Bireysellik Nedir

Bireysellik Nedir

Özgürlük sorunu, bireyin haklarıyla toplumun hakları arasında bir uzlaşmayı kapsar. Her insan, herhangi bir yönüyle başka birinden farklı oluşu yüzünden, tektir. Ama toplum, bireyleri mekan birliği, dil, ırk yada din gibi temel ortak yanlarıyla birbirine bağlar.

Birey ile toplum arasındaki ilişkiler, görev ve değer çatışmalarının kaynağını oluşturur. Bu konuda sayısız görüş vardır.

Liberal, demokratik toplumlarda bireyler, -tek» oluşlarının tanınması ve buna saygı duyulmasından kaynaklanan ahlaksal ve yasal haklara sahiptirler; devletin bireylerin yaşamına müdahale etme hakkının ve bireylerin birbirlerinin özgürlüklerine el uzatma ölçülerinin sınırları belirtilmiştir. Sözgelimi, İngiltere’de her birey, evinde dokunulmazlık hakkına sahiptir. Polisin, bir yargıçtan yasal karar almadan, eve girmekte diretmesi yasaktır, ve polisin, yargıçtan bu kararı istemek için de geçerli nedenleri olması gerekir. Başka insanlar da ev sahibinin izni olmadan içeri girerlerse konut dokunulmazlığını çiğnemekten suçlu olabilirler.
Totaliter ülkelerde bireyin haklarına aynı biçimde saygı duyulmaz ve polis bir kişinin evine dilediği zaman girebilir; bir neden göstermeden tutuklama yapabilir. Güney Afrika gibi ülkelerde bir sınıf insanın (beyazların) hakları tanınırken, diğer bir sınıf (siyahlar), daha kısıtlı haklara sahiptir.

Köleliğin  kaldırılmasından önce buna benzer bir ayırım Avrupa’da da vardı. Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında insanlar iki sınıfa ayrılmışlardı: birey sayılan ve yurttaşlık haklarına sahip köle sahipleri sınıfı ile, bir eşya gibi alınıp satılabilen ve çok az hakka sahip köle sınıfı.

Hristiyanlık her zaman insanların tümünün bireyler olduklarını ve herbirinin Tanrı’nın gözünde tek olduklarını savunmuşsa da, bireyselliğin, pratikte renk yada yaşam biçimi gözetmeksizin, yaygın olarak tanınması, ancak son 200 yıl içinde gerçekleşmiştir.

Özgürlük ve Onur

Bireysellik kavramı, bireyin kendi mutluluğunu, devlet yada başkalarının en az müdahalesiyle, kendi çizdiği yoldan kurma hakkı anlamına gelen «özgürlük» kavramıyla yakından bağlantılıdır.
Bireysellik, insanların tümünün, saygı duyulması gereken bir onurları olduğu düşüncesinin ahlaksal temelini oluşturur. Her birey «tek» olduğuna göre, yeri alınamaz ve başka hiçkimse gerçekten ve eksiksiz olarak onun yerini tutamaz. Bu yüzden, sadece «kendisi oluşu»ndan doğan bir değeri vardır. Sonuç olarak insanın, onu üretmenin yada yerine başkasını koymanın maliyetinden doğan bir fiyatı değil, bireyselliğinden ve «kendine özgü»lüğünden doğan bir değeri olması gerekir. Alman felsefeci Immanuel Kant’ın (1724-1804) dediği gibi «Bir şeyin eğer eşiti varsa yada onun yerine bir başkası konabiliyorsa, fiyatı olur. Eğer hiçbir eşiti yoksa, onuru yada değeri vardır.»

Bilimsel Bir Gerçek Olarak Bireysellik

İnsan ırkının her üyesinin «tek» olduğu düşüncesi, sadece yasal ve ahlaksal bir varsayım değil, bilimsel ve biyolojik bir gerçektir. Polis bir insanı parmak izinden tanıyabilir; çünkü parmak ucundaki çizgileri aynı olan iki insan yoktur. Bunun gibi, insan sesinin de her bireyin yalnız kendisine özgü olması mümkündür. Fonetik kayıtlar, konuşulan dil yada edinilen aksan-da bağımsız, bireylere özgü biçimler gösterir. Bedendeki her hücre çekirdeğinin kromozomları üstündeki gen düzeninin de her bireyde değişik olduğu sanılmaktadır.

Üstelik, insanlar bütün öteki hayvanlardan daha çok gen’e sahip olduklarına göre, mümkün olan genetik farklılıklar da bütün öteki hayvanlarda olduğundan fazladır. İnsanlarda doğuştan gelen çok çeşitli farklılıklar, içinde büyüdüğü ve kişiliğini oluşturan çeşitli toplumsal koşullarla daha da artar. Yalnız insana özgü olan ve anlatımını dilde  bulan simgesel düşünme yetisi, başka hiçbir yaratıkta bulunmayan ruhsal «gelişim» güçlükleri yaratmıştır. Tüm insanların farklı bedenleri olduğuna göre, herkes birbirinden farklı ve tektir; ve bir insanın kendisinin tıpatıp aynı olan biriyle karşılaşması, ancak karabasanlarda olur.
Aynı yumurta ikizlerinin bu kuralın dışında kalıyormuş gibi gözükmelerinin ve yarattıkları gizemli etki ile bu konudaki efsane ve boş inançlara karşın, onların da parmak izleri ve doğuş lekeleri birbirinden farklıdır. Üstelik, ikizler birkaç hafta içinde belirgin biçimde değişik kişiliklere de sahip olurlar.

Cinsel Üreme

Bazı yaratıklarda (karınca ve arılar gibi) bireyselliğe benzer bir-şey yoktur; bireysellik cinsel üremenin bir sonucudur.. Cinsliksiz (eşeysiz) olarak üreyen bitki ve böceklerde, bir kuşak, tıpatıp bir önceki kuşak gibi olabilir ve bitkiler sözcük anlamıyla, bireyler değildir; çünkü bölünebilirler, tıpkı bir bitkiden sürgün alarak yeni bir bitkinin yetiştirilmesinde görüldüğü gibi.

Bir bitki, iki yada daha fazla ayrı, ama «birey» olarak nitelenemeyecek bitkiler durumuna gelebilir. Bu gruplara «Klon» adı verilir: İnsan «klon» lan (işçi arılara benzer, birbirinin tıpatıp aynı insan grupları) üretme düşüncesi, bilim tarafından tartışılmakla birlikte yalnızca bilim-kurgu’da varolan korkunç, ama uzak bir olasılıktır.

Yorum yazın