Walt Whitman ROSTOW

1950-1960 arasında etüdlerinin ortaya koyduğu sonuçlar dolayısile geniş tartışmalar açılmasına sebebiyet vermiş bir iktisat tarihçisidir.
1916 da doğmuştur.
Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında. John F. Kennedy ile beraber çalışmıştır. Seçimlerden sonra. Cumhurbaşkanlığı İktisadî Müşavirler Heyetine girmiştir. Daha sonra. Dışişleri Bakanlığında görevlendirilmiştir.
Prof. Walt Whitman Rostow’a göre. İktisadî büyüme ve gelişmenin beş safhası vardır.
1) Birinci safha, topluma geleneklerin ve taassubun hâkim olduğu çağ’dır.
W. W. Rostow, geleneklerin ve taassubun cenderesinde yaşayan toplumlarda değişmez bir kaide olarak nüfustan en az % 75 inin tarımla geçindiğini yazmaktadır.
Toprak ekonomisine bağlı toplumlarda, genellikle sosyal değer ölçülerinin ufukları dardır. Halkın büyük çoğunluğu, geçim güçlükleri içindedir. Servet ve gelirler büyük toprak sahiplerinde, politikacılarda ve diğer sayılı ellerde toplanmıştır. Köy ve şehir hayatında, hiyerarşi fikri çok kuvvetlidir. Kültür seviyesi düşüktür. İtibar görebilmek ve iş hayatında başarı kazanabilmek, çok defa aile durumuna, aşiret bağlarına, siyasî ilişkilere ve zenginliğe bağlıdır.
Toplumlar, ilkelliğin ve irticaın ağlarını nasıl parçalayabilirler? İktisadî hayatın gelişebilmesi için çok taraflı ve etkili iz bırakacak olaylara ihtiyaç vardır. Ancak tevekkül zihniyeti silkilir, ferdî kıymetlerin ortaya çıkmasına yatkın bir ortam doğar, yeni iş sahaları yaratılır ve tarım alanlarından şehir ekonomisine doğru bir kayma sağlanırsa, geleneklerin cenderesinden kurtulmağa doğru bir hareket uyanır.
Bu koşullar gerçekleştirilinceye kadar, siyasî ve İktisadî gericilik zihniyetile yeni akımlar arasında sayısız mücadeleler olabilir. Bazan ileriye doğru mesafe kazandırıcı ve bazan ilkelliği geri getirici kuvvetlerin ağır bastıkları mücadeleler..
2) ikinci safhası, geçiş devresidir.
Toplumlar, genellikle egzogen etkilerle gelişme hamlesine girişmek zorunluğunu duyarlar.
Geçiş devresinin özelliği, inşaat faaliyetinin büyük hareket göstermesidir. Bu çağda İktisadî bünyenin altyapı tesisleri vücude getirilir. Demiryolları, limanlar, köprüler, şoseler ve bazı endüstri kolları ihtiyaçları azçok karşılayabilecek bir duruma geçirilir.
Gelişme ve büyüme hamlesinin sürekli bir karakter kazanabilmesi, adam başına düşen yatırım miktarının ve kapital stokunun çoğalmasına bağlıdır. Biri geri kalmış ve diğeri ileri merhaleye erişmiş İki toplumu birbirinden ayıran ik- ~adî düzey farkı, nüfus artışı ile yatırım temposu arasındaki orandan anlaşılabilir. Millî gelirin % 5 ilâ % 10 unu veya daha fazlasını yatırımlara kullanabilen bir ülkede, nüfus artışının yarattığı problem halledilmiş sayılabilir.
Yatırımlar, gelişme hareketinin itici kuvvetidir. Fakat yatırımları idare edeceklerin modern ilmî prensipleri ve maliyeti düşürücü tedbirleri bilmeleri şarttır. Uzun ve orta dönem kredi işlemlerinin geniş bir uygulama alanı bulması lâzımdır. Tasarrufların ve yatırımların istikrarsızlık kaygısından kurtarılması gereklidir. HaUç, bir İktisadî düzenin nasıl kurulabileceğin» ve sürdürülebileceğini bilmelidir, istihsal artışı, sermaye birikimini kolaylaştıracak bir seyir izlemezdir. Kazanç fazlası, lüks ve israfa harcanmayarak, yatırımlara ypneltilebilmelidir. •.¡-¡a ?
İntikal safhası, daima bir zihniyet değişikliğinin sonucudur. Bu safhada seçkin bir aydın tabakasının topkım oyuna hakim olmasına, millî duyguların uyanmasına ve hükümetlerin görevlerini daha iyi anlamalarına ihtiyaç vardır.
