Ortak Pazarın Doğuşu ve Gelişimi

Ortak Pazarın Doğuşu ve Gelişimi

Ekonominin gelişmesi ve halkın geçim düzeyinin yükselmesi yönünden çağdaş ekonomi biliminin daha üstün bulduğu geniş pazarlara daha önceki yüzyıllarda da rastlıyoruz. Ama o dönemlerde varılan sonuçlar bugün ulaşılanlardan çok geriydi, çünkü çoğunda ekonomik yarardan çok, siyasal ve askeri düşünceler ağır basmaktaydı.
Serbest ticarette atılan ilk adım, ülkelerin kendi içlerinde bir ekonomik bütünleşmeye gitmeleridir. Fransa ve İngiltere bu aşamayı on sekizinci yüzyılda tamamlamıştır. İsviçre’de ekonomik bütünlük, ancak on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, malların bir kantondan ötekine geçirilişi sırasında ödenen vergilerin kaldırılmasıyla sağlanmıştır. Avustralya, Kanada ve Güney Afrika gibi daha genç ülkelerdeyse ekonomik bütünlük, siyasal birliğe kavuşmanın doğal sonucu olmuştur. Avusturya — Macaristan İmparatorluğu’nda ekonomik bütünleşme, Avusturya ve Macaristan’ın karşıt tutumları yüzünden hiçbir zaman sağlanamamıştır. Kendi dönemindeki öteki devletlerde olduğu gibi, bir vilayetten öbürüne geçişte mallardan bugünkü gümrük vergisine benzer bir verginin alındığı Osmanlı imparatorluğu ise zamanla siyasal birliğini de yitirmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri, başlangıçta yalnızca siyasal bir birleşme öngörülürken, kısa bir süre sonra ekonomik bütünleşmenin de başarılması açısından çok güzel bir örnektir. 1781 ‘de on üç devletin onayladığı anayasada, federal hükümetin bu devletler arasındaki ticareti düzenlemekle yetkili olduğunu belirten bir madde yoktu. Bu boşluk kısa zamanda etkisini gösterdi. Ticaret, birtakım anlaşmazlıklara ve kimi devletler açısından istenmeyen sonuçlara neden oldu. Ülkede, ticaretin sınırlama ve kısıtlamalardan kurtarılması sonucu, federe devletlere tanınan kendi gümrük yönetmeliğini ve kendi parasını sürdürme uygulamasına son verildi.
On dokuzuncu yüzyıl başlarında, Almanya, farklı gümrük tarifeleri ve çeşitli kısıtlamalar uygulayan kırk kadar devletten oluşmaktaydı. Yeni gelişen Alman sanayiinin, İngiltere’nin sanayi ve ticaret alanlarındaki rekabetine karşı koyabilmesi, ancak iç piyasasını güçlendirmeyi ve bu devletlerin aralarında bir gümrük birliğine gitmeleriyle, dış dünyaya karşı ise korumacı bir siyasetin izlenmesiyle gerçekleşebilirdi. Alman iktisatçı F.List işte bu düşüncenin öncülerinden biriydi. İlk öneri 1819’da Bavyera’dan geldi. Sonraları Prusya yarım yüzyıl boyunca bu düşünceye öncülük etti. En sonunda, 1871’de, gümrük birliğiyle birlikte Alman İmparatorluğu kurulmuş oldu.
Alman Gümrük Birliği (Zolvrein), o dönemde yoğun bir biçimde işlenen özgürlük düşüncesine de uygun düşmekteydi. Birlik, çok sayıda devletin uygulamakta olduğu çeşitli gümrük ve ticaret kısıtlamalarını kaldırmakla, Almanya’nın ekonomik gelişmesinde de büyük rol oynadı. On dokuzuncu
yüzyıl sonları ve yirminci yüzyıl başlarında Almanya artık uluslararası çapta bir güç olarak ortaya çıkacaktı.
Italyan Birliğinin kurulma süreci de yine aynı döneme, on dokuzuncu yüzyıl ortalarına rastlar. Ancak İtalya’da bulunan çeşitli devletler arasındaki ayrımlar Almanya’dakine oranla daha büyüktü. özellikle ülkenin kuzeyiyle güneyi arasında ekonomik gelişme ve yaşam düzeyi bakımından derin uçurumlar vardı.
Güney İtalya’nın geçimini tarımdan sağlamasına karşılık, Kuzey İtalya’da tarımın yanı sıra sanayi büyük bir ilerleme göstermiş ve pazarın genişlemesinden de yararlanarak Güneyle arasındaki farkı gitgide açmıştı. Ekonomi biliminde genellikle sermayenin, emeğin bol ve ucuz olduğu bölgelere aktığı, yatırımların bu bölgelere kaydığı savunulur. Oysa İtalya örneğinde, Güneyin sermaye ve yatırımları çekmesi şöyle dursun, bu bölgede varolan sanayi bile gerilemiş ve yok olmuştur. Sermaye İtalya’nın kuzeyine akmış, güneyli işçiler de iş bulabilmek için gelişen kuzeye göç etmişlerdir.
İtalya’daki bu bölgesel eşitsizlik, İtalyan Birliğinin kuzeyin yararına sonuçlar doğurmasına yol açtı.
Adını üye ülkelerin ilk hecelerinden alan Bene- lüks ise (Belçika, Nederland (Hollanda) ve Lüksemburg) üç ülkenin 1943 yılında kendi aralarında bir gümrük birliği kurmalarına ilişkin ilke kararıyla oluşturuldu.
Birliğin kuruluş tarihinde, kesin uygulamaya geçilmeden önce bir geçiş dönemine gerek duyulmuştur. Bu süre içinde, farklı ekonomik yapı ve farklı uygulamalar arasında uyum sağlanacak; parasal, ekonomik ve toplumsal alanlardaki ayrılıkların giderilmesine çalışılacaktı.
Zaman, gümrük birliğinin,bu ülkelerin gelişmesine ve refah artışına olumlu katkılarda bulunduğunu gösterdi. Tarım alanında ve genel olarak ekonomik bütünleşmede beklenilen düzeyde bir ilerleme gözlenmemekle birlikte, gümrük birliğinin sanayiye getirdiği yararlar çok belirgindir.

Yorum yazın