Düşen Karlılık Oranı Nedir

Düşen Karlılık Oranı Nedir

Marx’in kapitalizmin işleyişini incelêrken kullandığı bir terimdir. Her ne kadar artık değer kapitalist sistemin özünde bulunur ve sanayideki toplam ürünün bir payı olarak artarsa ve her ne kadar yedek işsizler ordusu ile bu ordunun ücretlere yaptığı etkiler proletaryanın yoksulluğunu biraz daha artınrsa da, kapitalist üretim geliştikçe ve sermaye biriktikçe kârlılık yüzdesinde düşme başlar.

Marx’in bu noktada yürüttüğü mantık açık ve seçiktir: Kapitalist toplumda sermaye biriktikçe, toplam rfsrmayenin gitgide artan bir oranr makine ve aletten, yani sabit sermaye den; gitgide azalan bir payı da cari ücretlerden, yani değişken sermayeden meydana gelecektir. Oysa tek değer yaratıcısı emek olduğundan, artık değeri yaratma olanaklanna da ancak emek sahip olacaktır. Toplam sermayeden gitgide azalan bir oranın artık değer yaratan alanlarda kullanılması, toplam sabit ve değişken sermaye arttıkça, toplamın içindeki artık değer payının düşmesine yol açar.

Kapitalist işverenin kârlılıkyüzdesindeki bu düşmeyi durdurabilmek için başvuracağı tek çıkar yol sömürme derecesini artırmak, değişken sermaye harcamalannın yeteri kadar yüksek bir artık değer meydana getirmesini sağlamaktır. Böylelikle toplam sermayenin kârlılık vüzdesi sabit kalmakta, hatta artmaktadır. Kârlılık vüzdesi, kuramı, Marx’in kapitalist sisteme özgü gördüğü çelişmelerin sadece bir tanesidir. Proletaryanın yoksulluğunun artması ile kârlılık yüzdesinin düşmesi ters bağlantılıdır. Kapitalist işverenin sömürme derecesini artırmak için giriştiği çabalara emekçiler başanlı bir şekilde karşı koyabilirlerse kârlılık yüzdesi düşecektir; koyamazlarsa yüzde ya sabit kalacak ya da artacaktır.

Marx’in kapitalizmin işleyişini incelêrken kullandığı bir terimdir. Her ne kadar artık değer kapitalist sistemin özünde bulunur ve sanayideki toplam ürünün bir payı olarak artarsa ve her ne kadar yedek işsizler ordusu ile bu ordunun ücretlere yaptığı etkiler proletaryanın yoksulluğunu biraz daha artınrsa da, kapitalist üretim geliştikçe ve sermaye biriktikçe kârlılık yüzdesinde düşme başlar.

Marx’in bu noktada yürüttüğü mantık açık ve seçiktir: Kapitalist toplumda sermaye biriktikçe, toplam rfsrmayenin gitgide artan bir oranr makine ve aletten, yani sabit sermaye den; gitgide azalan bir payı da cari ücretlerden, yani değişken sermayeden meydana gelecektir. Oysa tek değer yaratıcısı emek olduğundan, artık değeri yaratma olanaklanna da ancak emek sahip olacaktır. Toplam sermayeden gitgide azalan bir oranın artık değer yaratan alanlarda kullanılması, toplam sabit ve değişken sermaye arttıkça, toplamın içindeki artık değer payının düşmesine yol açar.

Kapitalist işverenin kârlılıkyüzdesindeki bu düşmeyi durdurabilmek için başvuracağı tek çıkar yol sömürme derecesini artırmak, değişken sermaye harcamalannın yeteri kadar yüksek bir artık değer meydana getirmesini sağlamaktır. Böylelikle toplam sermayenin kârlılık vüzdesi sabit kalmakta, hatta artmaktadır. Kârlılık vüzdesi, kuramı, Marx’in kapitalist sisteme özgü gördüğü çelişmelerin sadece bir tanesidir. Proletaryanın yoksulluğunun artması ile kârlılık yüzdesinin düşmesi ters bağlantılıdır. Kapitalist işverenin sömürme derecesini artırmak için giriştiği çabalara emekçiler başanlı bir şekilde karşı koyabilirlerse kârlılık yüzdesi düşecektir; koyamazlarsa yüzde ya sabit kalacak ya da artacaktır.

Yorum yazın