Paranın Amacı Nedir

Paranın Amacı Nedir
Burada paranın varlık nedeni üzerinde uzun açıklamalara girmeye gerek görmüyoruz. Ancak, paranın bir kolaylık ve uygunluk aracı olduğunu, ortaya çıkmasının nedeninin de sadece buna dayandığını bilmeniz şimdilik yeterli olacaktır. Kısaca para, insanlar arasında mal değiştirimi ve alış — verişini kolay şekle indirgeyen bir buluş olarak bizim için uzun yüzyıllar değerli bir mal olmuş ve öyle görülüyor ki, bir süre daha bu niteliğini koruyacaktır.
İnsanlar, tarihinin eski dönemlerinde toplu yaşamanın gereği olarak aralarında mal değiştirimini yararlı ve elverişli bir işlem olarak bulmuşlardır. Avcılar, ailenin gereksinmesinden fazla eti başka mallarla değiş – tokuş etmeyi mağara döneminden beri öğrenmişlerdir, örneğin, etle, yakacak odunu değiştiriyorlardı. Ama zamanla, daha zor elde edilen ete karşı kolay toplanan odundan daha çok almaları gerektiğini de öğrenmeye başladılar. Ekonominin ilkel değiş — tokuş sistemi daha karmaşık ama giderek daha geçerli biçime giriyordu. Değiştirilen mallar arasında bazılarının değeri ötekilerine oranla daha belirgin artışlar gösteriyordu. Zor elde edilen mallara karşı daha çok mal isteme eğilimi kendini gösterdi. örneğin, avcı altı saatte avladığı bir geyiğin yarısına karşı, her yerde bol olan ve iki saatte toplanan odunu az bulmaya başladı. Buna karşı oduncu da öteki avcılardan et edinebileceğini gördüğünde daha az odun verme yolu-
na gidiyordu. Böylece ilkel toplumlarda belirli malların değeri, onları elde etmek ya da üretmek için kullanılan emeğin değerine göre bir anlam kazanmaya başladı. Öte yandan da değiştirilebilecek malların birbiri karşısında değer kazanma- sıyle yeni sorunlar da kendini gösteriyordu. Sunulan farklı malların, farklı değerleri olunca değiş – tokuş işlemlerinde bir takım zorluklar ortaya çıkmaya başlamıştı. Bazı değerli malların ötekiler karşısında bölünmeleri gerekiyordu. Fazla değeri olan mala karşı olabildiğince fazla mal alınmak isteniyordu. Bu fazla değerli şey, daha zor ve az elde edilen bir mal olmalıydı, örneğin, kırılmayan, sivri ve öldürücü bir ok başı olabilirdi bu. Hem yararlı, hem çok emek isteyen hem de kolay taşınan bir şey… Böyle bir mala karşı gereksinme duyulan birçok şey alınabilirdi. Üstelik ok başının değeri herkesçe kabul edilebiliyordu.
Böylece belirli bazı maddeler, ilkel toplumlarda sürekli, aynı zamanda simgesel bir değer kazanmaya başladılar; torbasında beş tane ok başı olan kimse, her yerde istediğini alabiliyordu. Yani, ok başlan bizim şimdi kullandığımız paranın niteliğini kazanmıştı.
Bugün kullandığımız 1000.- TL. düşünün; o sadece üzerinde yazı, resim ve bir takım işaretler bulunan basılı kâğıttan başka bir şey değildir. Onu yiyemezsiniz, kürk gibi üzerinize üzerinize örtemezsiniz, odun olarak kullanamazsınız, oysa, bir de sağladığı kolaylığı düşünün; o 1000.- TL. cebinizde iken bir anlamda örneğin, 50 kilo mısır, 4 kilo zeytinyağı ya da 50 şişe gazoz taşıyorsunuz demektir. Eğer kâğıt paranın sağladığı kolaylık olmasaydı ve sizde, diyelim ki, bir buğday üreticisi olsaydınız, bir çift ayakkabı almak için sırtınızda bir çuval buğdayı, kunduracı dükkanına kadar taşıma zorunda kalacaktınız.

Yorum yazın