Şehirleşme nedir

bir bölgede veya ülkede belirli bir nüfus miktarına göre şehir sayıları yerleşme yerlerinin sayıca çoğalmasını ifade etmektedir. Şehirleşmenin nüfus hareketi ve iktisadi kalkınma ile yakından ilgili olduğuna şüphe yoktur. İktisadî kalkınmanın sanayileşmeyi gerektirdiği kesin şekilde anlaşıldığına göre, şehirleşmenin de sanayileşme sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır. Şehirleşme hareketinin de sanayileşmeyi hızlandırdığı. böylece sebep-sonuç ilişkisinin doğduğu ayrıca kabul edilmektedir.
Şehirleşme hareketinin genellikle İktisadî kalkınmayı olumlu yönde etkilemesine mukabil ge- ¡işmiş ülkelerdeki sonuçları ile gelişmekte olan ülkelerdeki sonuçlan oldukça farklı bulunmaktadır. Gerçekten gelişmiş ülkelerde sanayi kesiminin şehirlerde yarattığı istihdam kapasitesi ile kırsal bölgelerde serbest bıraktığı işgücü arasında bir denge meydana gelmektedir. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde hızlı nüfus artışının özellikle kırsal blögelerden ittiği işgücü, sanayileşme hızının yetersizliği sebebiyle şehirlerde yeteri kadar iş bulma imkânına kavuşa- mamakta, bu yüzden şehirleşme hareketi sanayileşmenin önüne geçmektedir. Büyük şehir merkezlerinin etrafını kuşatan gecekondular bu durumun kaçınılmaz bir sonucu şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Nitekim memleketimizde 1945 senesinde nüfusu yüz binin üzerinde sadece 4 şehir mevcut iken, 1965’de bu şehirlerin sayısı 14’e, 1970’de ise 20’ye çıkmış bulunmaktadır. Diğer taraftan 1950 yılında memleketimizde şehirli nüfus 3.883.865’ten ibaret iken, bu rakam 1965’de 9.395.159’a ve 1970’de de 13.818.000’ne ulaşmıştır. Böylece son beş yılda şehir nüfusu 3 milyondan fazla bir artış kaydetmiştir. Halbuki 1960 ile 1965 yılları arasında bu artış 2 milyon civarında bulunmakta idi.
14 milyonluk şehir nüfusu ile halen memleketimizde şehirlerde yaşayanların toplam nüfusa oranı %40’a yükselmiş, köylerde yaşayanların oranı ise %60’a gerilemiştir.
Memleketimizdeki bu hızlı şehirleşme hareketinin önemli bir başka özelliği de en büyük merkezlerdeki şehirleşmenin daha hızlı bir nitelik taşımasıdır. Nitekim nüfusu 100 binin üzerinde olan şehirlerde oturanlar 1965’de şehirli nüfusun %44’ünü teşkil ettikleri halde, bu oran 1970’de %49’u bulmuştur. Bu hareketin bir sonucu olarak nüfusu 25 binin altında olan küçük şehirlerde oturanların oranı 1965’de %33 iken, 1970 yılında %27’ye düşmüştür.
Türkiye’de şehirleşme hareketinin diğer bazı özelliklerini de şu noktalarda toplamak mümkündür : Ülkemizin Marmara ve Ege bölgeleri diğer bölgelere nazaran daha çok şehirleşmiştir. Ancak 1960’dan sonra şehirleşme hızı yüksek merkezlerin Doğu bölgelerine doğru kaydığı görülmektedir. Nitekim 1960 yılında Marmara bölgesinin %43’ü şehirleşmiş iken, 1965’de bu oran %47‘ye çıkmış, buna mukabil aynı yıllarda Doğu Anadolu bölgesinde şehirleşme oranı %13’ten %/7’ye yükselmiştir. Başka bir ifade ile Marmara bölgesindeki şehirleşme oranı %8 iken. Doğu Anadolu bölgesinde %25 olmuştur.
Diğer taraftan memleketimizde şehirleşme hareketinin büyük merkezlerde daha bâriz ve hızlı olduğu dikkati çekmektedir. Meselâ İstanbul şehir nüfusu yılda binde 51 oranında artarak 1970 yılında 2.248 bine ulaşmıştır. İstanbul nüfusundaki artış Türkiye’deki yıllık nüfus artışının tam bir mislini bulmaktadır. Ankara’daki yıllık nüfus
artışı ise daha yüksek bir orana ulaşmıştır. Gerçekten Ankara’nın nüfusu yılda binde 58 artış kaydetmiş ve 1970 sayımında şehir nüfusu 1.209 bini bulmuştur. Keza İzmir şehrinde de nüfus artışı yılda binde 47’ye ulaşmıştır.
Şehirleşme hareketinin çok yönlü tesirlerinden bahsetmek mümkündür. Bunlardan bir kısmı şehirlerin fizikî yapısını, diğer bir kısmı idaresini ve nihayet bir kısmı da İktisadî ve sosyal yapıyı ilgilendirmektedir. Az gelişmiş ülkelerdeki hızlı şehirleşme plânsız bir yayılma şeklinde tezahür etmekte, mesken meselesi çok ciddî bir mahiyet kazanmaktadır. Şehirleşme hareketinin ikinci önemli tesiri şehir idareleri üzerinde görülmektedir. Şehir hizmetleri hem daha geniş bir alana yayılmakta, hem de yeni hizmetler eskilerine ilâve edilmektedir. Diğer taraftan şehirleşme hareketi, iyi kanalize edilemediği takdirde, bölgeler arası dengesizliklere yol açmaktadır. Şe- hirleşen merkezlerin aynı zamanda en fazla yatırım yapılan bölgeler olması bu dengesizliği daha da artırmaktadır. Şehirleşmenin birçok toplumsal tesirleri olduğuna da şüphe yoktur: Köylerden gelenlerin şehir hayatına intibak sorunları, aile hayatında meydana gelen aksaklıklar, suçluluk oranının artması biraz da şehirleşmenin bir sonucudur. Nihayet şehirleşmenin doğum oranını da etkilediği görülmektedir. Nitekim memleketimizde 1970 sayım sonuçlarına dayanarak denilebilir ki köylerde binde 44 civarında olan doğum oranı şehirlerde binde 31’e kadar düşmektedir.
Şehirleşmenin özellikle az gelişmiş ülkeler açısından doğurduğu çeşitli güçlüklere, sosyal ve İktisadî sakıncalara rağmen bir ülkenin kalkınmasında hem kaçınılmaz bir olay olduğu, hem de gerekli tedbirler alınmak suretiyle kalkınmayı olumlu yönde etkilediği unutulmamalıdır.
Almancası : Verstädterung, Städtebildung.
Fransızcası : urbanisation.
İngilizcesi : urbanization.
(Bk; şehircilik, şehirlere nüfus akımı).

Yorum yazın