LOKAVT

Lokavt deyiminin aslı İngilizce lock-out kelimesidir ve bu kelimenin anlamı kapıyı dışarıdan kilitlemek, yani işçileri kapı dışında bırakmaktır, işverenlerin ekonomik savaşım aracı olarak lokavt uygulamalarına güncel anlamda grevlerin yaygınlaşmasından sonra rastlanmaktadır. Lokavt, genellikle grev hakkına koşut olarak düşünülmekteyse de ortaya çıkış nedeni ve niteliği bakımından grevlerden tamamen farklıdırlar. Grev, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek için varlığı zorunlu bir hak ! olmasına karşın lokavatlar grevlere karşı bir savunma aracı olarak ortaya çıkmışlar; sonraları bazen işverenlerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere sınırlı da olsa bir uygulaması bulunmadığı durumlarda bir saldırı silahı olarak da kullanılır. Ülkemizde 1963 yılında yürürlüğe giren Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile lokavt ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Yasanın 18. maddesi uyarınca “Bir işkolunda i veya işyerinde faaliyetin büsbütün durmasına sebep olacak tarzda işveren veya işveren vekili tarafından kendi teşebbüsü ile veya bir teşekkülün verdiği karara uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasına lokavt”. Aynı maddenin ikinci fıkrası yasal lokavtı tanımlarken lokavtın hangi amaçla yapılacağını da belirlemektedir. Buna göre lokavt “iş şartlarında veya bunların tatbik tarz ve uzullerinde değişiklik yapmak veya yeni iş şartları kabul ettirmek veya mevcut iş şartlarını korumak amacıyla yapılabilecektir”. Son olarak 1982 tarihli yeni Türkiye Cumhuriyeti Anayasasl’mn 54. maddesi “işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir” hükmü ile lokavtı Anayasa.düzeyinde tanımıştır. Aynı madde “lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kul tanılamaz”; “Lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir’diyerek lokavt ile ilgili’sınırları ve ilkeleri belirlemektedir. 5.5.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2822 sayılı yeni Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ise 26. maddesinde lokavtın tanımı eski kanunun ilgili hükmündeki tanıma benzer şekilde yapılmaktadır. Bu hükme göre “İşyerinde faaliyetin tamamen durmasına sebep olacak tarzda, işveren veya işveren vekili tarafından kendi teşebbüsü ile veya bir işveren kuruluşunun verdiği karara uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasına lokavt denir”. Görüldüğü gibi bu tanımda eskisinden farklı olarak faaliyetin işyerinde durdurulmasından söz edilmekte, işkolu kavramına yer verilmemektedir. 26. maddenin ikinci fıkrası lokavtın ancak toplu iş sözleşmesi yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması ve işçi sendikası tarafından grev kararı alınması halinde yapılabileceğini aksi halde kanun dışı olacağını dü- zeniemektedir. Bu düzenleme ile getirilen önemli yenilik, lokavt kararının ancak grev kararı alınmasına bağlı kılınmasıdır. Bu yoldan lokavtın doğrudan bir saldırı aracı olarak kullanılması engellenmek istenmiştir. Fakat grev kararının alınması, grev uygulamasına gidileceği konusunda ciddi bir uyarı olmasına rağmen, grev uygulaması anlamına gelmediği gibi, grevin mutlaka uygulanacağı konusunda bir kesinlik de getirme- memektedir. Bu durumda lokavtın sadece bir savunma aracı olduğunu ileri sürmek pek mümkün olmamaktadır. Karar verilmiş, fakat uygulanmasından vazgeçilmiş bir greve karşı, lokavt kararı alınıp uygulanmasına hukuken bir engel yoktur. 26. maddenin üçüncü fıkrası da greve ilişkin 25. maddede olduğu gibi “Kanuni lokavt için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan lokavta kanun dışı lokavt denir. Siyasi amaçlı lokavt, genel lokavt ve dayanışma lokavtı kanun dışı lokavttır” düzenlemesini getirdikten sonra; son fıkrasında da “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, milli egemenliğe, Cumhuriyete, milli güvenliğe aykırı amaçla lokavt yapılmaz” diyerek hangi durumlarda lokavtın kanuna uygun olacağını belirlemiştir. (Bkz. Kanunsuz Lokavt, Grev, Kanunsuz Grev).

Yorum yazın