Ortak Pazar Nedir

Ortak Pazar Nedir

Türkiye’de son yirmi yıldır Ortak Pazar sözünü hepimiz sık sık duyuyoruz. Ortak Pazar’dan bu denli sık söz edilmesi, bir yandan Avrupa devletlerinin bir bölümünün bir araya gelerek siyasal, ekonomik ve parasal alanlarda bazı ortak uygulamalara giriştiklerini ortaya koyarken, öte yandan da genel anlamda bir pazar birliğine yönelişi akla getirmektedir. Böyle bir pazar birliği,Avrupa’da oluşturulduğu gibi, dünyanın başka yerlerinde de kurulabilir. Kaldı ki, çağımızdaki ekonomik gelişmeler gerçekten de birçok ortak pazar girişimine yol açmış, dünyanın çeşitli bölgelerinde bu doğrultuda birçok uygulama görülmüştür.
Bütün bu girişimlerin kavranabilmesi bakımından Ortak Pazar kavramını açıklamak yerinde olacaktır. Günümüzde çeşitli Batı ülkelerinde de kullanılan “pazar” sözcüğünün çok eski bir geçmişi vardır. Eski İran’da “pazar”, alışveriş yapılan yer anlamına geliyordu. Aslı çar — su plan “çarşı” ya da “bedesten” ise Farsçadan dilimize geçerek günümüze kadar gelmiştir. Ne var ki, pazar sözcüğü çağdaş ekonomilerde piyasa ile eşanlamlı olarak bilimsel bir kavram niteliği kazanmış, böylece daha genel ve geniş kapsamlı bir kullanıma kavuşmuştur.
Nitekim önceleri alışveriş yeri anlamına gelen pazar, ortaçağda ,ticaret ve kentlerin gelişmesiyle daha özel bir anlam kazandı. Zamanla ekonomik etkinliklerle tacirlerin yerini üreticiler almaya başlayınca, pazarlar da önemlerini yavaş yavaş yitirmeye başladılar. Ancak yirminci yüzyıl ekonomisinde ürünlerin pazarlama ve satış sorunları yeniden ön plana çıktı. Çağımızda üretimin miktarı, üreticinin olanaklarından çok, pazarın genişliğiyle sınırlıdır. Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede genellikle piyasaya sununun (arzın) yetersizliği, mal yokluğu, fiyatların yükselişi vb. gibi sorunlar günlük yaşamı etkilerken, Batı Avrupa ülkeleri ürettikleri mallar için pazar ve alıcı aramaktadır. Bu ülkelerde üretimin ulaştığı boyutlar iç piyasalardaki istemi (talebi) fazlasıyla karşıladığından dış piyasalara, başka ülkelere daha çok dışsatım olanakları aranmaktadır. Burada karşılaşılan engel ise, gümrük duvarları, çeşitli değer ve miktar kısıtlamaları, kısacası karşılıklı ticarete girişen ülkelerden her birinin kendi ulusal piyasasını yabancı mallara karşı korumak amacıyla uyguladığı ekonomi politikası olarak özetlenebilir.
Ortak Pazar düşüncesinin altında, üyeler arasındaki ekonomik sınırların kalkmasını.sağlamak amacıyla malların, el emeğinin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımına konulan kısıtlamaların kaldırılması yatmaktadır. Bu dört alanda serbest dolaşımın sağlanmasıyla, sözgelimi bir Fransız tüccar, malını Paris ve Roma’ya aynı rahatlıkla gönderebilecek; bir İtalyan işçi, Brüksel’ de de Napoli’deki koşullarla iş bulabilecek; bir Alman mühendis, Münih’te olduğu gibi Lüksem- burg’da da çalışabilecek; ve bir Hollanda bankası, Marsilya’ya da, Amsterdam’a da aynı kolaylıkla para aktarabilecektir.
Bu düşüncelerin gerçekleşmesiyse, başta ekonomi alanı olmak üzere, birçok alanda ortak uygulamalara gitmeyi gerektirir. Ortak Pazar’ın kurulması, temelde, bir gümrük birliğini ve birliğin sınırları içinde malların serbestçe dolaşımım zorunlu kılar. Çünkü daha geniş bir pazara giden yol her şeyden önce gümrük duvarlarıyla karşılaşır. Nitekim, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) da mal değiştirimlerini (mübadelelerini) bütünüyle serbest bırakan bir gümrük birliği temelinde kurulmuştur. Topluluk dışındaki ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesinin benimsenmesi zorunlu kılınmış, buna karşılık üye devletlerin topluluk içinde dışalım, dışsatım, gümrük vergileri ya da bu vergilere benzer etkiler yaratabilecek her türlü resim ve harç koymaları yasaklanmıştır, özetleyecek olursak, Ortak Pazar düşüncesinin temelini oluşturan gümrük birliği, bir yandan üye ülkelerin kendi aralarındaki gümrük vergilerini ve öteki dış ticaret denetim önlemlerini kaldırırken, öte yandan da Ortak Pazar’ın dışında kalan ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesinin benimsenmesini ve dış ticaret denetim uygulamalarını gerektirir. Üye ülkeler arasında mal alımlarına ilişkin sınırlar kaldırılırken, üye olmayan ülkelerden alınacak malların oransal olarak azalması öngörülmektedir.
Gümrük birliği denilince akla gelen bir başka yön de serbest ticaret bölgelerinin oluşturulmasıdır. Serbest ticaret bölgeleri kuran ülkeler de, kendi aralarında gümrük tarifelerini kaldırırlar. Ancak, üçüncü ülkelere karşı, gümrük birliğindeki uygulamanın tersine farklı tarifeler uygulayabilirler. Dolayısıyla da, serbest ticaret bölgelerindeki dışalımçılar (ithalatçılar) malları gümrük vergilerinin en az olduğu ülke sınırından içeri sokabilir

Yorum yazın