ÖRFİ VERGİLER

Osmanlı İmparatorluğunun, Şeri Vergilerden sonra en önemli gelir kaynağını teşkil eden müteferrik vergilere denir. Bu vergilerin ne zaman başladığı tam olarak belli olmamakla beraber, en az ikinci Beyazıt’tan beri uygulandığı bilinmektedir. Bunlara örfî sıfatının takılması, her yerin örf ve adetine göre başka başka şekillerde uygulanmalarındandır.
Örfî vergilerin ilkinin, büyük bir zelzele felâketinin doğurduğu para ihtiyacını kısmen karşılamak maksadile konmuş bulunan Hudus-u Avarız adlı vergi olduğu ileri sürülmektedir. Bu vergi ile her ev iki akçe ödemeğe ve her yirmi ev bir işçi tedarik etmeğe mecbur tutulmuştur.
Örfî vergilerin sayısı sonradan çok artmıştır. Bu tipten yeni vergilere genellikle harp zamanlarında başvurulur, fakat devletin ihtiyacı arttıkça bunların sulh zamanlarında da uygulanmasına devam edilir, hattâ onlara yenileri eklenirdi. Meselâ bu vergilerin en eskilerinden biri, sırf harp ihtiyacı için konulmuş bulunan İmdadiye-i Seferiyedir. Bu vergi terkedilmeden ve adî ihtiyaçlara harcanmak üzere bir de İmdadiye-i Hazeriye ihdas olunmuştur. Daha sonra bunlara bir üçüncü vergi eklenmiş, eyaletlerden tahsil olunmak üzere iane-i Cihadiye adı ile yeni bir mükellefiyet konmuştur. Her üç vergi bir arada Mürettebat diye anılmıştır.
Örfî vergiler genellikle tevziî mahiyette baş vergilerinden ibaretti. Buna göre önce para ihtiyacı tesbit edilir, bulunan yekûn verginin tatbik edildiği bölgedeki şahıs veya ev adedine bölünürdü. Vergiler sadece bu sebeple de olsa adaletsizdi. Fakat adaletsizliklerini arttıran başka t’-‘ıtörler de vardı. Bu faktörlerin en önemlilerinden biri bazı eyalet ve vilâyetlerin, bu arada İstanbul’un. örfî Vergilerden istisna edilmiş olması; diğeri, her eyalet veya vilâyette başka başka ve mahallî ihtiyaçlara göre mahiyetleri ve yükleri çok farklı vergiler uygulanması idi.
Örfî vergilerin bir kısmı merkezî devlete, fakat çok sayıda bir kısmı da, belirli mahallî hizmetlerin karşılanması için vilâyet ve eyaletlere ait bulunmakta idi. Yine bir kısmı az çok daimî oldukları halde önemli bir kısmı, karşıladığı hizmete tâbi olarak muvakkat yani oldukça kısa dönemler için uygulanmıştır.
Tanzimatta bu vergiler kaldırılmış, bunların yerine An Cemaatin veya Komşuca Tahsili Mutad vergi konmuştur. Tanzimat idaresi bu suretle, baş vtrg.si yerine malla, dolayısiyle ödeme gücü ile ilişkili bir mükellefiyet tipi ihdas etmek istemiş fakat o da tatbikatta büyük güçlüklerle karşılaşmış. imparatorluğun çok karışık, adâletsiz ve suiistimallere çok müsait vergi sistemini islâha muvaffak olamamıştır.
(Bk; Şer’î vergiler).

Yorum yazın