Japon Sanayisinin Kökeni

Japon Sanayisinin Kökeni

Çağdaş ekonominin temeli ağır sanayidir. Ağır sanayi, metaller, makineler, makine aletleri, gemiler, lokomotifler, demiryolları, elektrik kablosu, çelik, çimento ve bunun gibi şeylerin üretimi demektir. Gübre,patlayıcı madde, sanayide kullanılan kimyasal maddeler, boyalar, rafine edilmiş petrol ve benzeri ürünleri sağlayan kimya sanayii de ağır sanayiin ayrılmaz bölümleridir.
Japonya çağdaşlaşmaya başladığında, böyle bir gelişme için gerekli öğeler oldukça sınırlı idi. Ancak ağır sanayi ile kimya sanayiinin yanı sıra, mühendislik, ulaşım ve taşımacılığın iyi durumda olması Japonlar için güç kaynağı oldu. Yeni pazarlar ve hammaddeler elde etme hırsı içindeki güçler, geri kalmış ulusları acımasızca sömürüyorlardı. Emperyalizm denen bu siyasal ve ekonomik egemenlik yayılımının en büyük kurbanı, karşı koyacak.gücü olmayan Çin idi.
Böyle bir yazgıdan kaçınmak için, Meyci önderleri kara ve deniz ordularının güçlerini büyük ölçüde artırdılar. Samuraylardan oluşan bir polis örgütü kurarak, yeni hükümeti içteki düzensizlik ve güvensizlikten korudular.
Ulusal savunma için yaşamsal değeri olan demiryolları, telgraf sistemi ve ticaret öncelikle ele
alındı. Bu arada silah, gemi yapımı ve madencilik alanlarındaki çalışmalar çok hızlandırıldı.
Bu stratejik önemdeki sanayileri büyütmekte güdülen amaç salt yabancı saldırılarına karşı ülkeyi korumak değildi. Japon yöneticileri doğal kaynaklarının kurdukları sanayi kolları için yetersiz olduğunu ve dışarıdan satın alacak güce de sahip olmadıklarını biliyorlardı. Bu nedenle sanayileri için gerekli hammaddeyi alabilecekleri ve dışarıya satacakları mallan için pazar olabilecek denizaşırı ülkeleri denetimleri altında tutmayı da amaçlıyorlardı. Bunun için de en uygun yayılım alanları Çin ve Kore idi. Çünkü her iki ülke de, Japonların amaçladıkları ortama sahipti. Aynca yine her ikisi de Japon kıyılarına çok yakındı.
Yedi yıl içinde güçlenen Meyci Hükümeti Formosa’ya karşı (o zamanlar Çin’e aitti) başarılı bir sefer yaptı ve Çin Hükümetini Ryukyu Adaları üzerindeki Japon haklarını tanımaya zorladı.
Bu sefere biraz da samurayları yatıştırma amacıyla girişilmişti. Ancak bu amaçta başarısızlığa uğranıldı. Meyci Restorasyonlarına karşı çıkarılan ayaklanmalar yeni rejimi tehlikeye soktular. En önemli ayaklanma 1877 yılında olan Saigo Ayaklanması idi. Bu bir iç savaş görünümündeydi, iki yan da büyük kayıplar verdi. Ancak hükümet bu ayaklanmayı bastırmayı ve yerini sağlamlaştırmayı başardı.
Silahlı kuvvetleri güçlendirme ve stratejik önemi olan sanayileri kurma çalışmaları iki kat artırıldı. Kendisinin çok güçlü olduğuna inanan Japonya 1894 yılında Çin’e savaş açtı. Olayı dışarıdan gözleyenlerin pek azı, Japonya’nın kendisinden hem toprak hem de nüfus yönünden en az on kat büyük ve üstün olan bir düşmanı yenebileceğini kestirebilmişti. Gerçekten donatım üstünlüğü ve disiplin terazide ağır basmış ve 1895 yılına kadar süren savaşı Japonlar kazanmışlardı. Japonya zaferine karşılık, Formoza’yı (şimdi Tayvan), Liao- Dung Yarımadasını ele geçirdi. Kore’de serbest ticaret yapabilmeyi ve 150 milyon
dolar tazminat almayı başardı. Artık Japonya, giderek, büyük bir dünya devleti olma yolundaydı. Otuz yıldan az bir sürede Asya kıtasının en güçlü ülkesi olmuştu.
‘ Çin – Japonya savaşı, Japonya’nın ağır sanayiinin gelişmesine de neden oldu. Ağır sanayi için gerekli olan demir ve çelik hâlâ dışarıdan satın alınmaktaydı. Zafer, Japonlara düşük fiyatlı demir cevheri ve madenkömürü alma olanağı sağladı. Çin’den tazminat olarak alınan para ile hükümet Yawata Demir Tesislerini kurdu. Bu tesisle kısa sürede gereksinmeyi büyük ölçüde karşılayacak duruma geldiler. Elde edilen demir-çelik ürünlerinin özellikle gemi yapımında kullanılmasıyla, Japon ticaret filosunun dünya denizciliğinde önemli bir yer alması sağjanmıştır.
On yıl içinde ağır sanayide alınan yol Japonya’yı, Uzakdoğu’daki baş rakibi güçlü Rusya imparatorluğu ile savaş yapmaya itmişti. Rusların Kore ve Mançurya’da yayılmasından hoşnutsuzluğa kapılan Japonya 1904’te Ruslara karşı savaş açtı. On sekiz ay süren savaş sonunda Rusya, Port Athur ve Tsuşima’da Amiral Togo tarafından yenilerek Portsmouth Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı (1905). Barış antlaşmasıyla Japonya Sakhalin Adasının güney yarısını aldı. Mançurya üzerinde geniş bir hareket serbestliği elde etti.
Rusya’nın Kore ile bağı koparıldı ve hemen arkasından Japonya’nın bir sömürgesi oldu (Kore
İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna dek sömürge olarak kaldı).
Madensel ve tarımsal kaynakları olduğu gibi bölgenin pazarlarını da ele geçiren Japonya artık çok daha büyük bir sanayileşme ve dış ticaret programı uygulayabilir, emperyalizme yönelebilirdi.
Bu bir dizi olaydan da anlaşıldığı gibi, Japonya’nın tam bir ekonomik gelişmeye ulaşabilmesi için gerekli ağır sanayii savaş potasında oluşmuş, savaşlar için yapılan hazırlıklar, Japonya’ nın gelecekteki gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Yorum yazın