Vladimir İlyiç LENIN

Rus ihtilâlcisi, yazarı ve devlet adamıdır. Bolşevizm’ın ve Sovyet Rusya rejiminin kurucusudur.
1870- 1924 yırlarında yaşamıştır. Asıl adı, Vladmir llyiç Ulyanov’dur.
Sakin ve mutlu bir çocukluk geçirmiştir. Ağabeyinin 1887 de idam edilmesi yüzünden, gençlik yılları ihtilâlciliğin fırtınalı ikliminde başlamıştır.
Kazan ve Saint – Petersburg üniversitelerinde hukuk okumuştur. Ancak kısa bir süre sonra hukukçuluğu bırakarak kendini Marksizme adamıştır. 1900 de, Rusyadan ayrılmıştır.
1903 de, Rus Sosyal Demokrat Partisinin ikiye ayrılmasına sebep olmuştur. Bolşevik/erin lideri olarak, partinin iç doktrin mücadelelerine sürüklenmiştir. Plekhanov ve Kautsky gibi Marksist liderlerle mücadele etmiştir.
1905 İhtilâli patlayınca Rusyaya dönmüş ve
1907 de tekrar ayrılmıştır.
ii) İkinci safhada, üretim faaliyetinin doğurduğu gelirler ücret, faiz, kâr ve rant olarak satınalma gücü halinde dağılır.
iii) Dağılan gelirler, bunların nihai yahut kesin sahipleri olan birimlere intikal eder. İngilizce’de household denilen ekonomi birimleri; firmalar (ve kamu sektörü) ile fertlerdir.
iv) Birimlerin harcamaları, dolaşımın son safhasında, satınalma gücünü tekrar piyasaya yöneltir.
let, piyasa faaliyetinden başlayarak topladığı vergilerle bir yandan gelirleri budayarak kendine pay alırken, öbür yandan yaptığı harcamalarla yeni gelirler yaratır. Devlet harcamalarının tamamı vergilerle karşılansa bile, yine gelir akımını kabartıcı ve hızlandırıcı etkisi vardır.
B. Reel akımın yönü, nominal akımın tersidir.
i) Birinci safhada, piyasa faaliyetinin yarattığı gayrı safi hasılâ teşekkül eder. Bu global output hacmidir. Output. arzedilir.
Yukarıdaki şekilde yatay eksende bir ülkedeki fertlerin toplam nüfus içindeki yüzdeleri, dik eksende toplam gelir içinde gelir gruplarının yüzdeleri yer almaktadır.
Eğer ülkede kişisel gelir dağılımı mutlak eşitlik yataracak şekilde tahakkuk etseydi, nüfusun % 20 si, gelirin % 20 sini; nüfusun % 40 ı, gelirin % 40 ını ilah, alacaklardı. Bu farazî durum 05 doğrusu ile belirtilmiştir. Gerçekte ise gelir dağılımı mutlak eşitlikten bir hayli uzakta tahakkuk etmektedir. Örnek seçilen ülkede, şekilden de görüleceği gibi, nüfusun % 20 si gelirin % 5 ini. % 40 ı gelirin %
10 unu, % 60 ı gelirin % 25 ini, % 80 i gelirin % 50 sini ve geri kalan % 20 ise, gelirin yarısını elde etmektedir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, bir ülkede kişisel gelir dağılımı ne kadar âdilâne ise, Lorenz eğrisi farazi mutlak eşitlik eğrisine o kadar yakın olmakta .ne kadar gayri adilâne ise, eğri
o kadar sağ alt köşeye doğru sarkmaktadır.
ii) Fonksiyonel gelir dağılımı kısmî veya makro analiz çerçevesinde ele alınabilir.
Daha çok Neo-Klâsik bir inceleme tarzı olan kısmî analizde, ayrı ayrı piyasalarda emek, sermaye ve toprak birimlerine düşen gelir paylarını veya başka bir deyişle ücret ve faiz haddi ile rant’ın teşekkülü ele alınmaktadır. Meseleyi bu açıdan incelemek kısmî analizin bütün sakıncalarını da beraberinde taşımaktadır.