3) Üçüncü safha, kalkınma’dır.
Kalkınma safhaları, genellikle yirmi-otuz yıl sürmektedir.
Kalkınma safhasını ;
Büyük Britanya 1783-1802 yılları,
Fransa 1830-1860 yılları,
Amerika 1843-1860 yılları,
Almanya 1850-1873 yılları,
İsveç 1868-1890 yılları,
Japonya 1878-1900 yılları, »
Rusya 1890-1914 yılları, arasında geçirmiş bulunmaktadırlar.
Kalkınma gayretleri, prodüktivitenin yüksel- mesile olumlu sonuca ulaşabilir.
Japonyada ve Rusyada, toprak reformlarının İktisadî kalkınmaya ve canlanmaya yararlı olduklar» görülmüştür.
Birçok üıkeleıde. hafif bir enflâsyonun kalkınmaya hız kazandırdığı istatistik incelemelerinden anlaşılmaktadır, ingilterede 1790 da, Amerikada 1850 de ve Japonyada 1870 de husule gelen enflâsyonlar, sermaye birikimini bir süre kolaylaştırmıştır.
Kalkınma hareketini besliyen ve istikrarlı mecraya sokan faktörlerin en önemli bir tanesi, dış . ticarettir. Kalkınan ülkelerde prodüktivitenin yükselebilmesi, milletlerarası iş bölümündeki ve iş- birliğindeki paylarının genişlemesine bağlıdır Kalkınan bir ekonomide, dışarıdan getirtilecek yatı/ırç malzemesi ve ham madde ihtiyacı, hayli- k^bşrıktır. Yerli sanayiin ham maddesinden, ve yatırım malzemesinden bir kısmı, ancak ihracattaki artışla karşılanabilir. Amerika, Kanada ve Rusyanın hububat, isveçin kereste, selüloz ve pulp. Danimarkanın gıda maddeleri ve Kızıl Çinin tahıl ihracatı, kalkınmanın döviz ihtiyacını karşılamaya yaramıştır.
Yabancı sermaye, kalkınma hareketini kolaylaştırmaktadır. Fakat kalkınma hamlelerinde en önemli rol, insan faktörüne düşmektedir.
4) Kalkınmadan olgunluk safhasına geçişi bir yönden kolaylaştıran ve bir başka yönden zorlaştıran koşullar vardır.
Gelişme halindeki ülkeler, diğer memleketlerde geçirilmiş tecrübelerden faydalanarak ve oradaki modelleri kopya ederek nüfus başına istihsali ve prodüktiviteyi kısa zamanda yükseltmek fırsatını elde edebilirler.
Fakat az gelişmiş ekonomilerdeki hıziı n§fiüV‘1 artışı ve yatırımlarda düşülen hatâlar, üretim ve tüketim dengesi üzerinde baskı yaratabilir, ihracatın gelişmesi sekteye uğrayabilir ve sermayem birikimi aksayabilir.
. Olgunluk safhası, her memleketin kendi bünye özelliğine göre değişik karakter arzeder. Olgunluğun başlıca belirtileri; sanayiin iç ihtiyaçları karşılayabilmesi ve geniş ölçüde sınaî mamuller ihraç edilebilmesidir.
5) İktisadî olgunluk safhasını, kütle halinde Heri refah düzeyine erişme süreci izlemektedir.
Gelişmenin en ileri safhasına erişmiş ülkelerden herbirinin durumu; onun coğrafî şartlarına, dış politika koşullarına, doğal kaynaklarına, siyasî rejimine ve sosyal ortamına göre ayrı bir denge göstermektedir.
ileri ekonomilerin çok defa aşağıda yazılı alternatifler arasında tercihler yapmak ihtiyacını duydukları sezilmektedir;
— Tüketim toplumu yahut société de consommation denilen ve refahtan halkı en yüksek ölçüde faydalandırmayı hedef tutan bir yaşay»ş tarzına bağlanmak,
— Silâhlanarak ve diğer ülkelere iktisadi yardımlarda bulunarak dünya siyasetinde kuvvet hissettirmek ve etki yapmak,
— Sosyal adalet ve iktisadi güvenlik ilkelerini gerçekleştirmek.
— Çalışma süresini kısarak halkın rahat yaşamasını ve iyi dinlenmesini sağlamak.
(Bk; büyüme ve gelişme).

Yorum yazın