KADIN İŞÇİLER

bedenî veya fikrî emeklerini bir hizmet akdine dayanarak ve bir ücret karşılığında işverene arz eden kadınlardır.
Kadın işçilerin emeklerini kütle halinde iş piya- yasasına arz etmeleri fabrika sanayiinin doğuşu ile başlamıştır. Gerçekten On Dokuzuncu Yüzyılın sefalet ücretleri, kadınların da aile geçimine yardımcı olmak üzere çalışma hayatına atılmasına S6bep olmuş, işverenler erkek işçilerden daha düşük ücretlerle çalışmaya razı olan kadın işçileri istihdam etmiye başlamışlardır.
Bununla beraber kadın istihdamı uzun süre kamu kontrolünden uzak kalamamış, gerek örf ve âdetler, gerek kadının annelik fonksiyonu sebebiyle toplumun gelecek nesilleri üzerinde oynadığı rol devleti kadınları koruyan bazı kanunlar çı- karmıya zorlamıştır. Nitekim çalışma hayatına müdahale eden ilk kanunlar kadın ve çocuklarla ilgilidir. Uluslararası Çalışma Teşkilâtının birçok sözleşmesi kadın-erkek işçi ayırımını önlemek üzere hükümler getirdiği gibi, ayrıca sadece kadın işçileri korumak gayesiyle bugüne kadar 7 sözleşme ve 6 tavsiye kabul edilmiştir. Bunlar analığın korunmasını öngören; kadınların gece saatlerinde, madenlerde, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklıyan, eşit işe eşit ücret prensipini vaz eden sözleşmelerdir.
Kadınların çalışma hayatına katılıp katılmamaları hususunda rol oynayan faktörler daha ziyade kültürel, sosyal, ekonomik ve etnik karakter göstermekte ve bunlar demografik faktörleri gölgelemektedir. Sosyal ve kültürel faktörler genellikle az gelişmiş ülkelerde kadınların ücretli işçi olarak çalışmasına mani olmaktadır. Buna mukabil gelişmiş ülkelerde kadın çalışmasını ekonomik faktörler tayin etmektedir.
Genellikle kadın işçilerin ücretliler içindeki oranı ekonominin sanayileşme derecesi ile orantılı olarak artmaktadır. Sanayileşmenin sür’atlenmesi bir yandan daha çok kadının ekonominin muhtelif sektörlerinde çalışmasına imkân hazırlarken, öte yandan kadınların iş hayatına atılmaları hususundaki sosyal davranışları müsbet yönde etkileyerek kadın işçi adedini artırmaktadır. Bununla beraber toplumun refah seviyesindeki değişmeler de kadın çalışmasına tesir etmektedir. Refahın, do- layisiyle ücretlerin yükselmesi, önce kadın çalış-masını teşvik etmekte, daha sonra menfi yönde etkilemekte. çok yüksek ücretler ise çalışan kadın sayısını tekrar artırmaktadır. Kadın işçilerin ücret karşılığı çalışan nüfusa nisbeti gelişmiş ülkelerde % 30 un üstüne çıktığı halde, az gelişmiş ülkelerde ,bu oran % 20 civarında kalmaktadır. Şüphesiz sanayileşmiş toplumlarda kadına ev kadını ve anne olarak sağlanan kolaylıklar ve (part-time) iş imkânlarının fazlalığı bu yüksek nisbetler üzerinde etkili olmaktadır.
Kadınların çoğunlukla çalıştıkları sektörler bakımından az gelişmiş ülkelerle, gelişmiş ülkeler arasında farklar vardır. Az gelişmiş ülkelerde kadınların çoğu ananevî işkollarında yani ziraatte. yardımcı aile efradı statüsünde ve küçük el ve ev sanatlarında çalıştıkları, dolayısiyle kadın işçi mefhumu dışında kaldıkları halde, sanayileşmiş toplumlarda çalışan kadınların ekseriyeti sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdam edilmektedir. Genellikle kadın işçilerin ekseriyeti teşkil ettikleri işkollarına misal olarak tekstil, büro işleri, ev ve otel hizmetleri, temizleme, boyama, ütüleme hizmetleri ve gıda sanayii gösterilebilir.
Almancası : weibliche Arbeitskräfte.
Fransızcası : main-d’oeuvre féminine, ouvrières.
İngilizcesi : female labor, female workers.
(Bk; çocukların çalıştırılması, kadın ücretleri).

Yorum yazın