Makro – ekonomik gelir dağılımı analizi ise faktörlere düşen toplam nısbî payların nasıl teşekkül ettiğini bir makro denge çerçevesinde ele almak* tadır. Nisbl faktör paylarının tayini ile ilgilenen ilk bilimsel okul Fizyokratlardır. İktisadi Tablo, top-‘ lumda yaratılan tarımsal üretimin sınıflar arasında dağılışını ve harcanışmı gösteren bir şemadır.
Klâsik iktisatçılar fonksiyonel dağılımın önemini sezinlemişler ve zaman zaman iktisat İlmî tanımı içine bu konuyu da sokmuşlardır. Özellikle Adam Eserlerinde Hume. Kant ve Tolstoy’e hücum etmişti/. Marksizm’in ve Sosyalizm’in ilk şartı olarak, dini kaldırmak gerektiğini söylemiştir.
Particilik ve sınıf kavgası hakkındaki görüşlerine dair bazı ilginç örnekler verelim :
«Sınıf kavgasında, ahlâk kurallarına bakılmaz. Ahlâk, proletaryanın zaferine çalışmaktır. Bu zaferi sağlayacak kuvvet, partidir».
<iParti, aktif çalışmalar yapacak teşkilâtlı bir gruptur. Bir ileri karakoldur. İşçiler, partinin yönetimine karışmazlar. Onlar, parti tarafından idare edilirler».
•iMenşeviklerin istedikleri gibi, Rusyada bir sosyal demokrasi kurulamaz. Bu dava, fikir tar-tışır,alarile yürümez. Davayı zafere yavaş bir İktisadî gelişme değil, ani ve sert çıkışlar götürebilir. Hürriyet içinde ihtilâl olmaz. İhtilâl, elbet otorite ve istibdat demektir. Kapitalizm’den Sos-yalizme geçiş devresinde, diktatörlük zorunludur».
Lenin. Birinci Dünya Savaşında İsviçrede bulunuyordu. 1917 Martında İhtilâlin patlamasil'e, Almanlar onu Rusyaya geçirmişlerdir. Peters- burg'a gelince, harbin bir emperyalizm aracı olduğunu ve bir gaye teşkil edemiyeceğini. asıl hedefin Sosyalizmi zafere ulaştırmak olduğunu belirtmiştir. Geçici iktidar rejimine karşı tertiplediği ayaklanma bastırılınca, Finlandiya'ya kaçmıştır. Ordu kumandanı Kornilov'un isyanı Kerensky'yi yeni zorluklar karşısında bırakınca, gizlice dönmüştür.
1917 Kasımında yaptığı bir darbe ile iktidarı almıştır. Rusyanın yönetimi Lenin 'in başkanlığın-da Trotsky, Stalin ve Rykov'un katıldıkları bir Halk Komiserler Şurasına tevdi edilmiştir. Fiilî iktidar, Lenin'in elinde toplanmıştır.
Bir kararname ile mütarekeyi ilân etmiştir, ikinci bir kararname ile toprak mülkiyetini kal-dırmıştır. Kerensky zamanında başlatılmış olan sanayii devletleştirme işlemleri hızlandırılmıştır. Muhalefet, insafsızca ezilmiştir. Gizli polis terör yaratmıştır.
«Barış – ekmek – toprak» diye ortaya attığı slogan. halk arasında derin yankılar uyandırmıştır.
Komünizm ihtilâlini dünyaya yaymak üzere 1919 da Üçüncü Enternasyonali kurmuştur.
Ancak Rusyada durum düzelmemiştir, iç harp ve komşu ülkelerle savaş devam etmiştir. Köylü-ler, dağıtılan toprakların tapusunu istemişler ve bu toprakların kendilerini beslemeğe yetmiyece- ğini ileri sürmüşlerdir. Şehirlerden ayrılıp "köylere gelen 8 milyon kişi de, ayrıca toprak istemiştir. Tarlalarda, fabrikalarda, madenlerde, petrol'duyularında ve demiryollarında üretim ciddî surette aksamıştır. Gıda maddesi ve mamul eşya temini güçleşmiştir. Açlık tehlikesi, mal darlığı ve pahalılık başlamıştır.
Lenin, ham madde dağıtımını düzenlemek ve işletmeler arasında koordinasyon sağlamak üze-re bir Yüksek iktisat Şûrasının hizmetlerinden faydalanmayı düşünmüştür. İktisadî hayatın gelişme yönünü ve koşullarını tayin etmek üzere bir de plânlama organı kurmuştur.
