya Budizm’i soktular. Gene aynı yıl bu kez Hintliler Burma’ya ve İ.S. 600’lerde de Tibet’e yeni dini yerleştirdiler. Bu evre evre yayılım Taylan’a kadar uzandı ve oraya da yerleşti.
Ama yayılan dalgalar engel tanımıyordu. Çok geçmeden Java, Malaya, Kamboçya’da Budizm’in yerleştiği bölgeler listesine katılmış oldu. Özellikle Kamboçya, bugün bile çağdaş dünyanın harikalarından biri olan Angkor Wat tapınağını yapmakla yeni dinin sanki kendisi için kurulmuş olduğunu dünyaya kanıtlamak istiyordu. Ancak daha sonraları Endonezya ve Malaya’da Müslümanlığın yayılmasıyla Budizm etkisini yitirdi, öteki ülkelerde ise bugüne değin etkinliğini sürdüregel- m iştir

Yorum yazın