MALİYE POLİTİKASI

kamu ekonomisi değişkenlerini kullanarak İktisadî hayata müdahale etmektir. Kamu gelirlerinin miktarı, bu gelirleri sağlayan vergiler ve borçlanma gibi vasıtaların özellikleri, kamu giderlerinin miktarı ve bu harcamaların carî, transfer, yatırım harcamaları olarak dökümü, nihayet kamu hizmetlerinin toplam miktarı, kişiler, bölgeler ve faaliyet kolları arası dağılımı, maliye politikasının araçları olan kamu ekonomisi değişkenleridir.
Maliye politikası, belli iktisadi ve sosyal hedeflere ulaşmak amacı ile kamu hizmetlerinin, kamu harcamalarının ve kamu gelirlerinin İktisadî etkilerini uygun yönde değiştirmek için bu değişkenlerin büyüklük ve bileşiminde yapılması gerekli ayarlamaları tayin eder. Değişik toplumlarda nisbî ağırlıkları farklı olmakla beraber, çağımızda genellikle kabul edilen iktisadî-sosyal amaçlar; yüksek bir büyüme ve gelişme hızının gerçekleştirilmesi, fiyatlar genel seviyesinde ve istihdam hacminde meydana gelen dalgalanmaların giderilmesi ve daha eşit bir gelir bölüşümünün sağlanmasıdır. Bu amaçların gerçekleşesi için kullanılacak araçların önemli bir kısmı kamu ekonomisi değişkenleri, diğer bir deyişle maliye politikası araçlarıdır.
Kamu ekonomisinin faaliyetleri sonucu ekonominin bütünü içinde bazı değişikliklerin olması kaçınılmaz bir olaydır. Diğer bir deyişle, kamu ekonomisinin değişkenlerinin ekonomik etkileri hiç bir zaman tarafsız olamaz. Kamu
ekonomisinin iktisadi etkilerinin önemini ve yönünü. ekonominin bu kesiminin nisbî büyüklüğü, kamu harcamalarının dağılımı, kamu hizmetlerinin ve kamu gelirlerinin bileşimi tayin eder. Maliye politikasının araçları bu değişkenlerdir ve amacı kamu ekonomisinin işleyişini iktisat politikasının genel hedeflerine uygun bir şekilde ayarlamaktır.
1920’lerden bu yana maliye politikasının öneminde ve yapısında büyük bir değişiklik olmuştur. Bunun meydana gelmesinde iki etken rol oynamıştır. Bunlardan birincisi, İktisadî, siyasal ve toplumsal çevrenin değişmesi sonucu devletin piyasa ekonomisine müdahale gereğinin artması, İkincisi ise. iktisat biliminin gelişmesi ve İktisadî olayları daha iyi izleme, anlama ve onlara bilinçli ve etkin bir şekilde müdahale etme olanağının sağlanmasıdır.
On Dokuzuncu Yüzyılda maliye politikası anlayışı* KFâsik İktisat Teorisine dayandığı için, bugünkünden çok farklı idi. Klâsik iktisat Ekolüne mensup düşünürler, kamu ekonomisinin faaliyetlerini, genellikle, ekonomik düzenin tabiî ahengini bozucu bir dış etken olarak kabul etmişlerdir. Klâsik Ekolün teorisini kurduğu ekonomik düzende, gerekli veya doğru maliye politikasının üç amacı vardır. Bunlar; a) kamu harcamalarının mümkün olan en düşük seviyede tutulması, b) denk bütçe ve e) tarafsız vergilerdir.
Ancak bugün kabul edilen ve uygulanan maliye politikasının niteliği geçen yüzyıldakinden tamamiyle farklıdır. Bu farka yol açan temel sebep, Klâsik Ekolün ekonominin yapısı ve işleyişi hakkında kabul ettiği bazı varsayımların gerçek olmadığının meydana çıkmasıdır. Bu varsayımlar; a) piyasa ekonomisinin optimum gelir bölüşümünü sağladığı, b) piyasada tam rekabetin daima mevcut olduğu, c) piyasanın, kaynakların tam kullanımım ve, d) optimum gelişme hızım gerçekleştirdiğidir. Çağdaş toplumlarda ekonomiye bilinçli müdahale ihtiyacının artması. On Dokuzuncu Yüzyılda akılcı bir maliye politikasının ilkeleri olarak kabul edilen harcamaların en düşük seviyede tutulması, denk bütçe ve vergi tarafsızlığı ilkelerinin terkine sebep olmuştur.
Vergilerin iktisadi kararlar ve davranışlar üzerinde kaçınılmaz etkileri vardır ve bunlara iktisat politikasının amacına uygun bir yön verilmesi gerekir. Toplumun refahı açısından önemli olan bütçenin denkliği değil, gelir istihdam ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarı sağlayan bütçedir. Optimum büyüme hızının, kaynakların tam kullanımının ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarın sağlanabilmesi için bütçe açık veya fazla verebilir. Vergilerin veya devlet giderlerinin asgarî bir seviyede tutulması diye bir şey bahis konusu değildir. Akılcı bir maliye politikası, ekonomi içinde önemi gittikçe artan kamu gelir ve giderlerinin İktisadî değişkenler üzerindeki etkilerinin tesadüfe bırakılmamasını, onların, toplum için kabul edilen İktisadî ve sosyal hedeflere uygun bir şekilde kontrolünü gerektirir.
1930-50 döneminde gelir ve üretim hacminde kısa dönem dalgalanmalar, piyasa ekonomisinin işleyişinden doğan en önemli aksaklıklar olarak kabul ediliyordu ve maliye politikasının amacı bu dalgalanmaları gidermekti, ikinci Dünya Savaşından sonra az gelişmişlik problemi ve bunu giderici müdahaleler iktisat politikasında önem kazandı. Buna bağlı olarak az gelişmiş ülkelerde maliye politikasının tesbitinde ‘gelişme sürecinin hızlandırılmasına çok daha büyük ağırlık verilmeğe başlandı.
Az gelişmişlikten kısa bir süre içinde kurtulmak için ekonominin işleyişine bir plân çerçevesinde bilinçli olarak müdahale etmek gereklidir. Kalkınma amacına yönelmiş bir iktisat politikasında maliye politikasının ağırlığı büyüktür, çünkü araç olarak kullanılan parametrelerin çoğu -vergiler, kamu hizmetleri gibi- kamu ekonomisinin değişkenleridir. Maliye politikasının gelişme amacı için kullanılmasının ilk örneklerinden biri, Türkiye’de 1930 yıllarında uygulanan devletçiliktir. Bugün yalnız geri kalmış ülkelerin değil, gelişmiş ülkelerin de optimum kabul ettikleri büyüme hızının gerçekleşmesini iktisat politikasının amaçlarından biri sayarlar, vergi yükünün dağılımında ve kamu üretiminin plânlanmasında bu amaca ağırlık verirler.
Almancası : Finanzpolitik.
Fransızcası : politique financière.
İngilizcesi : financial policy.
(Bk; maliye).

Yorum yazın