Vergiler ve Ekonomik Büyüme

Vergiler ve Ekonomik Büyüme

örneğin, eğer ekonomi fazla hızlı bir biçimde ilerliyorsa, yani ekonomi aşırı bir ısınma düzeyine varmışsa, vergilerdeki artış ülkenin ekonomik düzeyinde dolaşımdaki paranın eksilmesine ve böylelikle mal ve hizmetlere karşı istemin azalmasına neden olmaktadır. Ekonomik durgunluk dönemlerinde ise, vergileri azaltmak ters yönde etkiler yaratmaktadır.
Yönetimin ekonomi üzerindeki etkisine bir örnek verecek olursak; diyelim ki, yılda bazı işler için beşyüz milyar lira harcayan bir hükümet aldığı bir kararla bu miktarın bir bölümünü harcamayı birkaç ay için erteliyor ve bu tutumuyla da ekonomide denetimli bir yavaşlatmayı amaçlıyor. Hükümetler bu tür önlemlere zaman zaman başvurarak ekonomiyi çeşitli yollarla yönlendirme yoluna giderler ve gitmelidirler de.
Daha önce de değindiğimiz gibi bazı ekonomistler Keynes’in ekonomik kuramlarını kabul etmemektedirler. Ama, bugün devletin ekonomiyi düzenleyici rolünü en liberal ülkelerde bile artık kimse tartışma konusu yapmamaktadır. Key- nes ekonomisinin karşıtlarının asıl üzerinde durdukları nokta; düzenleyici etkileriyle hükümetin mi, yoksa daha başka etkin önlemlerin mi ekonomik dengeyi sağlayıp sağlamayacağı konusudur.
Bu konuda devletin ekonomideki düzenleyici etkilerine karşı çıkanlar arasında belki de en ünlü ekonomist Şikago Üniversitesi Prof, larından Mil- ton Friedman’dır. Friedman ve onun gibi düşünürlere göre para sunusunu ve dolayısıyla ekonomiyi denetimi altında tutmak yönetimlerin görevi olmamalıdır. Bunun yerine yalnız parasal işlemleri yönetme yetkisi bulunan organlar bu işleri yürütmelidir. örneğin, Maliye Bakanlığı’ndan bağımsız ve uzman bir örgüt meydana getirmelidir. Gerçi Merkez Bankalarının faaliyetleri genelde para politikasını yürütmekse de, bunlar şimdiki yapılarıyla hükümetlerin (Maliye Bakanlığı’nln) denetimi altında ve onların öngördüğü doğrultuda hareket ederler. Prof. Friedman, hükümetlerin parasal hareketlere karşı davranış ve tepkilerinin zaman alışı ve ağır oluşu bakımından yanlış karar ve önlemler alabileceklerini, dolayısıyle ekonomiyi yanlış yönlere itebileceklerini öne sürmektedir.
Kısaca, ekonomik bir olayla hükümetin buna göstereceği tepki arasında geçen süre, yani olayla yanıt arasındaki gecikme alınan kararları geçersiz kılmaktadır. Diyelim ki, ekonominin ağır gidişini hızlandırmak için hükümet, vergi indirimleri ve teşvik edici önlemlere ilişkin kararlar aldı. Böyle bir kararın zaman geçmeden uygulanması zorun- luğu vardır. Oysa, konunun parlemento ve öteki yetkili organlarda incelenip, çıkabilmesi uzun bir zamanı gerektirecektir. O zamana değin de ekonomi öyle bir düzene varmış olabilir ki, vergi indirimi gibi önlemlere gereksinme ortadan kalkmış olabilir.
Friedman, hükümet girişimlerine başka bir yönden de” karşıdır. Tüm yönetim ve denetim organlarını elinde tutan hükümetler fazla etkili ve güçlüdürler. Ekonomik sorunlara karşı tutumlarında ve uygulamalarında hükümetlere karşı konulamaz. Buna karşın, aldıkları kararların doğruluğu da kuşku götürür. Teşvikte aşırı, önlemde fazla kısıntılı hareket edebilirler. Bu yüzden de güvenli ve sağlıklı bir ekonomik politika izleyebileceklerine tam güvenle bakmak doğru değildir.
işte yönetimlerin para ve ekonomi üzerinde denetimlerinin bu denli güçlü oluşu buna benzer daha başka sakıncalar da gösterdiğinden Friedman, tam yetkili uzmanlardan oluşan kuruluşların yönetim dışında kalması gerektiğine inanmaktadır.
Ancak, sadece para sunusunu denetime almakla tüm ekonomide dengeli bir uyum sağlanması mümkün olabilir mi? Friedman’ın karşıtları bu konuda kuşku beklemektedirler ve sadece parasal denetimlerin kapsamlı ekonomik verim sağlayamayacağını ileri sürmektedirler.

Yorum yazın