MARJİNALIZM TEORİSİ

On Dokuzuncu Yüzyılın
ikinci yarısında ve Yirminci Yüzyılın başında, çeşitli iktisatçılar tarafından ortaya konmuştur. Bu iktisatçılar arasında en önemlileri, Stanley Jevons. Alfred Marshall, Avusturya Ekolünün kurucularından Kari Menger ve Amerika’lı iktisatçılardan John Bates Clark’ur.
Nihal Fayda Teor’ıs’ı adıyla da bilinen Marji- nalizmi ilk olarak A. Marshall’n düşündüğü söylenmektedir, fakat S. Jevons ondan daha önce, eserinde Marjinalizmi açıklamıştır. S. Jevons. klâsiklerin savunduğu gibi, bir mal kıymetinin üretim maliyetine bağlı olacağını kabul etmemiş, kıymeti son birimin faydası ile izah etmeğe çalışmıştır. Faydanın mal kalitesinden değil, o mala duyulan İhtiyacın (arzunun) şiddetine göre değişeceğini belirtmiştir.
S. Jevons, son birimin faydasını şu şekilde göstermektedir:
Bir ferdin, yirmi dört saatlik bir devrede, tüketeceği gıda maddelerinin faydası aşağıdaki şekildeki gibi olacaktır:
Grafikte görüldüğü gibi elde edilen üniteler arttıkça, ünitelerin sağladığı fayda da azalmaktadır. S. Jevons. son birimin faydasını dikkate alarak mübadele mekanizmasını izah etmiştir. İki kişi arasında iki malın mübadele edildiğiıiT varsayalım :
Fert için, gıda maddelerinin birinci ve ikinci üniteleri, açlığını gidermek için gereklidir. Zira bunlarla fert, hayatını devam ettirmek imkânına sahip olacaktır. Fakat tükettiği ünitelerin sayısı arttıkça, ferdin bunlardan elde ettiği fayda miktarı azalmaya başlayacaktır. Kullanılan bir malın miktarı arttıkça, hfer’yehi -üriitenin faydası dolayısıyla kıymeti, btf öndekinden daha az olacaktır.
104 Wo. lu şekil, bk grafikle‘-gösterilebilir. İlk kullanılan ünitelerin kiyrheti yüksek, son ünitelerin ise azdır. Ferdin^ bir mala atfedeceği kıymet ise son birimin faydasına göre belirecektir.
Grafikte görüldüğü gibi, ab, x malının, a’b’, y malının fayda eğrileridir. x malının sahibi elindeki maldan verip y malından aldığı takdirde elde edeceği fayda daha fazla olacaktır. Aynı şekilde y malının sahibi, y malından verip x malından aldığı takdirde daha kazançlı olacaktır. Mübadele d noktasına kadar tıer iki taraf için de istifadeli olacaktır.
Marjinal fayda kavramı hakkında tahliller yapan diğer bir iktisatçı da Kar! Menger’dir. Avusturya Ekolünün kurucularından olan bu iktisatçının görüşleri S. Jevons’uu fikirlerine yakındır.
K. Menger, eşyanın mal sayılabilmesini 4 şarta bağlamıştır.
— Ortada tatmin edilmesi gereken bir ihtiyacın bulunması.
— Piyasada bulunan eşyanın, tesir ve baskısı duyulan bu ihtiyacı tatmin yeteneğine sahip olması.
— Tüketicinin bu eşya ile ihtiyacını karşılayabileceğini düşünmesi.
— Tüketicinin bu eşyayı satın alabilecek im- • kâna sahip olması.
İktisadî malların kıymetleri, bir taraftan ihtiyaçlara. diğer taraftan mallar arasındaki bağlılığa dayanmaktadır. Örnek olarak, halkın kösele tabanlı ayakkabı giymekten vazgeçtiği anda pençe demirlerinin İktisadî kıymetinin kaybolduğu gösterilebilir.
Fertler, elde ettikleri mallardan azamî derecede faydalanmaya çalışırlar. Satın alman bir malla önce önemli ihtiyaçlar tatmin edilir. Şayet malın miktarı ihtiyaçtan fazla ise o malın İktisadî değeri düşebilir. Bir malın İktisadî mal olabilmesi, zaman ve şartlara göre değişebilir.
K. Menger, çeşitli ihtiyaçları ve bunların tatminini hedef tutan malların dozlarını aritmetik bir örnekle belirtmektedir.