Pahalılığı önleyemeyince fiyat kavramını piyasadan silmeğe ve bir kapitalist aracı olan parayı kaldırmağa teşebbüs etmiştir.
Lenin"n iktidara gelişinden 1921 sonlarına kadar izlediği iktisat siyaseti, Harp Komünizmi olarak adlandırılmaktadır. Harp Komünizmi, başarılı sonuç vermekten uzak kalmıştır. Yaratılan teröre ve başvurulan kanlı tedbirlere rağmen, köylüler ve askerler yer yer ayaklanmışlardır. Lenin. tehlikeli bir duruma sürüklenen rejjm üzerinden Harp Komünizminin baskısını biraz olsun hafifletmek ihtiyacını duymuştur. Tekrar ve daha kuvvetli olarak ileriye atılmak üzere, geçici ola-rak, ricat edeceğini açıklamıştır.
Lenin, Harp Komünizminin başarısızlığını şu cümlelerle ifade etmiştir:
«1921 Baharında İktisadî cephede uğradığımız mağlûbiyet, daha önce maruz kaldığımız fe-lâketlerin hepsinden daha ağırdır. Köylerde toprak meselesi ve şehirlerde Komünizm tedbirleri, üretici güçleri aksatmış ve büyük bir kriz doğurmuştur».
«Köylüler, sosyalist değiller. Köylü psikolojisinin ve alışkanlığının değiştirilmesi, belki ku-şakların yenilenmesine dek sürecektir. Onlara zor kullanmakta da fayda yoktur. Yapabileceğimiz, köylünün inançları üzerinde işlemekten ibarettir. İktisadî kalkınmamızda, köylü esas unsur olma-lıdır »
Harp Komünizmini Yeni iktisat Siyaseti izlemiştir. Yeni iktisat Siyaseti. Komünizm ile Kapi-talizm arasında bir uzlaşma mahiyetinde idi. Lenin, ihtilâli ve iktidarı kurtarmak için Komünizm prensiplerinden fedakârlığa katlanmıştı.
Yeni İktisat Siyaseti devresinde köylülere işgal ettikleri toprakları hayatları boyunca işlete-bilecekleri bildirilmiştir. Sovkhozara paralel olarak kolkhozar da kurulmuştur. Devletin ürünlere el koymasından vazgeçilmiştir. Yalnız toplu anlaşmalarla ne miktar ürünü hangi fiyata hükümete devretmek gerekeceği tesbit edilmiştir. Geri kalan ürünün köylü tarafından tüketilmesi veya satılması serbest bırakılmıştır.
Endüstride de. müsamahalı bir rejime kayılmıştır. Ücret eşitliği prens ip i terk edilmiştir. İş . mükellefiyeti haf¡iletilmiştir. Fabrikaların işletilmesi, eski sahiplerine veya yöneticilerine bırakıl-mıştır. Parasız bir ekonomi kurmak hevesinden vaz geçilmiştir.
Yeni İktisat Siyaseti, üretim üzerindeki baskıyı hafifletmekle beraber, din konusunda katılığını muhafaza etmiştir. Dinî teşkilât ezilmiştir. Parti disiplini şiddetlendirilmiştir.
Lenin yeni siyasî ve İdarî teşkilatta, Halk Komiserleri Şurası Başkam mevkiini muhafaza et-miştir. Ayrıca, Komünist Partisi Başkam olarak kalmıştır.
Büyük mücadeleler, sağlığını bozmuştur, ilk krizini 1922 de geçirmiştir. 1923 de tekrarlayan ikinci krizden sonra konuşamaz olmuştur.
Ölümünden sonra hatırası komünistler arasında devleşmiştir.
Yazıları, birbirinden hayli ayrı ve değişik yo-' rumlara yol açmıştır.
Lenin, bütün çağların en büyük, en oportünist ve en pratik zihniyetli ihtilâl liderlerinden biri-dir.
(Bk; Marx, Stalin, Kerensky, Trotsky, Mao. Plekhanov, Bolşeviklik, Menşevikler. Harp Komü-nizmi, Yeni İktisat Siyaseti, sovkhoz, kolkhoz).

Yorum yazın