Planlı Ekonomi Nedir

Planlı Ekonomi Nedir

Sosyalist ekonomide sıkı bir planlama ve bu planlamayı yürüten bir azınlık ülkenin tüm üretim araçlarını, dağıtım düzenini, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını denetiminde tutarak ekonomiyi yöneltir; istem ve sunu hareketleri de öngörülen plana uygun olarak dengeli biçimde yürütülmeye çalışılır. Ama aslında sosyalist ekonomiyle kapitalist ekonominin ayırıcı yönü sermayenin (kapitalin) bulunup bulunmaması noktası değil, kimin elinde ve ne için kullanıldığı şeklidir. Yoksa, sermayenin varlığı açısından ekonominin işlerliği, her iki düzende de, aynı etkinliğe sahiptir.
Aradaki temel fark sermayenin varlığı değil, sermayenin kimin elinde bulunduğu, kaynakların kimin tarafından işlenip değerlendirildiğidir. Kapitalizmde sermaye kişilerin elindedir. Sosyalist sistemde ise üretim araçları ve tüm öteki kaynakları elinde tutan devlettir. Bundan başka ne üretileceği, ne kadar üretileceği ve fiyatların ne olacağının saptanması da iki ekonomik düzen arasındaki farklardan birini oluşturur; serbest girişimci kapitalist düzende bu işlevler, istem ve sunu hareketleriyle işlenen piyasaya bırakılmıştır. Sosyalist ekonomik sistemde ise, sunu, yönetimin (devletin) kararları ile belirlenir. Piyasanın gereksinmelerini devlet planlar, yani üretim araçları devletin elinde bulunduğundan ne üretilmesi gerektiğini devlet, planla belirler. Sosyalist ekonomide konjonktür dalgalanmaları dolayısıyle batıdaki anlamda enflasyon ve ekonomik gerileme gibi dönemsel bunalımlar, plânlı yönetimle denetim altında tutulabilmektedir. Ama yine de, devletin sıkı denetimi altında tutulan bu hareketlerin sakıncalı sonuçları zaman zaman başka biçimlerde kendini göstermektedir, örneğin, belirli bir zamanda kamuda bir mala karşı istem artarsa, yönetimin bunu vaktinde karşılayamaması çok güç durumlar yaratmaktadır. Çünkü devletin önceden her şeyi plana bağlamış olması hızlı ve beklenmedik istem artışları karşısında onu hazırlıksız yakalamaktadır. İstemin çıktığı anda, sunu düzeyini hemen arttırabilme olanağı çok zayıftır. Olsa bile bu da ancak bir süre geçtikten sonra gerçekleşe- bilmektedir.
Kısaca, sunu ve istemin denetim altında tutulması, planlı yönetimin ağır işlemesi nedeniyle birbirine yetişememekte ve bu halde çoğu zaman görüldüğü gibi malların karaborsaya düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Bundan başka merkezci planlamadan sorumlu azınlığın, mal ve hizmet bakımından halkın istemini çeken tüketim mallarının cins ve miktarını saptamaları da güç olmaktadır.
Eğer Keynes, kapitalist dünyanın son kırk yıllık döneminde adından en çok sözedilen ekonomist ise, 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze değin görüşleri en geniş ve derin etkiler meydana getiren ekonomistin de Karl Marx (1818 — 1883) olduğu söylenebilir.
Marx’in bilimsel sosyalizm olarak tanımlanan ve ünlü yapıtı “Kapital” de belirtttiği görüşleri
sosyalist ekonominin temelini oluşturur.
Onun “emek – değer” kuramı,ücret kuramı, kâr kuramı ve kapitalist ekonominin işleyişi ve gelişmesi üzerindeki ve “dönemsel ekonomik bunalımlar”a ilişkin görüşleri günümüz sosyalist ekonomi anlayışını yönlendirmede etkin rol oynamıştır.

Yorum yazın