Claude Henri de Saint Simon

Fransız Sosyalizminin ve idealist Sosyalizmin kurucusudur. Bir Utopist’dir.
1760-1825 yıllarında yaşamıştır.
Kont’tur. Eski ve köklü bir aristokrat ailedendir. Düşünceleri ve dengesiz hareketleri yüzünden ailösinin diğer fertlerile arası* açılmıştır. İstiklâl Savaşı yıllarında Amerikaya gitmiştir. Fransız ihtilâlinde karışık malî işlere girmiş ve tehlikeli duruma düşmüştür. Sefalet çekmiştir. Hayatının sonuna doğru tabanca ile intihara kalkışmış ve yüzünden ağır bir yara almıştır.
Son derece zeki ve zekâsile övünen bir insandı.
Avrupa Birliği için çalışmıştır. Görüşlerini Na- polyona bildirmiş fakat onu düşüncelerine kazanamamıştır.
Yazıları, pek az okunmuştur. Şöhretini etrafına topladıklarının uyandırdıkları kuvvetli cereyana borçludur. Auguste Comte. Bazard ve Enfantin sosyolojik görüşlerini almışlar ve işlemişlerdir. Ferdinand de Lesseps. Michel Chevalier Ve Pereire Kardeşler, teknokrasiye ve iktidar rejimine ait tezini yaymağa çalışmışlardır.
Saint-Simon Hrıstiyanlığın devrini tamamladığına ve yerini yeni bir moral doktrine bırakması gerektiğine inanıyordu. Bu yeni doktrin, saadet ve fikir hürriyeti üzerine kurulacaktı. Yeni bir toplum ve yeni bir din doğması, onun hedefi idi.
Saint-Simon’a göre, «topluma hâkim olan eğilim. sürekli ilerleme ihtiyacı idi. Sürekli ilerleme yahut gelişme, ancak sanayileşerek sağlanabilirdi».
«Avrupa sanayii, yalnız birkaç kişiyi zenginleştirmiş ve çalışan kütleyi boyunduruk altına sokmuştu. Bu durumu düzeltmek ve bir sosyal reform yapmak gerekirdi».
«.Bütün kötülükler, İktisadî düzenin ferdiyetçilik ve fert çıkarları üzerine kurulmuş olmasın- dandı. Sınıf ve imtiyaz farkları kaldırılmadıkça, insanlık ıstıraptan kurtulamıyacaktı. Devlete iktisadı alanda tam ve geniş yetkiler tanınmalıydı. Tek bir makam, bir heykeltraş gibi, toplum bünyesini şekillendirmeliydi. Aristokratların ünvan- ları alınmalı, rahipler sınıfı kaldırılmalı ve burjuva zihniyeti silinmeliydi».
«Yeni sosyal düzen, eksperler ve idareciler tarafından kurulacak ve yürütülecekti. Bu rejim, bir teknokrasi olacaktı. Teknisyenlerin, sanayicilerin ve ilim adamlarının kurdukları bir parlamento bulunmalıydı. Herkese ehliyetine göre mevki verilmeliydi. Bir üretim seferberliği açmak ve Fransayı baştan başa bir şantiye haline getirmek lâzımdı. Aynı değerde emek için bir kimseye diğerinden eksik veya fazla ücret öden- memeliydi».
«Bir sabah halk saray erkânının, düklerin, devlet ileri gelenlerinin, mareşallerin, kardinallerin, markilerin, kontların, baronların öldüklerini öğrenecek olsa., iyi kalpli Fransızlar bu habere üzülürlerdi. Fakat Fransa, hiçbir şey kaybetmiş olmazdı. Ama bir gecede bazı seçkin hekimlerini, mühendislerini, fikir adamlarını, sanatkârlarını, işçilerini kaybedecek olsa. Fransa adetâ ruhsuz kalır, rakip milletler önünde küçük düşer ve bu yerler tekrar dolduruluncağa kadar durumunu düzeltemezdi. Bir milletin büyüklüğü, ünvanlarla değil, ehliyetlerle ölçülmeliydi».
Saint-Simon’un biri kollektivist ve diğeri liberal iki yönü bulunduğu düşünülebilir. Liberaller gibi. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler! prensipini dış ticaret konularında kabul etmiştir. Sanayicilerin kâr hakkını savunmuştur. Buna karşılık totaliter bir rejimdeki gibi tek merkezden düzenlenmesini istemiştir. Ferdin mülkiyet hakkına itiraz etmemekle beraber, büyük toprak sahiplerinin durumunu gayrımeşrû saymıştır. Büyük toprakların ve büyük sanayi tesislerinin topluma mal edilmesine ve sanayicilerin kendilerine ait olmayan işletmelerden kâr payı almalarına taraftar olmuştur.
(Bk; Saint-Simon’cular, idealist Sosyalizm. Ütopist Sosyalizm, Bazard, Enfantin).

Yorum yazın