Yukarıdaki tabloda, romen rakamları çeşitli ihtiyaçları önem derecesine göre sıralamaktadır, örnek olarak, I. sütun gıda ihtiyacını, IV sütun sigara tiryakiliğini göstersin. Fert önce ilk sıradaki su ve gıda ihtiyacını tatmin etmek isteyecektir. Bu nedenle gıda maddesinin ilk ünitesini, diğer mallara tercih edecektir. Fakat gıda maddelerinin tüketimi arttıkça ferdin bu mallara olan arzusu azalacaktır. Meselâ gıda maddelerinin dördüncü ünitesi ile, bir paket sigaranın değeri aynı olacaktır.
K. Menger böylece, kıymetin sübjektif bir kavram olduğunu, İktisadî malların kıymetlerinin ferdin kendi ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre değişeceğini söylemektedir. Zaman, psikoloji, ihtiyacın şiddeti, gelenekler, gelir durumu, kültür
seviyesi ve mal miktarı kıymet üzerinde etki yapmaktadır. Fakat kıymeti yaratan ölçü, tüketicinin son mal birimine atfettiği önem, ve bu son birimden beklediği fayda olacaktır.
Çağımızın hemen bütün iktisatçılarının fikir ve tahlillerinden faydalandığı A. Marshall; S. Jevons ve Menger’le aynı tarihlerde Marjinal Fayda teorisini kurmaya ve geliştirmeye çalışın ıştîr.
A. Marshall. Ricardo’nun fikirlerini ele almış ve bunları matematikle ifadeye çalışmıştır. Bu araştırmalar, kıymet teşekkülünde sübjektif ve Objektif faktörlerin, yani talep ile maliyetin karşılıklı rollerini aydınlatmaya faydalı olmuştur.
A. Marshall, kıymeti tayin eden talep ve maliyetin durumunu şöyle açıklamaktadır:
«Talep, tüketicinin ihtiyaç duyduğu maldan .beklediği fayda ve maliyetin kıymet üzerindeki tesirlerini anlatmak için, bir misale dayanmak kabildir. Kâğıt kesmek üzere kullandığımız makası göz önüne getirelim. Acaba kâğıdı kesen makasın üst kenarı mıdır, yoksa alt kenarı mı? Makasın dillerinden birini sabit tutarak diğerile kâğıda tazyik ettiğimiz takdirde, hareket halinde olan kenarın kestiği düşünülebilir. Fakat hakikatte, dillerin keskinliğine ve tutuş tarzına göre, farkında olmaksızın kesme operasyonunda bu kenarlardan birinin baskısı kuvvetlidir. Çelik sathının alt veya üstten kâğıdı kesmesi, zaman faktörünün ve istihsal bünyesinin şartlarına bağlı bir neticedir».
Marjinal Fayda Teorisini geliştirmeye çalışan diğer bir iktisatçı da, Amerika’lı John Bates Clark’ tır.
On Dokuzuncu Yüzyıl İngiltere’si ile aynı yüzyılın Amerika’sı arasında önemli farklar mevcuttur. İngiltere’de, nüfusun kalabalık, ekim sahalarının yetersiz olması, iktisat teorilerinde, daima toprağı sabit bir faktör olarak ele almaya sebebiyet vermiştir. Amerikada ise. On Dokuzuncu Yüzyıldaki şartlar farklı idi. Orada, Batıya doğru açılmak şartile, istenildiği kadar toprak bulmak mümkündü. Buna karşılık, birçok bölgelerde nüfus seyrekti. Sermaye de, tabiî kaynakları kıymetlendirmeye her vakit yetişmiyordu. Üretim faktörleri arasında yalnız toprağı sabit ve yetersiz sayan İngiliz görüşü, yeni dünyanın realitesine pek uymuyordu. Bunu anlayan John Bates Clark, Marjinal Fayda tahlillerinde işçilik ve sermaye disponibilitelerini de sabit farzeden modeller hazırlanabileceğine kanaat getirmiştir.
Sonuç olarak Marjinaiistler, bir malın bir emek sonucunda yaratılmasının, onun mutlaka bir talebi olması icap edeceğini kabul etmemişler. buna karşılık, malın mutlaka bir faydası bulunması gereğini savunmuşlardır. Marjinalistle- rin kastettiği fayda sübjektiftir ve son birimin faydasıdr.
(A. İlkin)
Almancası : Grenznutzenschule der Nationalökonomie. Marginalismus.
Fransızcası : école marginaliste. marginalisme.
İngilizcesi : marginal utility school, margina- lism.
(Bk; Değer Teorileri, Avusturya Ekolü, Böhm – Bawerk, Menger, Marshall. Jevons, Clark).

Yorum yazın