Dünya para sistemi


Dünya para sistemi

Yeni ve daha dengeli bir uluslararası para sisteminin kurulması İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda dünya liderleri için başta gelen sorunlardan biriydi. 1944’de yapılan Bretton Woods Konferansı’na katılan görüşmeciler, hâlâ 1930’ların acı olaylarının etkisinden kurtulamamışlardı. O dönemde uluslararası ticaret ve ödemelerdeki dengesizlikleri gidermek için yarı otomatik bir sistem olarak nitelenebilecek altın standartlarının bozulmasının ardından pekçok büyük ülkede derin ekonomik buhranlar, sınırlı ticaret uygulamaları ve dengesiz döviz kurlarının belirlediği bir dönem başlamıştı. İşte bu konferansın amacı, uluslararası işbirliğini teşvik edecek ve dengesizliğe son verecek bir para siste mini yaratmaktı.

Bretton Woods Sistemi

Yeni sistemin temel özellikleri arasında, dengeli yada sabit döviz kurları; ödeme güçlükleri çeken ülkeleri desteklemek ve yeni anlaşmaları sağlamak üzere Uluslararası Para Fonu (IMF) adında yeni bir merkezi örgüt (2); ve yeni kurulan Dünya Bankası (Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası) yoluyla yapılacak yardımlar yer alıyordu. Dengeli döviz kurlarının saptanması için her IMF üyesinin altın olarak kendi para biriminin değerini kuruluşa bildirmesi gerekiyordu. Bütün para birimleri bu yolla altın olarak değerlendirileceğinden, bu birimler arasındaki döviz kurları da saptanmış olacaktı. Bu kurlar temelde sabitleştirilmişti ve para biriminin değerinde büyük değişikliğe yalnızca bir ülkenin ödemeler dengesindeki önemli bir açık nedeniyle izin veriliyordu. Bir ülke «temel» fazlasını (dışsatımların dış alımlardan fazla olması) düzenleyebilmek için dışsatımlarını pahalılaştırırken, dışalımlarını ucuzlatmak zorundaydı.

ABD dolan ve daha düşük bir derecede İngiliz Sterlini, yeni sistemde önemli bir role sahip oldu. Sterlin uzun bir süreden beri başlıca ticaret yada «sağlam» para birimi olarak önemli bir konuma sahip olmuştu (4). Doların üstünlüğü daha çok savaştan sonra belirdi: dolar pek çok ülkenin hâlâ savaşın yaralarını saramadığı bir dönemde ABD’nin siyasal ve ekonomik gücünü simgelemekteydi. ABD Mâliyesi doların değerini, 31 grm altın=-35 dolar olarak saptadı ve yabancı ülkelerde toplanan doları altına çevirmeyi garanti etti. Bu durum öteki ülkeleri ellerindeki dolar stoklarını arttırmaya yöneltti. Böylelikle dolar ve sterlin tıpkı altın gibi «rezerv» rolünü oynadılar. Bretton Woods sistemi ancak 1958′ de tümüyle uygulanabildi. Savaşı izleyen uzun bir kalkınma döneminin ardından serbestçe bütün büyük para birimleri birbirlerine çevrilebilmeye başladı.

Sterlin Üstünde Baskılar

Bretton Woods sisteminin aksaksız işlemesi için rezerv aracı olarak dolar ve sterlin kullanmaya istekli olması gerekiyordu. Genelde, ülkeler 1964 yılına kadar bu yolu izlediler. Bu tarihten sonra, bir dizi para krizi, yerleşmiş döviz kuru sistemini ortadan kaldırdı. Baskılar genellikle sterlin üstünde yoğunlaştı. Uluslararası güven İngiltere’nin yurtta ve yurt dışında sürekli ekonomik sorunları yüzünden sarsıldı. Uluslararası alanda sterlin

elden çıkarılıyordu. Bu durum, Avrupa dolar piyasasındaki kolaylıkla transfer edilebilir -sıcak» paranın giderek Euro-dolar pazarında toplanmasıyla hızlandı . Sterlin satışları, ancak İngiliz Merkez Bankası’nın, döviz piyasasında sterlini tümüyle kapatmak amacıyla elindeki dövizi çıkarması pahasına önlenebilirdi. Öteki merkez bankalarının İngiltere Bankası’na fon ayırmaları, IMF’nin verdiği borçlar ve yeni bir rezerv değerinin yaratılmasıyla toplam dünya rezervlerinin desteği gibi önlemler sterlini kurtaramadı ve 1967 kasım’ında sterlin 14,3 oranında devalüasyona uğradı.

Piyasadaki güvensizlik kısa zamanda dolar için de geçerli oldu. Elinde dolar bulunduran ülkeler hemen paralarını altına dönüştürmeye başladılar. ABD altın rezervlerinde ciddi bir azalma görüldü. 1971 Nisan’ında ABD başkanı Nixon bu duruma karşı önlemler aldı ve dolar karşılığında altın satımını durdurarak bütün dünyayı şaşırttı. Başkan Nixon’in sürpriz açıklaması yeni uluslararası görüşmelere yolaçtı. Bu görüşmeler

1971 Aralık ayında yapılan Smithsonian anlaşmasıyla sonuçlandı. Bu durum bütün para birimlerinin dolar karşısında yeniden düzenlenmesini doğurdu ve daha gerçekçi bir döviz kurunun oluşmasını sağladı.

Dalgalanan Döviz Kurları

Smithsonian anlaşması piyasadaki güvensizliği gidermedi ve 1972 nin başında yenilenen baskılar Haziran ayında sterlinin «dalgalanma»ya bırakılması ve yabancı döviz piyasasında kendi değerini bulması kararının alınmasına yol-açtı. 1973’ün başında İtalya, İsviçre, Japonya ve sonunda bütün Avrupa para birimleri dolar karşısında serbest bırakıldılar.

Bu genelleştirilmiş dalgalanma sistemi hâlâ vardır . Bununla birlikte yetkililer, pazarların bağımsız olarak oranlan belirlemesine izin vermemekte ve zaman zaman ulusal çıkarlar için müdahale etmektedirler. IMF içinde yada dışında daha dengeli bir para sistemini oluşturmak için gösterilen çabalara karşın, görüşmeler çözümsüz kalmıştır.

Yorum yazın